(s.) dışarı akan; (bot.) ana gövdesi uzamış olan; fizyol kalpten akan (kan ).
excurrent : (s.) dışarı akan; (bot.) ana gövdesi uzamış olan; fizyol kalpten akan (kan ).
Sözlükten Diğer Sözcükler
excursion : (i.) gezinti, yolculuk, kısa süreli seyahat; (mak.) yarım titreşim veya devir hareketi; bu harekette alınan mesafe. excursion ticket özel bir tur için indirimli gidiş dönüş bileti. excursion train özel indirimli tren.
excursive : (s.) dolaşan, belirli bir çizgi takip etmeyen, kararsız.
excursus : (i.) arasöz; konu dışına çıkma, konudan ayrılma.
excuse : (i.) özür, mazeret, bahane, sebep; özür dileme; izin verme, izin, hâk verme.
excuse : (f.) affetmek, mazur görmek, göz yummak, kusura bakmamak; suçsuz çıkarmak, haklı çıkarmak; from ile izin vermek, müsaade etmek. Excuse me özür dilerim, affedersiniz, kusuruma bakmayın. excuse oneself özür dilemek, izin istemek. excusable (s.) affedilebilir. excusably (z.) affolunacak şekilde.