(i). denizde yüzen üstü düz buz kitlesi, buz sahrası.
floe : (i). denizde yüzen üstü düz buz kitlesi, buz sahrası.
Sözlükten Diğer Sözcükler
flog : (f). (ged, ging) dövmek dayak atmak kamçılamak. flogging (i). dayak kötek, kamçı ile dövme.
flood : (i)., (f). sel, taşkın tufan, seylap: met, kabarma; su, deniz, derya, nehir: bolluk: (f). üstüne sel gibi su salıvermek, sel basmak, istilâ etmek: sel gibi akmak, taşmak coşmak; (tıb). (rahim) fazla kanamak. flood control su baskınını önleme. floodgate (i). set kapak. floodlight (i). projektör. floodlighting (i). projektörle aydınlatma. flood of light bol ışık, bol ziya. flood plain (coğr). taşkın ovası. flood of tears sel gibi akan göz yaşı. flood tide met, kabarma. the Flood Nuh tufanı. flooded with letters mektup yağmuruna tutulmuş.
floor : (i)., (f). taş veya tahta döşeme, yer, zemin; dip; kat; yasama meclisi salonunun üyelere ayrılmış kısmı; mecliste söz söyleme hakkı; taban ücret, asgari ücret veya fiyat; (f). taş veya tahta döşemek, kaplamak: vurup yere yıkmak; (k).dili şaşırtmak, ağzını kapatmak; (k).dili yenmek. floorcloth (i). döşemelik muşamba; tahta bezi. floor lamp ayaklı abajur. floor plan (mim). kat planı. floor show varyete, atraksiyon, eğlence programı. floorwalker (i)., (A.B.D). büyük mağazalarda işi idare eden ve müşterilere yardımcı olmak üzere dolaşan adam. ground floor zemin kat. in on the ground floor başlangıçta işe giren. have the floor mecliste söz söyleme hakkı olmak, kürsüye çıkmak. take the floor mecliste söz almak. completely floored tamamen saşırmış. floorer (i). döşemeci. flooring (i). döşemelik.
floozy : (i)., (A.B.D)., argo hafifmeşrep kadın.
flop : (f). (ped, ping) (i). çırpınmak; çöküvermek, dönüvermek; devrilmek; birden düşürmek; argo uyumak; (k).dili başaramamak: (i). çarpma, çarpma sesi; (k).dili başarısız teşebbüs (eser, icat); başarısızlık; çökme, devrilme; argo uyuyacak yer veya fırsat. flop house (i). yoksul kimselerin kaldığı çok basit ve bakımsız bir otel.