Eskiden alnından kurşunlanarak, boğazı kesilerek, tırnakları sökülerek, kolları kesilerek, dövülerek öldürülen birisi olduğunu öğrenen kişinin tüyleri diken diken olur, bu bilgiyi bir an önce hafızasından silmek isterdi. Her şeyi hemen kabul eden zihniyet artık bu ölüm senaryolarını da kabul etti. Öldürmek, Türk dizilerinde meşru sayılır oldu.

Mesela ATV'deki Adanalı dizisi. Ben TV eleştirmeni değilim. Ama bir Adanalı olarak uzaktan ya da yakından bir Adanalılık emaresi göremediğim Oktay Kaynarca'nın can sıkıcı rolü gerçeğin çok ötesinde. Hiçbir Adanalı bıyığını yemiyor ve her şaşırdığında “abov” demiyor. Abartı bir acı tutkusu da yoktur. En azından bir Adanalı kahvaltıda ekmeğin arasına biber dürüp yemiyor. Bunlar TV eleştirmenlerinin işi, bizi ilgilendirmiyor. Söz Adana'dan ve Adanalılıktan açılınca dayanamadım. Bizi ilgilendiren; bu dizide tekme tokat kalabalığa dalıp 5 tane adamı yere seren Mehmet Akif Alakurt'tur. Silahını eline alan ve önüne çıkanı vuran baş komiser Selim Demiratar'dır ve diğerleridir.

Kanal D'deki Gece Gündüz'de psikopat komiser Sarp Leventoğlu suçluların kafasını koparıyor. Arka Sokaklar'da kaçan suçluyu vuruyorlar. Kurtlar Vadisi'ni bilmeyen mi var; kan gövdeyi götürüyor, izleyiciler adam öldürüldükçe alkış tutuyorlar.

Durumun gün geçtikçe vahimleşen yüzünü sokaklarda boğazı kesilerek öldürülen masum insanlardan görebiliyoruz. Görebiliyoruz ama bu gidişe bir dur demiyoruz. İçinde aksiyon olan her atraksiyonda kan var, ölüm var. Aldığı mermi darbesiyle yere serilen insanları görmek bırakın küçük çocukları benim aklımı bile karıştırdı. Tokmağı hızlı vurulan her kapının ardında her an eli silahlı adamlar olabilir diye düşünebilirim.

Gelecek bizim için var ama geçmişi unutarak geleceğe gidemeyiz. “Bizimkiler” gibi gayet nezih dizilerin yerini vurdulu kırdılı yapımlar aldı. Gençlerin “mafya babası” ya da “psikopat ama iyi adam” modunda sokaklarda gezdiğini görmek için çok keskin bir bakışınızın olması gerekmiyor. Dikkatli bir bakış rezaleti anlayabilir.

Yetkili mercilerin frene basma zamanı geldi. Yoksa senaristler, suçluların polislerce diri diri yakıldığı senaryoları her an yazmaya başlayabilir. Çok izlenen, çok iyi olan demek değildir. Çok izlenen çok kötü de olabilir. Sanat, sanat için olmalı. Sanat toplum için olmamalı. Çünkü toplumların istedikleri her zaman doğru olan değildir. Toplum bazen yanlışı da isteyebilir.

Emniyet mensuplarının imajını kirleten bu tür yapımların sonucuna hiç kimse katlanamaz. Bunlar yapım değil yıkımdır. Diziler daha beyaz olabilir.

Sabah kuşağı, evlendirme, yarışma programlarından gına geldi. Bari dizilerde nefes alalım.