+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 Sayfadan 1. Sayfa 1 2 SonuncuSonuncu
Toplam 16 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

  1. #1
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

    Levent Üzümcü: Ben mutfağa mutfak demem mutfakta baharat olmayınca!



    'Avrupa Yakası' dizisinde oyunculuğuyla göz dolduran Levent Üzümcü, tam bir lezzet adamı. Bir Egeli olarak otları mutfağından eksik etmiyor, Antep yemeklerine bayılıyor.

    Yorucu geçen bir prova sonrası yakaladık, 'Avrupa Yakası' dizisinin 'Cem'ini, yani Levent Üzümcü'yü. Israrlarımızı kırmayıp, iki işinin arasına söyleşimizi sıkıştırıverdi. Dizi seti ile tiyatro arasında mekik dokuyan Üzümcü, mutfakta da oyunculukta olduğu kadar başarılı. İzmirli oyuncu her Egeli gibi otlara düşkün olsa da, acısıyla ünlü Antep mutfağına bayılıyor. "Baharatsız mutfak, mutfak olmaz" diyen Üzümcü, biberiyeden muskata, paprikadan Meksika acısına kadar pek çok baharat çeşidini mutfağından eksik etmiyor. İşte Levent Üzümcü'nün mutfak ve yemek sırları...

    * İyi yemek yaptığınızı duyduk ama tiyatro ve dizi seti arasında koşuştururken mutfağa girip yemek yapmaya fırsat bulabiliyor musunuz?
    Yapılan hazır yemek bile olsa, onu kendim hazırlamaktan çok büyük keyif alıyorum. Programım ne kadar yoğun olursa olsun, kendime mutfakta zaman ayırmak beni resmen rahatlatıyor.

    * Peki evde genelde yemekleri kim yapar; siz mi, eşiniz mi?
    Oğlumuz Ada'yı yaptığımız gibi, tam bir ortak çalışma oluyor!

    * Peki Ada'ya özel olarak hazırladığınız yemekler var mı?
    Ada 8 aylık olduğundan bu yana, biz ne yersek aynısını yiyor! Genelde çocukların sebze yemekleriyle araları iyi olmadığı için, ona sebzeleri haşlayıp yedirme yoluna gidiyoruz. Açıkça söylemek gerekirse, bu da bizi kurtarıyor.

    * Evde sık sık arkadaşlarınıza yemek daveti verir misiniz?
    Çok sık yapamıyoruz ama ağırladık mı, arkadaşlarımız kolay kolay bu daveti unutamaz.

    * En çok neler pişirirsiniz?
    Ben deniz ürünlerinde iyiyim. Deniz ürünlerinin her türünü, her şekilde yapabilirim. Onun dışında deneysel yemeklerde iyiyimdir. Aklıma gelen şeyleri hemen yapıveririm. Alışveriş merkezinde balıkçının önünden geçerken o güne kadar hiç pişirmediğim bir balık çıkarsa karşıma, nasıl bir şey yapabileceğimi düşünüp, hemen uygularım.



    * Arkadaşlarınızla tariflerinizi paylaşır mısınız?
    Öneriler alırım, paylaşırım çünkü yemek yapmak, o tarifi sadece sizin bilmeniz demek değildir. Yemek yapmak demek, bence sizin elinizin ayarıdır.

    * Egeli olarak otları mutlaka ki seviyorsunuzdur. İstanbul'da hepsini bulmak zor ama genelde ne pişirirsiniz?
    Karışık otu çok seviyorum, ayrıca istifnoyu, muhliyeyi çok severim. Muhliyeyi Kıbrıslılar ve Araplar bilirler. Tavukla muhliye yapmaya bayılırlar onlar. Özellikle acı radikaya bayılırım. Zaten ot dediğiniz şey, çok büyük bir pişirme yeteneği gerektirmez. Haşlarsınız ve zeytinyağlı bir sosla yersiniz.

    * Sizin en çok sevdiğiniz, 'bayılırım' dediğiniz yemek hangisi?
    Kuzu etli enginar. Ölürüm kendisine! Bir de soğanlı yahni.

    * Yemeklerde eti çok kullanır mısınız?
    Tavuğu da, kırmızı eti de çok kullanırım.

    * Mutfak alışverişlerini siz mi yaparsınız?
    Eşimle birlikte yaparız.

    * Ege mutfağını çok sevdiğinizi biliyoruz. Başka hangi mutfakları beğenirsiniz?
    Antep yemeklerini çok severim mesela. Ben yanlış yerde doğmuşum! Tamam Ege yemeklerini çok severim ama ben acı meraklısı biriyim. Arkadaşlarım gittikleri yabancı ülkelerden bana acı getirir. Bir de İtalyan mutfağını da çok seviyorum.
    Sağlıklı beslenirim

    * İstanbul'da özellikle gittiğiniz ve yemeklerini sevdiğiniz mekânlar var mı?
    Karşıda Bağdat Caddesi civarında birkaç tane mekan var; İl Padrino, İl Piccollo, Kırıntı. Alira Cafe'nin özellikle devekuşu etli salatası çok güzel.

    * Sağlıklı beslenmeye dikkat eder misiniz?
    Aslında sağlıklı beslenme ağız tadıyla çok ilgili. Salatayı da beyaz eti de aynı iştahla yiyebiliyorum.

    * Düzenli beslenmeye çalışma şartlarınız mı engel oluyor? Genelde çoğumuz bu bahanenin arkasına sığınırız da...
    Aslında bunun meslekle hiçbir alakası yok. Sonuçta yanınızda bir çanta olduktan sonra bu hiç sorun değil.

    * Peki 'Mutfağımda olmazsa olmaz' dediğiniz şeyler neler?
    Benim mutfağımda mutlaka biberiyeden muskata, paprikadan Meksika acısına kadar pek çok baharat bulunmalı. Çekme karabiberin türlerinden, renklerine kadar mutlak suretle baharat zenginliği olmalı. Çünkü yemeğe lezzet veren şey, senin o içine kattığın baharatlardır. Milyon tane değişik tat veren fantezi baharat, başka bir şey yapar yemeği. Baharat olmazsa mutfak olmaz.

  2. #2
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

    Avrupa Yakası"nın İzmirli yakışıklısı Levent Üzümcü farklı giyim alışkanlıklarına sahip
    "Takım elbim yok" desem inanır mısınız?
    Spor giyimi tercih eden Üzümcü, aksesuvara karşı, saat bile takmıyor. Renklerden; kırmızı, mavi ve siyah favorileri. Pembe ve mor ise hiç kullanmadığı iki renk...

    Çekimlerine Eylül'de başlanacak "Beyza'nın Kadınları" ve "Sağ Salim" adlı iki filmde yer alacak Levent Üzümcü, "Kavga, gürültüyle başarı kalıcı olamaz" diyor

    RÖPORTAJ: MÜJGAN KULLE
    Atv'nin reyting rekortmeni dizisi "Avrupa Yakası"nın Cem'i "ünlülerle söyleşiler" köşemizin bu haftaki konuğu... Levent Üzümcü ile geçmişten bugüne uzanan sıcak bir söyleşi yaptık. Çocukluk hayallerinden yeni projelerine, modaya bakışından oğlu Ada ile ilişkilerine kadar pek çok şeyi konuştuk:
    HAYAT RÜZGARLARI
    * Sizi "Biz Size Aşık Olduk" dizisinde tanıdık. Avrupa Yakası ile de 7'den 70'e herkes tarafından tanındınız.
    - İşte... Hayatın size ne getireceğini bilemiyorsunuz. Kimi ellisinde, kimi otuzunda tanınıyor. Kiminin ise kitlelere ulaşamadan kariyeri bitiyor. Sadece biz oyuncular arasındaki saygın yerleriyle göçüp gidiyorlar hayattan. Kimi de sadece tiyatro yaparak, bizleri televizyonda izleyerek, Van'da, Erzurum'da, Diyarbakır'da, Sivas'ta çalışıyor.
    Onlar da en az bizim kadar iyi oyuncular. Sadece seçimler ve zorunluluklar biz oyuncuları ordan oraya savururken dediğiniz gibi reyting rekorları kıran bir dizi sizi ister istemez farklı bir noktaya sürüklüyor. Tabii ki getirileri ve götürüleri farklı oluyor.
    İKİ YENİ PROJE
    * Peki bu dizinin size getirileri neler oldu?
    - Sinema filmi teklifi getirdi iki tane... İlki olan "Beyza'nın Kadınları"nı Mustafa Altıoklar yönetiminde, ikincisi olan "Sağ Salim"i de Hakan Algül yönetmeniğinde Eylül'de çekicez. Dediğim gibi tercihleriniz hayatınıza yön veriyor. Rüzgara yön veremezsiniz ama; geminizin dümen kontrolü sizdedir.
    * Gazanfer Özcan, Hümeyra, Ata Demirer ve Gülse Birsel'le aynı dizide olmak çok eğlenceli herhalde.
    - Olmaz mı... Böyle bir dizi, oyuncular eğlenmeden çekilmez. Zaten kavga, gürültüyle başarı kalıcı olamaz. Hepsi ayrı bir yetenek olan arkadaşlarımız ve ustalarımızla gülmek, o anı paylaşmak çok özel.
    CEM VE LEVENT
    * "Avrupa Yakası"nda Cem, karakteri ile karşımıza çıkıyorsunuz. Cem ve Levent Üzümcü arasında benzerlikler var mı?
    - İkimiz de uzun boyluyuz tek benzerlik bu (gülüyor)...
    * Size göre bu dizinin bu kadar sevilmesinin nedeni ne?
    - Kimin neyi beğenip, neden hoşlanıp, neyi rekora taşıyacağını bilemediğiniz bir coğrafyada yaşıyoruz. "Bu dizi tutar" dediğiniz diziler, üçüncü bölümlerinde kalkarken, "Bu da ne!" dediğiniz diziler tutuyor. Senaryomuz çok güçlü, oyunculuklarımız farklı ve ilgi çekici rollerin kişilere dağılımı başarılı... Bir de komedinin iyi yapılmışına ihtayacı olan izleyici olunca, işte size tutan bir iş. Ama dediğim gibi tutmayabilirdi de...
    O AN
    * Oyunculuk çocukluk hayaliniz miydi?
    - Hayır canım... Ben latin dili okumak istiyordum lise sona kadar.
    * İlk oyunculuk deneyiminizi hatırlıyor musunuz?
    - Lise tiyatrosunda "Düğün ya da Davul" adlı oyunla başladı. Oyunun yazarı, Haşmet Zeybek'le şu an aynı kurumda oyunculuk yapıyoruz.
    * Bu mesleği seçme sebebiniz ne oldu?
    - İşte... Lisede oyunumuzu oynarken bir gün Maltepe Askeri Lisesi'ne turne yaptık. Oyunda düştüm bir kovalamaca sahnesinde ama; sahneyi bitirdim. Yüzlerce asker durumun zorluğunu ve çabamı farkettiler ki sahnenin bitiminde bir alkış koptu. An işte o andır...
    TİYATRO VE EĞİTİM
    * Konservatuvar mezunu olarak tiyatronun sizdeki yeri nedir?
    - Tiyatronun sizde bir yerinin olması için okul bitirmenize gerek yok. Sadece gönlünüzde bir yer vardır ve eğitim daha çok oynaya oynaya alınan bir şeydir.
    * Peki günümüzde televizyon dizilerinin tiyatro oyunlarının önüne geçmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
    - Sorunuza cevap verirsem bu önermenizi kabul etmiş olurum. Kabul etmediğim bir önerme olduğunu ise "Dantonun Ölümü" adlı oyunumuzun Van turnesindeki seyirci coşkusu ve alkışlarla da kanıtlarım...
    İZMİR ÖZLEMİ
    * İzmir'de büyümüş ve yetişmiş biri olarak İstanbul'da yaşamak zor olmuyor mu?
    - Var tabii zorlukları. İnsan anlayışı ve sıcaklık İzmir'deki gibi değil ÖRNEĞİN. Ama sağolsun güzel şehrim, burada bayağı bir İzmirli varız.
    * İzmir'in en çok neyini seviyor ve özlüyorsunuz?
    - Beni bir tek siz anlarsınız, başka da kime anlatsam yaşamayanın bilemeyeceği her türlü şeyini özledim. Kimi izbe otobüs duraklarını bile... Daha ne diyeyim.
    MODAYA BAKIŞI
    * Biraz da moda... Genelde spor kıyafetler içinde görüyoruz sizi.
    - Takım elbisem yok desem inanır mısınız?
    * Tahmin etmiştim... Peki renk seçiminiz?
    - Pembe ve mor dışındaki neredeyse her renk... Ama kırmızı, mavi ve siyah favorilerim.
    * Ya aksesuvarlar...
    - Hiçbir aksesuvar kullanmıyorum. Saat, küpe, hızma, halhal ve sıkıntı veren kolye, yüzük bana gelmiyor.
    * Peki bakımlı bir erkek misiniz?
    - Her sabah, duş almak ve sakal traşı olmak bakımsa evet...
    Seviyeli sorulara teşekkür
    * Formunuzu nasıl koruyorsunuz?
    - Özel bir antrenörle çalışıyorum.
    * Levent Üzümcü iç dünyasında nasıl biri?
    - Dış dünyasındaki gibi. Yok öyle birtakım sahtelikler... Sadelikler var o kadar.
    * Boş vakitlerinde neler yapar?
    - Bu tamlamanın ne demek olduğunu bile anlamaktan uzağım desem.(gülüyor)
    * Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
    - Bana sorduğunuz seviyeli sorularınız için teşekkür ederim. İzmir'e sevgiler... Her semtinin her izbeliğinin her güzelliğinin keyfine orda yaşarken varmanız dileğiyle.
    Ada, "Babasının Oğlu" olacak
    Ben 4. kattaki evimize su borularından tırmanarak girerdim. Ada da aynı yolda ilerliyor.
    * Çiçeği burnunda bir babasınız. Oğlunuz Ada ile ilişkiniz nasıl?
    - İlişkimiz, gayet onun belirlediği çizgiler ve benim o çizgiler üzerine yorumlarımla gelişiyor.
    İnsan baba olunca.... Yahu ne desem boş baba olan anlar, anlatılmaz o...
    * Yoğun bir tempoda çalışmak oğlunuz Ada'ya vakit ayırmanızda sorun yaratıyor mu?
    - Şu an Ayvalık'talar annesiyle. Ben de film çekimi için İstanbul'dayım. Sesini, gülüşünü, sarılmasını özledim. O denizden, güneşten kısaca yaz nimetlerinden yararlanıyor. Tek rahatlatan şey beni bunu bilmek...
    * Peki... Baba oğul en çok ne yapmak sizi mutlu ediyor?
    - "Baba hadi, sen saklan" adlı replik ve müthiş bir kovalamacanın başlaması, küçük evimizde çığlık kıyamet yaşanan mutlu anlar beni gerçekten çok mutlu ediyor.
    * Ada nasıl bir çocuk? "Babasının oğlu" dediğiniz oluyor mu?
    - Karşıyaka Çamlık'ta, 4. kattaki evimize su borularından inip çıkardım. Bir gün karşı komşu beni öyle görünce düşüp bayıldı. Aynı yolda gidiyor... Gayet ele avuca sığmaz bir delikanlı.

  3. #3
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

    Hayatımın en güzel dönemi'



    "Avrupa Yakası"nın başarılı ve yakışıklı oyuncusu Levent Üzümcü'nün 18 aylık baba olduğunu biliyor muydunuz? Üzümcü çifti, çocuk sahibi olmaya nasıl karar verdiklerini ve bebekleri olduktan sonraki duygularını Bebeğim ve Biz dergisine anlattı.

    Levent Üzümcü'yü ilk olarak "Biz Size Aşık Olduk" adlı televizyon dizisiyle tanıdık. Son zamanlarda da "Avrupa Yakası" dizisinde "Cem" karakteriyle, herkesin beğenisini kazanmaya devam ediyor. Çiçeği burnunda baba Levent Üzümcü ve anne Ebru Üzümcü'yle Bebeğim ve Biz dergisi çocukları üzerine konuştu.

    * Eşinizin hamilelik döneminde neler yaşadınız?
    Levent: O kilo aldı, ben de aldım. Bir gün kendimi televizyonda izlerken çok kilo aldığımı fark ettim. Ben tam bunu düşünürken babam aradı ve bana "Oğlum çok kilo almışsın" dedi.

    * Anne olmak size neler hissettiriyor?
    Ebru: O kadar yoğun bir duygu ki... Alışılmış bir söz olacak, ama hakikaten anlatılamaz. Hayatım boyunca üzerime aldığım işlerin altından kalkmışımdır, ama çocuk bakmak çok zor. Ama ona baktığım zaman kendimle gurur duyuyorum ve "Biz ne kadar güzel bir şey yapmışız" diyorum. Kendimi tamamlanmış hissediyorum, sanki bir bütünün parçası oldum. Benim için büyük bir mutluluk ve hakikaten gurur verici. Çocuk sahibi olmak sizi sorumlu bir dünya vatandaşı yapıyor. Çünkü şimdi dünya, onun da dünyası ve neler yaptığımız daha bir önem kazandı.



    Sizin uzmanlık alanınız nedir?
    Ebru: Benim uzmanlık alanım aslında "Aile İçi Şiddet". Bu konu üzerine Amerika'da bir rehabilitasyon merkezinde, şiddete ve cinsel tacize maruz kalmış çocuklarla çalıştım. Her yaş grubundan çocuklarla; bebekliklerinden tutun, 18 yaşına kadar olan bütün çocuklarla birlikteydim.
    Levent bey hamileliğinizde size yardımcı oldu mu?
    Ebru: Hamilelik dönemimde Levent, sürekli yanımdaydı ve bana her zaman yardım etmeye hazırdı. Levent'ten asıl yardımı doğumdan sonra gördüm. Çünkü doğumdan hemen sonra ben ciddi bir depresyon geçirdim. Hakikaten çok zor bir dönemdi. O dönem Levent hakikaten büyük bir sabırla her an yanımdaydı. Sevgisini ve desteğini hep hissettirdi. Beni "Geçecek canım, bak birlikte başaracağız" diyerek sürekli teselli etti.

    * Evden iki kişi çıkıyorsunuz ve kucağınızda bir bebekle üç kişi olarak dönüyorsunuz...
    Levent: Ada'ya baktığım zamanlarda yabancılaştığım çok oluyordu. Hamilelik süresince bebeğin cinsiyetini bildiğimiz için bebeğin adını belirlemiştik. Kendimizi Ada'ya göre hazırlıyorduk. Artık ileri teknolojiler sayesinde de simasını görebiliyorsun. Sürekli bizimle var olmuştu ve o küçük kalp parçacığını gördüğümden bu yana kendimi hazırlamıştım.

    * Neden 6 yıl sonra çocuk sahibi olmaya karar verdiniz?
    Levent: Bu ikimizin aldığı bir karardı. Çevremizde bizimle birlikte başlayan ilişkilerin yüzde 95'i bitti. Bu yüzden ilk önce kendimizi tanımak istedik. Çünkü ikimiz de çok erken 23-24 yaşında evlendik. Ayrılan insanlara saygım var, beni yanlış anlamasınlar. Ama ilişki bitecekse o ilişkiyi kurtarmak için çocuk yapmanın bir anlamı yok.

    * Çocuk sahibi olmak size neler kazandırdı?
    Ebru: 5 saat uykuyla yaşayabileceğimi öğrendim. Dünyada ne kadar çok keyif alınabilecek ufak tefek şeylerin olduğunu fark ediyorsunuz.
    Levent: Ada'dan öğrendiğim kadarıyla, çocuklar, kendi ayaklarının üzerinde durabilen ve kendi kararlarını alıp onların üzerinde diretebilen varlıklar. Onun o durumuna ne kadar saygı duyuyorsan, o da sana o kadar sevgi duyuyor.

  4. #4
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

    Bir film teklifi bile gelmedi



    Avrupa Yakası'nın Cem'i Levent Üzümcü, reklam filmiyle de gündemde. Filmde sevgilisinin şehir dışında olduğunu telefonda öğrenen Üzümcü, 'Evet, ben de öyle bir insanımdır' diyor

    İSTANBUL - 'Avrupa Yakası' dizisinde, Aslı'yla (Gülse Birsel) bir türlü istediği gibi bir aşk yaşayamayan genel müdür Cem'i, yani Levent Üzümcü'yü, son olarak Garanti Bankası reklamlarında yine mağdur durumda kalmış, sevgilisinden yardım isteyen bir adam olarak gördük. Daha önce farklı dizilerden de göz aşinalığımız olan Üzümcü, aslında eğitimli bir tiyatrocu ve oyuncu yönetmeni. İzmirli olan Üzümcü Eskişehir'de konservatuvarda okuyup, Los Angeles Film Okulu'nda aktör yönetmenliği üzerine eğitim almış. Bir dönem Bursa Devlet Diyatrosu'nda oyunculuk yapmış. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda çalıştığı sıralarda dizi oyunculuğu macerası başlamış. Sekiz yıllık evli ve Ada adında bir oğlu var.

    Los Angeles'ta oyuncu yönetmenliği eğitimi almışsınız. Ne zamandı?
    Ben 1997 yılında evlendim, 1999 yılında da eşimle birlikte gittik Amerika'ya.

    Eşiniz de oyuncu mu?
    Hayır, eşim psikolog. O da orada psikoloji yüksek lisansı yaptı. Evlilik, aile ve çocuk terapisti oldu.

    Ne kadar kaldınız Amerika'da?
    Üç yıl. Bir yandan çalışıp bir yandan okudum. Benzin istasyonunda çalıştım.

    Döndükten sonra ne yaptınız?
    ANS'ta oyuncu yönetmenliği yaptım. Aldığım eğitim oydu. Herkes bana 'Lütfen, oyunculuk yapar mısın?' diyordu. Ben de 'Ben artık televizyona oyunculuk yapmak istemiyorum. Mümkünse tiyatro yapıp şöyle şöyle bir şeyler yapmak istiyorum,' diyordum. Ama oyuncu yönetmenliği çok fazla vaktimi almaya başladı. Bazen 15, 18, 24 saat çalıştığımız zamanlar oluyordu. Ondan sonra 'Ne yapalım ne edelim' derken, biraz da para kazanmaya başladım, 'Hadi çocuk yapalım' dedik eşimle, çocuğumuzu yaptık. Sonra dizilerde oyunculuk için teklif gelmeye başladı. Ben hâlâ tiyatro yapmak istiyorum. İkisi de oldu, hem tiyatro yaptım hem dizilerde oynadım. Şimdi de İstanbul Şehir Tiyatroları'nda oyuncuyum.

    Tiyatro tutkunusunuz herhalde...
    Aslına bakarsan Ada doğmadan önce daha çok tutkundum tiyatroya. Ada'dan sonra hayatımda önem verdiğim şeylerin dereceleri çok değişti. Eskiden 'Tiyatrosuz yaşayamam' gibi büyük laflar etmişim. Tiyatro önemini yitirmez. Ama ben Ada doğduktan sonra tiyatroyu biraz daha arka plana ittim.

    Neden peki?
    Çocuğun olduktan sonra her şey o kadar değişiyor ki... Mesela artık otomobille 200 yapmıyorsun.

    'Avrupa Yakası'ndan sonra çok ünlendiniz. Neler değişti hayatınızda?
    Yolda durduran insan sayısı arttı, onun dışında çok fazla bir şey değişmedi.

    Ne diyor insanlar size?
    'Çok beğenerek izliyoruz' adlı Türk atasözünü! 'Beğenerek izliyoruz Cem bey', 'Teşekkür ederim' diyorum. Ne diyeyim. Hayatımda değişen tek şey bu.

    Bundan sıkılmış gibi bir haliniz var.
    Yok, sıkılmadım. Ben şu an Türkiye'de yapılan diziler içerisinde en iyi işin içinde olduğumu düşünüyorum. Ben bir gün dedim ki, 'Bana piyango çıkarsa artık dizilerde oynamam'. Ama şu an çıksa ben bu dizinin sonuna kadar giderim, çok seviyorum çünkü. İnan bana çok eğleniyoruz.

    Ekiple ilişkileriniz nasıl?
    Çok iyi. Lafta değil. Her çarşamba bir kafeye gidip diziyi hep birlikte izliyoruz. O kadar önemli bir sinerji var ki aramızda...
    Bir reklamda rol aldınız. Sevgilinize telefon ediyorsunuz ve şehir dışında olduğunu öğreniyorsunuz.

    Gerçekten siz de öyle mi davranırsınız?
    Evet, ben öyle bir insanımdır. Gitme ihtimali vardıysa ve gittiyse o önemli değildir. Orada 'Ne, şehir dışında mısın? O önemli değil, şu an yağmurun altında fare gibi ıslandım, sucuk oldum, rica etsem bana bir şekilde yardım eder misin?' durumu var. Çok takıldılar buna sağ olsun değerli köşe yazarlarımız ama biz bunu çekerken çok da üzerinde düşünülecek bir şey olarak görmedik yani. 'Böyle mi oldu, vaaaay, günümüzde ilişkiler...' diyenler çok da haklı değil. Olur, böyle yaşayan insanlar da vardır.
    Ben de öyle sevdiği insanı sarılıp da boğacak kadar sıkan biri değilimdir. Eğer seviyorsan biraz özgür bırakmalısın. Ha gidip başkalarıyla oluyorsa o ayrı bir mevzu.

    Son dönemde pek çok sinema filmi yapıldı. Size de teklifler var mı?
    Valla ben birtakım klanların içine giremiyorum. Gidip de bir takım mekânlarda 'Beni oynat' ya da 'Aa bu proje harika, içinde olmak isterim,' gibi laflar edemiyorum. 32 yaşımdayım, elimden geleni ardıma koymuyorum, en iyisini yapmaya çalışıyorum. Bugüne kadar bana gelmiş 35'lik teklifi bile yok. 'Demek ki ben iyi bir oyuncu değilim ki bana teklif gelmiyor,' diyorum.

    Hangi filmleri beğendiniz?
    'Yazı Tura' ile 'Gönül Yarası'. İkisi de filmlikten çıkmış şiir olmuşlar.

    Diziden çok para kazandınız mı?
    Çok para kazanmadım, ama iyi para kazanıyorum. Yani bir ev alabilecek kadar para kazandım, evimizi aldık, sıfırım şimdi.

  5. #5
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

    Cem ile yemeğe çıkın tatlılar bedavaya gelsin

    Ay pardon, "Levent" demem gerekirdi. Ama Avrupa Yakası'nın yakışıklı jönü gerçekten de çok eğlenceli. Eşi Ebru'nun da katıldığı sohbetimiz, Touareg ile prestijli bir havaya büründü.

    Talihsiz bir telefon konuşması: - Gülseciğim (Birsel) Rahşan ben. - Aa Raşocum nasılsın? - İyiyim Gülseciğim, ama bir ricam olacak, ben dizide senin sevgilini oynayan Atilla ile röportaj yapmak istiyorum... - Atilla'mı niye bana soruyorsun ki? - Başka kime sorayım? - Nası yani, Büyük İskender filminde oynayan Atilla ile röp yapmak için neden benden izin alıyorsun ki? - Yaa Gülse. Anlatamadım, Aslı diyorum sevgilisi diyorum... - İyi de Aslı'nın sevgilisinin adı Cem! Ama kusura bakma bugün tam 26 sayfa ezberledim ve şimdi çekimden çıktım... - Ayy asıl ben özür dilerim ben de çok yoğun bir gün geçirdim... (Kapanan telefon ve evimde oluşan nurlu bir sessizlik...) Yaa değerli okurlar işte bu haftaki söyleşim, kırdığım bir pot ile başladı. Ama Gülse Birsel'e rezil olmam bile beni yolumdan çeviremedi. Son yıllarda en çok güldüğüm televizyon dizisi olan Avrupa Yakası'nda yakışıklı jön rolünü başarıyla canlandıran Levent Üzümcü ile bir öğleden sonra geçirmek ve onu yakından tanımak tek dileğimdi. Çünkü dizide canlandırdığı aşık, izlerken o kadar doğal ve sıcak geliyor ki insana, ister istemez kendinizi hayallere kaptırıyorsunuz. Geçtiğimiz sezon daha aklı başında ve metroseksüel bir görüntü sergileyen karakter, bu yıl genelgeçer Türk zevkine daha çok hitap eden kıskanç, tutkulu ama saf ve temiz aşığa dönüştü ve birçok insanın sempatisini kazandı..Uzun boylu, yakışıklı ve hayli karizmatik Levent Üzümcü ile ilk telefon konuşmalarımız, Gülse ile olan diyaloğumun aksine çok daha eğlenceli geçiyor. Açıkçası rahatlığı ve esprili tarzı ile hemen "senli benli" oluveriyoruz. Çekim günü hayli yorgunum. Formula 1 sayfasının hazırlanması için sabah 06.00'da kalkıp helikopter ile piste gidip geldim. Ardından Volkswagen Touareg V6'ya atlayıp midem bulana bulana Levent ile buluşmaya gittim. Açıkçası böylesi bir sarsıntının ardından ne eğlenecek halim ne de eğlendirecek takatim vardı. Buluşma yerine vardığımda Levent, sıcacık bir gülümseme ile beni bekliyordu. Hemen direksiyona onu geçirdim. Bağdat Caddesi'nde bu hayli yakışıklı adamla bir Touareg'in içindeydim ve tek yapabildiğim şey esnemekti. Birazcık yol aldıktan sonra otomobili sağa çekti. Ve "Ebruu" diye seslenmeye başladı. Eşinden bahsediyordu. Ve otomobili ona göstermek istiyordu. Ebru da bizimle çekime gelmeye karar verince, üç kişilik ilginç bir ekip olduk. Tabii böylesine tatlı bir çifti, bir arada görünce biraz dedikodu yapmak gerekiyor. Ebru ve Levent, üniversite yıllarında tanışmışlar. Ve bir gün Levent, "Benimle evleneceksen evlen, yoksa beni kandırıp durma" diye acıklı bir tirada başlayınca hayatlarının en keyifli macerasına imza atmayı başarmışlar.

    AMERİKA'DAKİ ÇILGIN KOMŞULAR
    Levent, Eşkişehir Anadolu Üniversitesi'nde oyunculuk eğitimi almış. Eşi ise psikolog. Üç yıl Amerika'da Los Angeles'ta yaşamışlar ve çok eğlenmişler. Öyle çılgın komşuları varmış ki, onları çalıştıkları itfaiye aracının sirenlerini açıp gezdirmişler bile.Levent burada oyuncu yönetmenliği konusunda dersler almış. Ama Türkiye'ye döndüğünde tiyatro yapmayı yeğlemiş. Maddi sorunlar nedeniyle bir televizyon dizisinin seçmelerine katılmış. Ve uzun süre "Küçük İbo" dizisinde rol almış. Ama içinde hep komedi oynama isteği varmış. Avrupa Yakası'nda ilk kez çok sevdiği bir tarzı, muhteşem bir kadro ile yorumlama imkanına kavuşmuş. Bir izleyici olarak özellikle "Kargalarr... Kargalarr" repliğinin olduğu bölümde Ata Demirer ile yarattıkları kimyaya hayran kalmıştım. Bu arada Levent Üzümcü ile Ata Demirer aynı gün aynı yıl ve aynı saatte doğmuşlar... 1972 doğumlu Üzümcü, artık oyunculuk anlamında seçici olabildiği ve 15 yıllık kariyerinde böylesine eğlenceli bir karakteri canlandırabildiği için çok mutlu. Tabii mutluluk kaynağı bir tek işi ile sınırlı değil. Küçük kızı ve eşi ile de gurur duyuyor. "Hemen ayrılırım" diye gittiğim söyleşi, tüm bir öğleden sonramı aldı. Üçümüz kendimizi bir Meksika restoranında buluverdik. Güneşli bir havada Touareg ile bir restorana gittiğinizde insanların yaklaşımı biraz farklı oluyor tabii. Ama bu karışıma, yakışıklı ve çok popüler bir oyuncuyu da eklediğinizde karizmanız bir anda tavana vurabiliyor. Hatta müessese bedava tatlı bile gönderiyor masanıza...
    BENCE Levent Üzümcü ve eşi, huzur dolu hayatlarını bir öğleden sonra da olsa benimle paylaştılar. Bense sonra soy soyladım ve boy boyladım... Bir nevi evinden uzak yalnız kovboy
    RahşanGülşant

  6. #6
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

    İlk oyununu sahnede emekleyerek ve sürüklenerek bitiren
    bir tiyatro sevdalısı:

    LEVENT ÜZÜMCÜ



    O'nun ilk sahne tecrübesi düşe kalka olmuş.
    Zorlukla, sürüklenerek ve emekliyerek bitirdiği rolünü şöyle anlatıyor:

    "1989-90 yılında lisede okurken, Haşmet Zeybek'in "Düğün Ya da Davul" adlı oyununu oynuyorduk. Sahnede oyunu oynarken, rahatsızlığım sonucu düştüm, dizlerim kilitlendi; emekliye emekliye; sürüklenerek rolümü bitirebildim. O anda bana destek olsun diye salondaki tüm seyircilerden bir alkış koptu. İşte o an çok etkilendim. Eve gittiğimde "Ben tiyatro oyuncusu olmaya karar verdim" dedim."

    Bu alkışlarla başlamış Atv'nin reyting rekoru kıran dizisi "Avrupa Yakası"nda oynayan Levent Üzümcü'nün oyunculuk tutkusu; hemen hemen tüm oyuncularda olduğu gibi:
    alkışlar ve sahne tozu...
    Geçenlerde ( Nisan 2006) Show Tv'de "Serseri Aşıklar"ı seyrettim. Müjde Ar, Salih Güney ve Nursel İdiz'le beraber oynadığı bu dizinin çekim tarihi 2003. Bu konuda dertli Levent Üzümcü...

    "Türkiye'de 'Telif Hakları Yasası' biz oyuncular için olmadığından, kanallardaki sayın sahiplerimiz, biz kölelerinin daha önce çekip, her hakkıyla kendilerine teslim ettiğimiz işlerimizi gönüllerince oynatabilme hakkına sahiptirler. En ufak bir hak aramak, sizi piyasada istenmeyen adam ilan ettirebilir. Umarım, yakında kurulacak olan sendika bu işi kökünden halledip, yeni sahipler oluşmasının önüne geçecek..." diyor...

    Lise eğitiminden sonra dört yıl Eskişehir Konservatuarı'nın Tiyatro Bölümü'nü okumuş Levent Üzümcü.

    "Oyunculuk eğitiminden sonra Eskişehir'de kalacaktım. Bir üst sınıfım 'Eskişehir Tiyatro Kumpanyası' nı kurmuşlardı. Ancak bu grubumuz pek başarılı olamadı. Bana Bursa Devlet Tiyatrosu'ndan bir teklif geldi. Oraya gittim. İlk profesyonel oyunum olan 'Vişne Bahçesi'ni 1995 yılında Bursa Devlet Tiyatrosu'nda oynadım. 1996 yılında da İstanbul'a gelerek İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda başladım. Engin Alkan'ın yönetmiş olduğu Metro Canavarı adlı oyunda oynadım..."

    Ben, kendisini, Kasım 2005'de Berliner Ensemble'de sergiledikleri "Danton'nun Ölümü"nde Camille rolünde seyrettim. 28 Ekim - 7 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ile Theater An Der Ruhr arasında gerçekleştirilen oyun alışverişinin son durağı Berlin idi. 2005'in başında Nurullah Tuncer'in yerine İstanbul Şehir Tiyatroları'na Genel Sanat Yönetmeni Mazlum Kiper atanmıştı. Mazlum Kiper'in de güzel bir projesi vardı: Yurtdışındaki devlet tiyatrolarıyla sanat alışverişi yapacaktı. Dolayısıyla Berliner Ensemble'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın bir şubesi olacaktı. Ancak Nurullah Tuncer mahkeme kararıyla tekrar eski görevine dönünce bu proje iptal edildi.

    Bu konuda Levent Üzümcü'nün ılımlı bir görüşü var:

    " 'Devlette devamlılık esastır' ilkesi, tiyatroda da işledikten sonra, bir sorun çıkmaz. Önemli olan genel sanat yönetmenlerinin isimleri değil, tiyatronun ismidir..."

    Severek izlediğim "Yabancı Damat, Yanık Koza" gibi dizilerin dışında, Atv'nin reyting alan dizisi "Avrupa Yakası"da var. Bu dizi de Levent Üzümcü'den başka, yine oyunculuklarını takdir ettiğim Gazanfer Özcan, Hümeyra, ve Ata Demirer oynuyorlar. Bu severek izlediğim dizi maalesef çok yakında bitiyor... Bu dizi de "Cem"i oynuyor Levent Üzümcü. Sohbetimiz sırasında kendisine birkaç kez "Cem Bey" diye hitap ettim. Birinci kez "hayır, Levent" dedi; ikinci kez yine "Cem Bey" deyince sadece gülümsemekle yetindi Levent Üzümcü...
    Televizyon dizileri üzerine şunları söyledi:

    "Tiyatro çalışmalarımın yanında, televizyon dizilerinde de rol alıyorum. Diğer oyuncularda da olduğu gibi; ekonomik şartlar beni de dizilerde oynamak zorunda bırakıyor. Oyunculuğu ahlakınızla yapmaya çalıştığınızda seçici olmak zorundasınız. Artık bir nokta geliyor ki, ne kadar parasız olursam olayım, bazı işleri "Yapmam" diyorsunuz. Diziler arz-talep meselesi. Herkesin beğenisine sunulan diziler reyting almazsa, üç veya dört bölüm sonra bitiriliyor. Diziler, araya reklam alabilmek için yapılır. Bütün dünyada bu böyledir. Ancak, insanlar o diziyi gerçekten benimsemişlerse; "reklamlar bitse de dizi başlasa!.." derler. Şu anda 50-60 diziden hafta boyunca izlenilen dizi sayısı dört veya beş'tir. Bu dizilerin içerisinde de efsaneler katagorisi vardır. Eğer dizi efsane olmuşsa da, yaptığınız işten de hem maddi hem de manevi memnunsanız, o dizide severek oynarsınız. Avrupa Yakası, izlendiği sürece yapılmaya devam edecek (?)... Biz de bu diziyi çekerken çok büyük zevk alıyoruz; kendi aramızda çok eğleniyoruz. Güzel bir ekip..."

    Çok sayıda oyunda oynayan Levent Üzümcü'nün bir de yönetmenlik denemesi var.
    Hayvan Çiftliği, Kuyruklu Yıldız Altında, Bir Adam Yaratmak, Danton'un Ölümü gibi oyunlar başlıcaları. "Don Kişot Petmene Karşı" adlı çocuk oyununu yönetmiş.
    Oynadığı televizyon dizilerinden bazıları ise şunlar:
    Bir Umut (1997)
    Evdeki Yabancı (2001)
    Bayanlar Baylar (2002)
    Serseri Aşıklar (2003)
    Biz Size Aşık Olduk (2003)
    Avrupa Yakası (2004)

    Şu anda İsveçli bir yazarın oyunu olan "Gündüze Gebedir Gece" oyununda oynayan Levent Üzümcü, son projelerini de şöyle açıklıyor:

    "Tiyatroda, Yıldıray Şahinler'in çevirmenliğini yaptığı ve aynı zamanda yönetmenliğini yapacağı Dejan Dukovski'nin ünlü oyunu "Barut Fıçısı" var. Dizi olarak da Ahmet Ümit'in senaryosunu yazdığı "Deccal" adlı proje ağustos ayında başlayacak. Film olarak seneye çekimlerine başlayacağımız, Hakan Algül'ün yöneteceği "Sağ Salim" adlı proje var."

    Ve 18 yaş sınırlaması getirilen Beyza'nın Kadınları...

    Mustafa Altıoklar'ın yönettiği filmde başrolleri Tamer Karadağlı, Demet Evgar ve Levent Üzümcü oynuyorlar. Film, Türkiye'nin ilk seri katil, polisiye-gerilim türünde. Beyza'nın Kadınları, bir yandan giderek derinleşen bir seri katil bulmacası, diğer yandan kişilik bölünmesi yaşayan bir kadının kendisi ve geçmişiyle yüzleşmesi üzerine kurulu.
    Ancak film gösterime girmeden "18 yaşından küçükleri izlemesi yasaktır" diyerek, yaş sınırlaması getirildi.

    Mustafa Altıoklar yönettiği bu filme getirilen yaş sınırlaması üzerine;
    "Hayatımda bu kadar saçma bir şey daha görmedim. Amerikan filmleri ülkemizde gösterime giriyor ve hem vahşet hem de her türlü sapıklık mevcuttur. Ama iş bize gelince böyle oluyor. Bence gereksiz ama yapılacak bir şey yok..." derken,
    filmde oynayan Levent Üzümcü de yaş sınırlamasını şöyle değerlendiriyor:

    "Söyleyebileceğim tek şey, filmin yaş sınırı 16 olmalıydı. 18 yaşındaki insanlar evlenip çocuk sahibi olabilirken, bir filmin kendilerine yasaklanması abestir!.. Ayrıca, artık 18 yaş dediğimiz sınır, dünyanın gözü önünde 16 hatta 15 oldu. Ancak bence eski olan değer yargıları ve sosyolojik sınıflandırmalar tartışılmadan bir sonuç alınması zor."

    Kurul üyelerinden Korkut Tuna, filmi 15 dakika seyredip salonu terkediyor ve "kararı getirin imzalayayım" diyor. Bunun yorumunu ise yine Levent Üzümcü'ye bırakalım:

    " ..."Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Korkut Tuna" ... Bilgisayarınızdaki herhangi bir arama motoru kendisini böyle tanıtıyor. Bence şöyle bir ünvanı da olabilirdi: " " hatta galiba ünvanı " "dır."

    Filmin verdiği mesajla ilgili şunları söylüyor:

    "Çocuklara yapılan tacize karşıyım. Onlar dünyanın en temiz varlıkları. Son derece saf ve tehlikelere karşı açıklar. Keşke elimde bir değnek olsa ve korkunçluğa bir dur diyebilsem. Ancak ben sadece bir oyuncuyum ve yapabileceğim böyle bir çalışmayla bu çığlığın duyulmasına yardımcı olabilmek. Bence film, çocuk tacizinin karşısında duran bir film.
    Filmin seyircisi umduğumuz kadar çok olmadı. "18 Yaş Sınırı" gişemizi olumsuz yönde etkiledi. Sanıyorum 250 binlerdeyiz. Ancak ilginç olan bir şey var; o da filme gidenlerin, filmden son derece etkilenmeleri... Yüzde 80'e varan bir pozitif eleştiri var. İzleyenlere ulaşmış olması beni çok memnun ediyor..."
    kAYNAK=http://www.tiyatrom.com/yeni_adem_dursun_13.htm

  7. #7
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları



    Hayatın her rengini yaşamaya çalışıyorum

    Balık tutmayı, yemek yapmayı ve kalabalık Ege sofralarını çok seven Avrupa Yakası'nın Cem'i; Levent Üzümcü bilinmeyen yönlerini anlattı '.

    atv'nin sevilen dizisi Avrupa Yakası'nda Sütçüoğulları'nın damadı Cem'i canlandıran tiyatro sanatçısı Levent Üzümcü Türkmax ekranlarında 'Akıl Şampiyonu' adlı bir yarışma programı sunmaya başladı. Pazartesi, çarşamba ve cuma günleri yayınlanan programda kıvrak zekâlar yarışıyor, 'en akıllı' bulunmaya çalışılıyor. Evdeki Yabancı, Biz Size Aşık Olduk, Bayanlar Baylar dizilerinde ve Beyza'nın Kadınları adlı filmde de rol alan 35 yaşındaki bir çocuk babası oyuncu bakın Esquire Dergisi'ne hayatla ilgili neler söylüyor:
    * Arkadaşlarım canımı çıkarsa da ben hâlâ arkadaş canlısı bir insanım... Hep dikkat ettim arkadaşlarıma, arkadaşlıklarıma... Bütün işim gücüm neredeyse arkadaşlarımın derdi tasasıdır... Sanıyorum kalabalıklar götürsün istiyorum beni sonunda.

    İYİ BİR BABAYIM
    * Çocukları hep sevdim, çocukken bile severdim. İyi bir ağabey olmak, baba olmak isterdim. Oldum da elimden geldiğince... Kızkardeşime, öğrencilerime ağabeylik, oğluma babalık yapıyorum. Soranlara evlenmeyi ve baba olmayı şiddetle tavsiye ediyorum. 'Seviyorsan karşındaki insanı kaçırma' diyorum eşe dosta...
    * Bazen dünyada olan tüm kötülüklerden kendimi sorumlu hissediyorum ve üzülüyorum ama sonra aniden geçiyor. Kötülüklere çözüm bulamayan iyi yürekli insanların sırf bu sebepten kanser olup göçmesine dayanamıyorum. Oğlumun büyümesini izlemek bana en iyi tedavi bu gibi durumlarda.
    * Sıradan ve kontrollü bir hayat yaşıyorum. Adam gibi yaşamak gerçekten çok fazla efor istiyor. Adam gibi yaşamaya gösterdiğim çabadan dolayı başka bir şeye gücüm kalmıyor. Aslında seviyorum da bu çabayı.

    TANINMAK HARİKA
    * Sıradan hayatımın en acayip anlarını büyük alışveriş merkezlerine gidip gezdiğim zamanlarda yaşıyorum. Çünkü beni gördüğünde akrabası zanneden insanların, eşlerine çocuklarına -beni kolundan tutup sarsa sarsa göstererek- beni sunuşu harika bir duygu...
    * Yemek yemeyi, yapmayı, sunmayı, kalabalık Ege sofralarını, rakıyı, muhabbeti, mezeyi, kahkahayı, Ayvalık'ı seviyorum. Balık tutmaya, dalmaya, denize, yüzmeye, güneşin batışına aşığım...
    * Tüketiyor ya hayat bizi, ben de hayatı tüketiyorum keyfimce. O yüzden, gariptir ama sıradan insanların hayatlarını anlamaya çalışıyorum. Ne öğrendiler, ne yaşadılar, umutları neler, nelerden vazgeçtiler, ne umdular ne buldular... Kitap yazmak için değil, hayatımı zenginleştirmek için hep konuşturuyorum çevremdekileri... Çünkü ben çok konuştum artık biraz dinlenmem lazım.

  8. #8
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

    LEVENT ÜZÜMCÜ: “ OYUNCULUKLA İLGİSİ OLMAYAN KİŞİLERİN DİZİLERDE KULLANILMASI TAMAMIYLA YAPIMCILARIN TERCİHİ”

    ABD de aktör yönetmenliği üzerine eğitim almış olan Levent Üzümcü, televizyonların beğenilen dizisi Avrupa Yakası ile sanat severlerin beğenisini kazandı.. Daha sonra çok konuşulan sinema filmi Beyza’nın Kadınları filminde canlandırdığı karakterler ile sinemada da kendisini ispatladı Bir bankanın reklâm filmlerindeki “dalgın âşık” rolü ile de akıllarda yer eden bir isim oldu. Kendisine şöhretin kapılarını aralayan Avrupa Yakası dizisinin çok yakında sona ermesine “her son bir başlangıçtır” diyen Levent Üzümcü ile samimi bir söyleşi yaptık. ...

    Ankara Life: Öncelikle sizi biraz tanıyabilirmiyiz?
    Levent Üzümcü: İzmirliyim, evliyim, 3,5 yaşında bir erkek çocuk babasıyım. Oyunculuk yapıyorum.
    Ankara Life: Oyunculuk kariyeriniz nerede ve nasıl başladı?
    Levent Üzümcü: İzmir Eşref Paşa Lisesi’nde lise tiyatrosuyla başladı. O zamanki sınıf arkadaşım Savaş Özdemir’le (ki sonraları konservatuarda da sınıf arkadaşı olduk) oynadığımız Düğün ya da Davul adlı Haşmet Zeybek oyunuyla.
    Ankara Life: Siz ABD’de aktör yönetmenliği üzerine eğitim almış bir kişisiniz. İleride yönetmenlik yapmayı düşünüyor musunuz?
    Levent Üzümcü: Zaten yönetmenlik yaptım. İleriki yıllarda programım daha rahatladığında yönetmenlik ve oyuncu yönetmenliği adına daha önemli projelere imza atmak istiyorum.
    Ankara Life: Don Kişot Petmene Karşı adlı çocuk oyununda yönetmenlik denemesi yaptınız. Oyunculuk ve yönetmenliği bizim için kıyaslarımsınız?
    Levent Üzümcü: Heyecan anlamında hiç bir fark yok, oynamasanız dahi bir oyunu her izleyişinizde onu oynayan oyuncular kadar zevk alabiliyorsunuz. Hem oyunculukta hem yönetmenlikte inandığım ve önem verdiğim şey insanın performansının hesabını önce kendine verebilmesi yani işini yaparken sorumluluk alması.
    Ankara Life: Avrupa Yakası’nda canlandırdığınız Cem karakteri ile büyük çıkış yakaladınız. Bu kadar sevilmenizin nedeni senaryonun iyiliği mi, sizin yeteneğiniz mi, ekibin yarattığı sinerjinin size olumlu yansıması mı?
    Levent Üzümcü: İlk önce bu işin en temelinde senaryo olduğunu kabul etmeliyiz, yukarıda saydığınız bütün elemanların birbiriyle uyumu, çalışma sırasında oluşan ahenk çok önemli. Dolayısıyla bunların hepsinin muhakkak payı var. En önemli şeylerden biri de genellikle eli yüzü düzgün, “görece” aktörlüğü iyi olan oyuncuların çoğunlukla komedi oynamadığını görürüz. Çünkü aktörlükte hedefini jön olarak çizmiş birinin komedi gibi “ağır ağabeylere ters” bir kulvarda başarılı olması ve kabul görmesi zordur. Ayrıca da ne gerek vardır! Ben oyunculuğun her nerede yapılırsa yapılsın ahlakıyla ve hakkı verilerek yapılması gerektiğine inanıyorum.
    Ankara Life: Gülse Birsel, Ata Demirer, Hümeyra ve Gazanfer Özcan ile aynı seti paylaşmak nasıl bir duygu ve tecrübe?
    Levent Üzümcü: Bu kişiler farklı alanlarda son derece başarılı isimler. Onlarla aynı seti paylaşmak benim için eğitici ve zevkli bir süreç oldu.
    Ankara Life: Avrupa Yakası neden bitiyor? Ata Demirer ile Hümeyra’nın anlaşmazlığı dizinin sonunu getiren tek faktör mü? Bu bitiş sizin için yeni başlangıçlar olabilir mi?
    Levent Üzümcü: Bu konudaki polemiklerin içinde yer almak istemiyorum. Ancak bu bitiş elbette benim için bir başka serüvenin başlangıcı olacaktır. İnsanlar izlemeye, yeni diziler de çekilmeye devam edecek.
    Ankara Life: Televizyonların son yıllarda adeta bir dizi istilasına uğramasını ve bu dizilerde çok alakasız kişilerin bile oyuncu olarak yer almasını nasıl yorumluyorsunuz?
    Levent Üzümcü: Bunun hiç bir zaman sorumlusu dizinin yazarı veya yönetmeni değildir, önce bunu söylemek istiyorum, ayrıca en önemlisi, o dizinin içinde bulunan oyuncuların da tercihi değildir bu. Oyunculukla ilgili olmayan kişilerin dizilerde kullanılması tamamıyla yapımcıların tercihidir. O yüzden bu dizilerde oynayan oyunculukla ilgileri olmayan kişileri suçlamaya kimsenin hakkı yoktur.
    Ankara Life: Beyza’nın Kadınları filmindeki performansınız ile eleştirmenlerden olumlu not aldınız. Filmi izleyemeyenler için canlandırdığınız karakteri biraz anlatırmısınız? Bu karakter gerçek yaşamda sizi etkiledi mi?
    Levent Üzümcü: Filmi izleyemeyenlere söyleyebileceğim tek şey filmi izlemeleri ve filmi izledikten sonra görmüş oldukları karakterin beni gerçek hayatımda etkilememiş olduklarını bilmeleri.
    Ankara Life: Bu filmde rol alma süreciniz nasıl gelişti ?
    Levent Üzümcü: Filmin yönetmeni Mustafa Altıoklar Avrupa Yakası dizisinin bir hayranıydı, filmde kullanmak istediği karakter dizide oynadığım karakterle zıt olmasına rağmen dizideki performansımın filmde canlandırmamı istediği karakteri çıkartmam için yeterli olacağını düşündü.

    Ankara Life: Özellikle mutfağa ve yemek yapmaya düşkün olduğunuzu öğrendik. Neleri yapmayı ve neleri yemeyi seversiniz?
    Levent Üzümcü: Balık yapmayı ve yemeyi severim. Makarna, yoğurt ve Ege otlarını severim.
    Ankara Life: Sahne ve set dışarısındaki Levent Üzümcü nasıl biridir? Yani duygusal mı, sinirli mi, neşelimi, esprili mi.. Bir de Levent Üzümcü set ve sahne dışında vaktini nasıl geçirir.
    Genellikle ailemle beraberimdir. Kişisel özellikler olarak yukarıda saymış olduğunuz sinirlilik, duygusallık ve neşeli olmak beni anlatıyor aslında. Pek çok değişken yönüm vardır, eşim bu nedenle renkli bir kişi olduğumu söyler.
    Ankara Life: Bir oyuncu için, reklam oyunculuğunun avantajları ve dezavantajları neler?
    Levent Üzümcü: Reklam deneyimi farklı bir tecrübe olması açısından ve iyi bir gelir kaynağı olması nedeniyle avantajlıdır. Ben bir dezavantajı olduğunu düşünmüyorum.
    Ankara Life: Çoğu tiyatro oyuncusu neden dizilerde de rol alıp, sadece tiyatro yapmadıkları sorulduğunda “Tiyatro maalesef yeterince para kazandırmıyor” diye söze başlıyor. Siz de 6 televizyon dizisi yapmış bir oyuncu olarak buna katılıyormusunuz ve televizyondan gerçekten çok iyi kazanıyormusunuz ?
    Levent Üzümcü: Eğer tutan yani iyi reyting alan bir işte çalışıyorsanız iyi para kazanıyorsunuz. Ben de Avrupa Yakası ile tiyatroda yıllarca kazanamayacağım parayı kazanıyorum. Tabii gönül isterdi ki tiyatro oyuncusu olarak kazandığımız para kaliteli bir hayat yaşamaya yetseydi.
    Ankara Life: Ünün size getirileri neler oldu? Hayatınızda neler değişti ?
    Levent Üzümcü:İnsanların beni sevip beğenmeleri güzel elbette ancak bazen bu ilgi rahatsız edici boyutta olabiliyor. İnsanlar tanışmak, konuşmak istiyorlar tabii ancak bazen eşinizle, çocuğunuzla bazı özel anlarınızı bu nedenle yaşayamayabiliyorsunuz.
    Ankara Life: Son olarak neler söylemek istersiniz?
    Levent Üzümcü: Derginizde yer verdiğiniz eğlenceli ve bilgilendirici konularla her daim daha çok okuyucuya ulaşabilmeniz dileğiyle, iyi çalışmalar.

  9. #9
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

    Bu oyunda fazlaca kan ve gözyaşı var

    Bu yıl kurulan İstanbul Halk Tiyatrosu, ilk oyunları 'Can Tarlası'nı tiyatroseverlerin beğenisine sunmaya hazırlanıyor. 'Avrupa Yakası'nın Cem'i Levent Üzümcü, Yıldıray Şahinler, Bahtiyar Engin ve Kemal Kocatürk'ün kurduğu tiyatro; 'Can Tarlası'nda üçüncü sayfa olaylarını irdeliyor.

    Levent Üzümcü
    8 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU BU OYUNA İSTEMEM!
    * Bu oyunda hepimiz birden fazla karakteri canlandırıyoruz. Oyunun başından sonuna kadar tek bir konu yok. Ben beş tane farklı karakteri canlandırıyorum. Oyunda hiç kimse aynı rolü iki kere oynamıyor. Minimum 4-5 farklı karakteri canlandırıyor.

    ÜLKEMİ TERK ETMEM!
    * Bir bakkal ülkede yaşananlardan nasıl rahatsız oluyorsa, biz de rahatsız oluyoruz. Ben rahatsızlığımı hem bir protesto eylemine katılarak gösterebilirim hem de tiyatro oyuncusu olmanın da verdiği avantajla oyun oynayarak... Bazen nutkunuz tutulur ve bir şeyleri söyleyemezsiniz ya... Burası benim için söz söyleyebileceğim bir yer! Ülkenin içinde bulunduğu birçok durumu beğenmiyorum. Burası benim ülkem. Gidecek çok yerim var ama gitmiyorum. Bu ülkenin beğenmediğim yerlerini gösterdikçe, bu ülkenin daha iyi yere gideceğini düşünüyor; o yüzden de bu oyunu oynuyorum.

    * Toplumun büyük bir kesimi üçüncü sayfa haberine malzeme. Ancak dikkat edin, maddi birikimi olan insanlar 3'üncü sayfa haberlerini okumaz. Rahatlarını bozmazlar. Haber olma potansiyelindeki insanlar ise bu mutsuzluktan, umutsuzluktan ve kötülükten güç almaya çalışıyorlar. Bir tür açlıkla besleniyorlar.

    * Ben de bir babayım ve 8 yaşındaki bir çocuğun ailesiyle birlikte bu oyunu izlemesini istemem... Ailesinin gelip izlemesini isterim, filtre dediğim şey bu... 14 yaş sınırımız var. Kapıda bunun kontrolü de sıkı bir şekilde yapılacaktır. Çünkü bu oyunun bir şeyler verebileceği yaş grubu 15'ten başlar.

    * Hemen her gün Anadolu Yakası'ndan buraya geliyorum ve her gün birbirine küfreden insanlar görüyorum. Delilik!

    24 Mart 2007 ASLI ÖRNEK - GÜNAYDIN

  10. #10
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Levent Üzümcü (Cem) Röportajları

    Can Tarlası Kadıköylüler’le buluştu

    İstanbul Halk Tiyatrosu adlı, yepyen, henüz emekleme döneminde bir tiyatromuz oldu. Levent Üzümcü, Yıldıral Şahinler, Bahtiyar Engin ve Kemal Kocatürk biraraya gelerek İstanbul Halk Tiyatrosu'nu kurdu. İstanbul Şehir Tiyatroları kadrosunda ortak birçok projede yer almış dört sıkı dost hayallerini gerçekleştirmek ve söyleyecek bir sözleri oldukları için yapabildikleri en iyi şeyi yaparak kendi tiyatrolarını yapmaya başladılar.
    Dört cesur adam daha önce hiçbir yerde sahnelenmemiş "Can Tarlası" oyunu ile de 3. sayfa haberlerini sahneye taşıyorlar. Can Tarlası, 25 Mart Pazar günü Caddebostan Kültür Merkezi'nde de sahnelendi. Biz de Gazete Kadıköy olarak İstanbul Halk Tiyatrosu oyuncularını ziyaret ettik. Herkes çok heyecanlıydı. CKM'de ilk defa oynayacaklardı. Sahneyi tanımıyorlardı. Biraz da bunun gerginliğini yaşıyorlardı. 25 Mart Can Tarlası'nın oyuncu kadrosunda olan Dolunay Soysert'in de o gün doğum günüymüş. Arkadaşları Dolunay Soysert için küçük bir kutlama düzenlemişler. Tüm bu telaşın arasına bir de biz girdik. Bu ortamda İstanbul Halk Tiyatrosu'nun üyelerinden Levent Üzümcü'ye sorularımızı yönelttik. Üzümcü ile iki arada bir derede bir söyleşi yaptık.

    ■ Özel tiyatroların durumu ortada. Seyircinin gün geçtikçe azalıyor Böyle bir ortamda bir tiyatro kurdunuz. Ne söylemek istersiniz?
    Seyirci az dersek yanlış olur. Tiyatroya haksızlık olur. Siz tiyatronun doğrusunu yaptığınız sürece insanlar her zaman tiyatroya gelecektir. Bunun önüne kimse geçemez. Hiçbir teknolojik gelişme bunun önüne geçemez. Çünkü tiyatronun yerini doldurabilecek bir şey yoktur. Tiyatronun yeri dolduralamadığı için bunca yıldır insanlar tiyatro yapıyor. Televizyon var, sinema var. Bir bilim dalını, bir sanat dalını yok edemezsiniz.

    ■ Ödenekli bir tiyatronun şartları ile kıyaslandığı zaman özel tiyatro yapmak daha zor. Siz yola çıkarken bu zorluklarını nasıl bir çerçevede değerlendirdiniz?
    Sizin tiyatronuza insanlar gelirler ve siz gişeden aldığınız para ile yaşarsınız. Ödenekli tiyatroda ise halktan toplanan vergilerle gişe kaygısı gütmeyen tiyatro yapılır. Bu ikisinin kalitesi hakkında bir bilgi vermez. Tiyatro sonuçta tiyatrodur. Herkes yeteneği yettiğince tiyatro yapmaya çalışır. Biz de tiyatro yapmaya çalışıyoruz. Eğitimini aldığımız, yapmaktan hoşlandığımız ve ömrümüzün sonuna kadar yapacağımız bir şey oyunculuk.
    ■ Dört arkadaş biraraya gelip, bir tiyatro kurmaya nasıl karar verdiniz?

    Bahtiyar Engin ve Yıldıray Şahinler'le Barut Fıçısı adlı oyunda birlikteyiz. Oyundaki birlikteliğimiz devam ederken, bir özel tiyatro, bir özel oluşum üzerine konuşmuştuk. Ödenekli tiyatrolarda her zaman istediğiniz oyunda oynayamazsınız. Seçme şansınız yoktur. Ama böyle bir oluşumda seçme şansınız vardır, bu da büyük bir avantajdır. Daha sonra Kemal Kocatürk'ün böyle bir fikri olduğunu öğrendik. Oturup konuştuk. Oyununu beğendik. Yazanı da Kemal olduğu için çok önemliydi. Her tiyatro oyununun yazarı ile birlikte çalışma fırsatınız olmaz. Bu oyun dünyada ilk kez oynanıyor, o sözler ilk kez söyleniyor ve o sözleri ilk kez siz söylüyorsunuz.

    ■ Kadıköylülerin tiyatroya yaklaşımı için ne söylersiniz?
    Kadıköy, benim için İstanbul'un İzmir'i gibi. Ben İzmir Karşıya'dan geldim. Kadıköy'de oturmaya başladım. Çok kolay ısındım. Hiç zorluk çekmedim. Halkın sanata gösterdiği ilgi çok önemli. İstanbul Halk Tiyatrosu olarak Kadıköy'de her zaman oynamak istiyoruz. Özellikle CKM'de ayda iki oyun oynamıyı düşünüyoruz. Burada oynamaktan çok mutluyuz. Hayatımda ilk defa bir tiyatroya yürüyerek geliyorum.
    Şehir Tiyatroları sahnelerinin içinde bizim için Haldun Taner Sahnesi çok önemlidir. Orada oyun oynamak güzeldir. Sahnenin kapısında sürekli kuyruklar olur.

    ■ Neden İstanbul Halk Tiyatrosu?
    Halk tiyatrosu bir gelenektir. Entelektüel tiyatro yapmaz halk tiyatrosu. Hem oyunculuk eğitimi akımlarında, hem oyun akımlarında bir ortak nokta bulunamamıştır. Biri klasik eğitim, diğeri pratiğin eğitimini verir. Tiyatroda da bu biraz böyle. Şehir Tiyatroları’nda komedi de, melodram da oynuyoruz. Ama halk tiyatrosu halkın daha iyi anlayabileceği, ilgi gösterdiği bir tiyatrodur.

    Can Tarlası
    Yazan Yönetim:
    Kemal Kocatürk
    Dekor-Kostüm: Türkan Kafadar
    Işık Tasarım: Sinan Tuzcu
    Müzik: Ayça Kocatürk
    Oynayanlar: Dolunay Soysert, Levent Üzümcü, Bahtiyar Engin, Yıldıray Şahinler, Ertan Saban. Can Tarlası; 4-11 Nisan tarihlerinde Oyun Atölyesi'nde, 28-29 Nisan’da ise AFL Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.
    Kaynak: http://www.gazetekadikoy.com/home.as...&kategori_id=5

+ Konuyu Cevapla

Benzer Konular

  1. Levent Üzümcü Evlatlık alacak
    Konuyu Açan: haberler, Forum: Avrupa Yakası Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01-02-2009, 10:29 AM
  2. Levent Üzümcü Röportajı
    Konuyu Açan: Cafe31, Forum: Avrupa Yakası Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11-06-2008, 09:05 PM
  3. Tolga Çevik Röportajları
    Konuyu Açan: Cafe31, Forum: Avrupa Yakası Dizisi.
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj : 11-01-2008, 12:13 AM
  4. Levent Üzümcü (Cem) Resimleri
    Konuyu Açan: Cafe31, Forum: Avrupa Yakası Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10-31-2008, 11:52 PM
  5. Levent Üzümcü (Cem) Özgeçmişi
    Konuyu Açan: Cafe31, Forum: Avrupa Yakası Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10-31-2008, 11:50 PM

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.