+ Konuyu Cevapla
Toplam 4 sonuçtan 1 ile 4 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Vural Çelik (Kubilay) Röportajları

  1. #1
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Vural Çelik (Kubilay) Röportajları

    Oyunculuğa gazete ilanıyla kabul edildim



    Avrupa Yakası'nın herkesi gülmekten kırıp geçiren Kubilay'ı Vural Çelik'in aslında hiç bilmediğiniz bir yaşam öyküsü var. Hayatını gözleri görmeyen annesine adayan Çelik annesi Cemile Çelik'le birlikte yoksulluk içinde geçen yıllarını ve kah gülüp kah gözleri dolarak anlattı.

    - Oyuncu olmak hep istediğiniz bir şey miydi, yoksa tesadüflerle mi gelişti her şey?
    - Ortaokul-lise çağında herkesin taklitlerine güldüğü, desteklediği bir öğrenciydim. Zamanla insanlar bana "Sen niye tiyatrocu olmuyorsun?" demeye başladı. Bir arkadaşım Levent Kırca Tiyatrosu'na gazete ilanıyla oyuncu arandığını söyledi. Başvurdum ve kabul edildim, 89 yılıydı. Ondan önce de Avni Dergisi'nde ofisboyluk yapıyordum.

    - BKM oyuncularından birisiniz şu an, bu nasıl oldu?
    - Levent Kırca Tiyatrosu'ndan sonra Yasemin Yalçın'ın tiyatrosuna girdim. Orada sanat yönetmenimiz Selahattin Taşdöğen'e yardım ediyordum. Bir gün tiyatroda Selahattin Abi beni Necati Akpınar'la (BKM'nin ortağı) tanıştırdı. Ve ben Necati Akpınar'ın yanında organizatörlüğü öğrenmeye başladım. Bu arada oyunculuğu rafa kaldırmıştım. Yılmaz Abi de (Yılmaz Erdoğan) Yasemin Yalçın'ın "Kadınlık Bizde Kalsın" oyununu yazıyordu o sırada. Birbirimizi çok severdik, onlar Necati Abi'yle BKM'yi kurunca tekrar oyuncu olarak BKM kadrosuna dahil oldum.

    - Ama sizi herkes "Avrupa Yakası" ile tanıdı, teklif nasıl geldi?
    - Aslında sadece bir bölüm için Kubilay'ı oynayacak; yakışıklı, manken görünümlü birini arıyorlarmış. Ata Demirer'le de biz çok eski arkadaşız. Aklına ben gelmişim ama aradıkları tipe de uygun değilim... O yine de, "Valla yakışıklı değil ama ben size adam gibi bir oyuncu tavsiye edebilirim" demiş. Sonra beni aradı.

    - Bir bölümlük oyuncu ararken, sizi tanıyınca herkesin fikri değişmiş anlaşılan...
    - Öyle oldu, sağolsun senaristimiz Gülse Birsel bana böyle bir fırsat verdi. Ondan öncesinde de Ata'ya çok şey borçluyum tabii. Aklına beni getirmeseydi, şimdi kimse benden bu kadar bahsetmeyecekti. Aslında herkese; yapımcılarımız Sinan Çetin, Atilla Aslan ve yönetmenimiz Jale Atabey Özberk'e de çok teşekkür ediyorum. Beni motive etmeseler, bana bu kadar destek olmasalar, başarılı olamazdım.

    - Yolda size nasıl sesleniyor insanlar?
    - V.Ç: Kimi "Kubilay", kimi "Gülenay" diyor. Geçen gün yürürken trafikte duran bir arabanın aynasına çarptım, adam başını uzatıp "Sakar gördüm sizi" dedi. Bu laf herkesin ağzına dolanmış durumda. Bir arkadaşın çocuğu da öğretmenlerinin ödev yapmayanlara "Tembel gördüm sizi" diye takıldığını anlatmıştı.
    İlknur K. AKMAN (sabah)
    __________________

  2. #2
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Vural Çelik (Kubilay) Röportajları

    Güzel insan " Vural Çelik " ve yaşamından kesitler...

    Ben annemin gözleriyim onun için yaşıyorum



    Meşhur kahkahasıyla 'Avrupa Yakası'nın en beğenilen oyuncularından Vural Çelik nam-ı diğer Kubi, gözleri görmeyen annesiyle yaşıyor. Görmediği halde çalışıp çocuklarını büyüten anne Cemile Çelik, oyuncunun en değerli varlığı.
    Annem fabrikada çıkan öğle yemeğini yemez bize getirirdi
    Askerlikten sonraki dönemim hızlı geçti. Annemi üzdüm biraz o zamanlar... Sabahlara kadar gezmeler, içki içmeler falan... Şimdi mecbur kalmadıkça gece hiç bir yere çıkmıyorum. Evim benim mabedim.

    - Gözlerinizi nasıl kaybettiniz?
    - Cemile Çelik: 20 yaşlarındaydım, doktor "Tavuk karası ama gözlüğün zamanı geçmiş" dedi. Sonra zamanla daha az görmeye başladım ve 1973'te Vural doğduktan birkaç yıl sonra gözlerimi tamamen kaybettim.

    - Hiç tedavisi yok muydu?
    - Birkaç yıl önce Vural yine doktora götürdü ama şu an için tedavisi yok. Hücre nakli üzerinde çalışıyorlarmış yurtdışında, o yapılabilirse belki... Ama ben böyle çok mutluyum, hiç şikayetçi değilim halimden.
    - Vural Çelik: Tavuk karası maalesef böyle bir şey. 10 numara gözü 0'a düşürebiliyorlar ama bu bir retina hastalığı olduğu için bir şey yapılamıyor. Ben annemin görebilmesini, telefon ettiğimde "Oğlum pazardayım, alışveriş yapıyorum" demesini çok isterdim. Ama ne yazık ki tek başına sokağa çıkması mümkün değil.
    - C.Ç: Ben alıştım. Evde oğluma yemek pişirebiliyor, ütüsünü bile yapıyorum. El becerisi isteyen her işi yaparım. Bunu nasıl yaptığımı sorsanız, inanın size anlatamam. Allah'ın verdiği bir güç herhalde...

    BABAM BİZİ TERKETTİ
    - Görmemenize rağmen çalışıp çocuklarınıza da bakmışsınız. Neden çalışmak zorunda kaldınız?
    - C.Ç: Vural'ın babası bizi terketmişti. Çocuklarım küçüktü o zaman. Vural 11, kızım Kadriye 9 yaşındaydı. Ben de 36.

    - Neden terketmişti sizi?
    - C.Ç: Başka bir kadın yüzünden.

    - Siz de çocuklara bakmak için iş aramaya başladınız...
    - C.Ç: Evet, Bayrampaşa İş ve İşçi Bulma Kurumu'na gittim. Bir tanıdık engellilere iş bulduklarını söylemişti. Gittim, "Ben çalışıp çocuklarıma bakmak zorundayım. Bakkala borç yazdırarak doyuruyorum onları, ne olur bana yardımcı olun" dedim. Onlar da sağolsun, bana bir fisto fabrikasında iş buldular. Her zaman duacıyım, benim hayatımı kurtardılar. Yedi yıl çalıştım, sonra malulen emekli oldum.

    - Ne iş yapıyordunuz peki, rahat mıydınız?
    - C.Ç: Açıkcası ilk gittiğimde çok korktum, "Ya işimi düzgün yapamazsam, ya beni hor görürlerse" diye... Hiç unutmam ilk hafta geceleri hep ağladım korkumdan. Ama hiç öyle olmadı, çok güzel arkadaşlarım oldu, çok rahat çalıştım. Makinelerde fisto kesilir, rulo halinde sarılırdı. Ben de onların iple başını bağlayıp makasla keser ve 50'şer 50'şer dizerdim. Başkası bir posta mal yaparken ben ikinci postayı bitirirdim. Ustabaşım dermiş ki "O kadın görmeyen gözleriyle ne kadar iş yapıyor, siz hala bitiremediniz!" (Gülüyor)
    - V.Ç: Annem çok meşakattliydi, çok çalışırdı. İnanın öğlen verilen yemeği yemez, akşam bize getirirdi. Biz tavuğu ayda bir görürdük. Geçen sabah konuşuyorduk, "Biz o günleri nasıl atlatmışız" diye. 100 gr. peynir, 100 gr. zeytin ve iki yumurta alırdı kahvaltılık olarak.
    - C.Ç: Yumurtanın birini oğluma, birini kızıma alır, kendim yemezdim. Öğlenleri fabrikada işte çıkan çorbayı içer, yemeği de ekmeğin arasına koyar getirirdim. Çocuklar yemediğimi anlamasın diye de "Bize çıkmadan da akşam yemeği veriyorlar" derdim. Böyle böyle idare ettik işte, çok şükür bugünlere geldik.
    - V.Ç: Öyle yapardı gerçekten... Bir de bizim meşhur ekmek makarnamız vardı. Ay sonlarına doğru para bitince yapardı annem. Ekmeklerin üzerine salçalı su yapıp dökerdi. Biz de afiyetle yerdik. Şimdi arada anneme "Bir ekmek makarnası yapalım mı?" diyorum.

    - Peki siz babanızı daha sonra görmediniz mi, arayıp sormadı mı hiç?
    - V.Ç: Yıllar sonra bir kere görüşmek istedi ama ben kabul etmedim. Cenazesine bile gitmedim. Gözleri görmeyen bir kadını ve iki çocuğunu, genç bir kadına tercih edip giden bir adamı kim affeder? Üstelik bunların sonu ne olur, kötü yola mı düşerler, bunları hiç düşünmeden... Bunu hiçbir vicdan affetmez ve ona "Baba" diyemez.
    - C.Ç: Öyle deme yavrum, rahmetlinin arkasından...
    - V.Ç: Rahmetine bir şey demiyorum anne.. Ama böyle bir kadın ortada bırakılır mı? İşte bu beni anneme daha da çok bağladı. Ona nasıl sahip çıkmam, nasıl bakmam? Ben annemin gözleriyim, onun için yaşıyorum. Tek istediğim Allah gecinden versin, ömrünün son gününe kadar onu gülerken görmek. Hepsi bu!



    AŞK FALAN DİNLEMEM
    - C.Ç (Sesi titriyor, gözleri doluyor): Allah herkese benim oğlum gibi evlat nasip etsin. Her zaman öper, koklar... Geceleri çekim uzun sürmüş, geç saate kalmışsa arar "Anne canın bir şey çekiyor mu, sana ne getireyim?" diye sorar. Yavrum çocuktu, beni sabahın 5 buçuğunda karanlıkta servise bindirirdi. Sonra uyuya kalmamak için eve dönmez, okula erken gidip kapıda beklerdi. Her akşam da servisden beni alırdı.

    - Çocukken siz de çalıştınız mı?
    - V.Ç: Ben 7-8 yaşımdan beri çalışıyorum. Babam varken de maddi durumumuz iyi değildi, kahvede çalışırdı babam. Ben de okul çıkışı su satardım, sakız satardım. Bir ara ayakkabı boyadım. Sonra bizim mahallede bir nalbur vardı, Seyfettin abi, o beni işe aldı. Liseye kadar onun yanında çalıştım.
    - C.Ç: Aslında anlatılacak bir hayat değil bizimkisi, çok zorluklar yaşadık. Ama kimsenin hiçbir kuruşuna tenezzül etmedik. Allah bana böyle bir evlat verdi ya, ben çektiğim acıların hepsini unuttum. Benim mükafatım da evlatlarım oldu.

    - Peki diyelim günün birinde evlenmek istediniz, annenizi bırakabilecek misiniz?
    - V.Ç: Kesinlikle bu mümkün değil. Ancak anneme layık, onu sevecek bir kadın olursa aynı çatı altında yaşayabiliriz. Dünyanın tüm nimetleri de önüme serilse bunu yapmam. Beni bu günlere getiren de annemin sevgisi zaten. Yoksa ben o renkli, şatafatlı dünyaya özenip bana ve mesleğime zarar getirecek şeyler yapabilirdim. Annemin bana emanet olması, benim her türlü kötülükten uzak durmamı sağladı.

    - Ya aşık olursanız ve sevdiğiniz kadın birlikte yaşamak istemezse..?
    - V.Ç: Yok, aşk falan dinlemem. Benim şartlarım böyle... Beni gerçekten seven insan, annemi de sevecektir zaten. İstemezse ben de onu sevemem.

    - Şimdi ünlü oldunuz, daha renkli bir hayatın içindesiniz. Gece hayatınız hiç yok mu, çekimden çıkıp eve mi geliyorsunuz hep?
    - V.Ç: Benim askerlikten sonraki dönemim biraz hızlı geçti. Doğu'da askerlik yaptım, zor günlerdi. Annemi biraz üzdüm o zamanlar, sabahlara kadar içki içmeler falan... Bu beni çok yordu. İki yıldan beri alkol almıyorum. Çok nadiren bir kadeh şarap belki. Evim benim mabedim, mecbur kalmadıkça hiçbir yere çıkmıyorum.

  3. #3
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Vural Çelik (Kubilay) Röportajları

    Avrupa Yakası’nın Kubilay’ı Vural Çelik, şöhrete inat medyadan uzak bir yaşam sürüyor. Kalabalıklardan ürktüğünü söyleyen oyuncu, ‘Ben ne şarkıcıyım ne de manken... Her gece birileriyle bara da gitmiyorum. Bu şartlar altında medyatik olamam’ diyor.

    Tiyatro eğitimi aldınız mı? İsterdim ama alaylı diye tabir ettiğimiz oyunculardanım. - ‘Kubilay’ karakteri sayesinde herkesin tanıdığı biri haline geldiniz. Bu başarıyı ve popülariteyi koruyabileceğinize inanıyor musunuz?

    Ben her eserde Vural Çelik’in farklı bir yönünü ortaya çıkarmak isterim. Yani bir daha Kubilay olmam. Kendimi kabullendirebilmem için başka roller lazım. Beni izleyenler, ‘Ben bu filmi daha önce görmüştüm’ dememeli. Halkı başka bir karakterle de güldürebilirim.

    - Önce yan karakterdin, çok nadir görüyorduk sizi dizide. Şimdi ise her bölüm rolün var.. Nasıl gelişti Kubilay karakteri?

    Aslında bu dizide rol almam tamamen tesadüfi. Bir gün Ata Demirer ‘Küçük bir rol var, sen oynar mısın’ dedi. Memnuniyetle kabul ettim. Ben Kubilay’ı canlandırırken Gülse Birsel de beni destekledi. Derken Vural Çelik doğaçlamalar yaptı. Bir gün ‘Gördüm seni’ dedi. Birsel beğenerek ‘Evet, bunu kullanalım’ dedi. Başka bir gün Kubilay kötü bir espri yaptı ama çok güzel olduğunu iddia ederek ‘Biri beni durdursun canım’ı senaryoya ekledi. Böylece Kubilay karakterini oturttuk.

    BENİ YETİŞTİRENLERE İHANET ETMEYECEĞİM

    - Kubilay karakterine çok şey katmışsınız. Peki gerçekte Kubilay’la aranızda benzerlikler var mı? Ben çok duygusal, azla yetinmesini bilen, ihtirassız, magazin camiasından olmayan, halktan biriyim. Halk olabiliyorsan aktör de olabilirsin. 1989’dan beri tiyatro sahnesinin tozunu yuttum. Buralara gelebilmem için elimden tutan insanlara ihanet etmemem gerek. Ne oldum delisi olursam, beni toprak altından çıkarıp şekil veren o insanlara ihanet etmiş olurum. Ben ne şarkıcıyım ne de manken... Medyatik olamam ki! Her gece birileriyle bara da gitmiyorum. Bir arabam ve evim bile yok!

    - Kimlere ihanet etmek istemezsiniz mesela?

    Necati Akpınar ve Yılmaz Erdoğan’a minnettarım. BKM oyuncusu olmak benim için gurur meselesidir. Onlardan ‘Seninle gurur duyuyoruz’ cümlesini duyduğum için gözüm arkada kalmaz. Yarın diziden çıksam bile fark etmez. ‘Bir Demet Tiyatro’da oynamam, ‘Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü’ gibi 15 ödül alan bir oyunda yer almam, çok güzel bir duygu.

    - Gülenay karakteri kısa zamanda belki de Kubilay’dan bile çok sevdirdi kendini...

    Kubilay kendisini çok yukarılarda gören bir karakter, Gülenay ise halka daha yakın. O bakımdan beni daha çok anlatıyor. Babam bizi terk ettiğinden beri çok zor günler geçirdik. Hálá annemle yaşıyorum. Kubilay karakterini besledim ama Gülenay’ı kendi hayatımdan bir parça gibi yaşadım.

    - Peki set haricinde nerelere gider, nasıl zaman geçirirsiniz?

    Reina’ya, Laila’ya hiç gitmedim. Bu oraların gidilmeyecek yerler olmasından kaynaklanmıyor. Yapım gereği çok kalabalık ortamlar beni ürkütür, sıkar. O yüzden erkenden evime giderim. Bilgisayarımda zaman geçiririm. Her akşam bir film izlerim.

    - Özel hayatınızda biri var mı?

    1,5 senedir sözlüyüm. Ankara’da, Nejat Uygur Tiyatrosu’nun ‘Türkiye’nin Gemisi’ isimli oyununda görev alıyordum. Orada tanıştık. Seyirci olarak gelmişti.

    Anneme bir ev alabilsem sonra limon bile satarım

    Annemden asla kopamam. Hiçbir güç, hiçbir kadın, maddi manevi hiçbir şey annemi gözardı etmeme sebep olamaz. Benim bu dünyada bir tek annem var. Annem gözlerini kapattığı zaman yüzünde tebessüm olsun. Onu görmek istiyorum. Anneme bir ev alayım, o evde ölelim. Bu hayalim gerçekleştiği zaman, ertesi gün pazarda limon bile satabilirim. Çocukluktan beri çok eziyet çektik. Ben çoraplarımı köşeye attıktan sonra ‘Annecim şunu al’ dersem, ‘Tamam oğlum’ der. Karın bunu demez ama! Bu tabiatın gerçeği.

  4. #4
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Vural Çelik (Kubilay) Röportajları

    "Avrupa Yakası" Oyuncularından Vural Çelik Mersin'de


    "Avrupa Yakası" Adlı Dizide "Kubilay" Karakterini Canlandıran Vural Çelik, Tiyatroda Oynamayı Çok Özlediğini Belirterek, Hayatta En Çok Bir Polisin Dramını Oynamak İstediğini Söyledi.


    "Avrupa Yakası" adlı dizide "Kubilay" karakterini canlandıran Vural Çelik, tiyatroda oynamayı çok özlediğini belirterek, hayatta en çok bir polisin dramını oynamak istediğini söyledi.

    Sevilen dizi "Avrupa Yakası"nın oyuncularından "Kubilay" karakterini canlandıran Vural Çelik, Mersin'e gelerek, Mersin Üniversitesi (MEÜ) Radyosu'nda "Sabah Panorama" programının konuğu oldu. Daha sonra Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nü ziyaret eden Çelik, polislerle bir söyleşide bulundu. Çevik kuvvet polislerinin soruları karşısında zor anlar yaşayan Çelik, bir polisin dramını oynamayı çok istediğini söyledi.


    "Avrupa Yakası" dizisine başlama öyküsünü anlatan Çelik, "1989 yılında liseye giderken tiyatroya başlama kararı aldım. O zamanlar Levent Kırca benim elimden tutu ve tiyatroyu bana çok sevdirdi. 1991 yılına kadar çeşitli oyunlarda sahne alırken, 1992 yılında da Yılmaz Erdoğan ile çalışmaya başladım. Aynı zamanda uzun yıllar boyunca organizasyonlar yaptım. Bir gün Ata Demirer ile konuşurken, "Avrupa Yakası'nda kısa bir rol var, sen oynamak ister misin?' diye sordu. Ben de kabul ettim ve böylelikle diziye başlamış oldum. Zamanla ekip beni sevdi, ben de ekibi sevdim. Şimdi ise, çok güzel bir ortam oluştu ve halkın büyük beğenisini topladık. Ama tiyatroyu çok özledim, tiyatroda sahnenin kokusu daha farklı" dedi.

    Ata Demirer'in diziden ayrılmasıyla birlikte yeni bir kan gerektiğini ve bu süreçte "Gaffur" karakteriyle Peker Açıkalın'ın diziye dahil olduğunu vurgulayan Çelik, "Dizilerde zaman zaman ayrılanlar ve katılanlar olabilir. Ben de yarın diziden ayrılabilirim ancak, dizinin devam etmesi gerekir. Çünkü kural budur. Halk bu diziyi benimsedi, şimdi diziden girenler ve çıkanlar yüzünden diziyi ekranlardan kaldıramazsınız" diye konuştu.

    Ata Demirer'in ayrılışının ardından dostluklarının aynı derecede devam ettiğini hatırlatan Çelik, hayatta en çok oynamak istediği rollerden birisinin de polis karakteri olduğunu kaydetti. Çelik, hayatında sevgili anlamında kimse olmadığını ve annesiyle birlikte yaşamaktan büyük mutluluk duyduğunu da sözlerine ekledi.

    Çelik'e söyleşiden sonra Emniyet Müdür Vekili Süleyman Ekizer tarafından Türk Bayrağı hediye edildi. Çelik, daha sonra çevik kuvvet polisleriyle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

+ Konuyu Cevapla

Benzer Konular

  1. Kubilay Biyografisi
    Konuyu Açan: Biyografi, Forum: Biyografiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12-20-2008, 04:00 PM
  2. Kubilay Han Biyografisi
    Konuyu Açan: Biyografi, Forum: Biyografiler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12-20-2008, 03:59 PM
  3. Vural Çelik ameliyat olacak
    Konuyu Açan: handan, Forum: Magazin Haberleri.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11-01-2008, 10:26 AM
  4. Vural Çelik (Kubilay) Resimleri
    Konuyu Açan: Cafe31, Forum: Avrupa Yakası Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11-01-2008, 01:40 AM
  5. Gülenay Abi Vural çelik jingle bells video izle
    Konuyu Açan: tuğçe, Forum: Avrupa Yakası Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01-14-2007, 02:26 AM

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.