Yaptığımız iş yüzümüzü güldürüyor!
Şebnem Bozoklu, Ezgi Mola ve Funda Eryiğit, ‘Canım Ailem’in kadrosunda olmaktan çok memnun: Reyting canavarına yenik düşen işler artıyor ama bizim dizi herkesin yüzünü güldürüyor..
atv’nin sevilen dizisi ‘Canım Ailem’de üç kız kardeşi canlandıran Şebnem Bozoklu, Ezgi Mola ve Funda Eryiğit; “Uğur Yücel gibi bir ustayla oynamak gerçekten çok konforlu. Dizimiz hem yapımcının hem de bizim yüzümüzü güldürdü” dedi. Dizide birbirlerine çok bağlı Adanalı kardeşler ama gerçekte de iyi anlaşıyorlar. Güzel üçlü ‘Canım Ailem’in hayatlarındaki yerini anlattı…
DENEME ÇEKİMİ YAPTIK
* ‘Canım Ailem’de oynamanız için ilk teklif nasıl geldi?
Şebnem Bozoklu: Menajerim projeden bahsetti… ‘Uğur Yücel’in karşısında oynayacak birini arıyoruz, fakat senden yaklaşık 15 yaş büyük bir kadını canlandıracaksın’ dedi. Bir sahne çalıştım sonra Erol Avcı ve Uğur Yücel’le görüştüm. Saç ve biraz makyajla ‘Meliha’ karakteri ortaya çıktı…
Funda Eryiğit: Teklif hiç beklemediğim bir anda geldi aslında. Bir gün yapımcı firmadan aradılar ve birkaç saat içinde gelip gelemeyeceğimi sordular. Daha önce başka bir iş için yaptığım deneme çekimini izlemişler. Genel Koordinatör Güzide Hanım’la konuştum. Ertesi gün tekrar çağrıldım. Bu kez bir deneme çekimi yaptık. Uğur Yücel ve Erol Avcı’yla konuşurken, ne olup bittiğini hâlâ tam anlayamamıştım. Her şey çok hızlı ilerliyordu. Üçüncü gün diziye dahil oldum.
Ezgi Mola: Erol Avcı, yeni bir projeye başlanacağını belirtti. Zaten Uğur Abi ile daha önce de ‘Hayatımın Kadınısın’ filminde çalışmıştık. Güvendiğim bir yapım şirketi olduğu için TMC ile anlaştık.
UĞUR YÜCEL’İ ÖRNEK ALIRIM
* Türk Sineması’nın usta oyuncularından Uğur Yücel’le karşılıklı oynamak, aynı sette bulunmak nasıl bir duygu?
Ş.B.: Uğur Bey bu ülkede en beğendiğim oyuncudur. Şener Şen de öyle… İkisi de örnek aldığım isimlerdir. Uğur Yücel’le karşılıklı oynamak çok konforludur..
* ‘Canım Ailem’ ile şöhret oldunuz… Sokaktaki insanların tepkileri, binlerce kişi tarafından tanınmak nasıl bir şey?
Ş.B.: ‘Meliha’ karakterini çok sevdi insanlar. Sokakta duyduklarım çok güzel ve beni çok iyi hissettiren şeyler… Tiyatro nedeniyle zaten küçük bir kitle beni tanıyordu, televizyon sayesinde bu biraz genişledi. Şöhret olmak beni rahatsız etmiyor.
‘NE KADAR GENÇSİN’ DİYORLAR
* Sokaktan gelen ilk tepki ne oluyor?
Ş.B.: İlk tepkileri ‘Sen ne kadar gençmişsin’ oluyor! Hep bunu duyuyorum. En çok buna şaşırıyorlar. Dizide, 20 yaş büyük gösteriyorum. Bu da benim çok hoşuma gidiyor. Çünkü karakterin inandırıcılığını gösteriyor.
* Ünlü olunca hayattan kopma gibi bir durum olduğu söylenir. Buna inanıyor musunuz?
Ş.B.: Buna hiç inanmıyorum. Bir kısım insan böyle yaşamayı tercih edebilir. Bu kişisel bir şeydir. Böyle huzurlu ve mutlu hissediyorlardır. Benim tercihim her zaman hayatın içinde olmaktır. Zaten başka türlü oyuncu olunmaz. Bizim oynayacağımız karakterler, sokaktan geçen insanlardır. Hayattan çözüldüğün anda, oyunculuktan da çözülürsün. Ben buna inanıyorum.
* Önümüzdeki günlerde neler yapmak istersiniz, hedefleriniz nelerdir?
Ş.B.: Benim için en önemli şey iyi bir oyuncu olabilmek. İnsanlar bu rolümü beğendiler. Ama ben başarımın uzun bir sürece yayılmasını istiyorum. Birçok farklı karakteri oynayacağım; oyuncu olarak hedefim bu. İyi ve kaliteli, gerçek bir oyuncu olmak istiyorum. Bu işte samimiyet çok önemli… Hayattan uzak görünmeyen bir oyuncu olmalıyım.
F.E.: Öyle çok büyük hedeflerim yok. Yaptığım işten keyif almak istiyorum.
* Oyunculukta sınırlarınız var mı?
F.E.: Bu çizgi ve sınır meselesi biraz yavanlaştırılmaya başlandı gibi geliyor. Nihayetinde oynadıkça sınırlarımın farkına varıyorum, baştan çizgi belirleyemem. ‘Şunu çok iyi yaparım’ deyip çuvallarsam ne olacak? Ya da tersine ‘Asla yapamam’ dediğim şeyi iyi kıvırırsam? Becerilerim, tecrübelerim ve tercihlerim çizgileri kendiliğinden çizer zaten. Bununla ilgili peşin konuşamam. Yaşadıkça anlayacağım…
Reyting canavarına yenik düşenlere çok üzülüyoruz.
* Çekimlerin uzun ve yorucu geçmesi, set çalışanlarını ve oyuncuları olumsuz etkiliyor. Dizi sürelerinin 90 dakika oluşunu nasıl yorumluyorsunuz?
Ş.B.: Bu durum sette çalışan herkesi etkiliyor. Hatta biz oyuncuları set ekibine göre daha az etkiliyor. Güç koşullarda uzun saatler çalışıyoruz.
E..M.: Çektiğimiz dizinin özenli olması lazım. Işığı, rejisi, senaryosuyla… Bu bir sinema filmi değil ki çok zamanımız olsun. Bir haftada bir bölüm çekmek zorundayız. Yurtdışındaki gibi çekimlere bir sene önce başlanmıyor. Burada en fazla mağdur olan oyuncular ve ekipte çalışanlardır. Bu durumun önüne geçmek için; sistemi sanayi haline getiren ülkelerdeki gibi dizilerin dakikasını kısarak çok daha rahat çalışma koşulları sağlamak gerekir.
* Son dönemde reyting canavarına yenilen diziler de arttı…
E.M.: Diğer işlerin bitmesine çok üzülüyorum. TV kanalında çalışmıyorum ve reklam paraları ne kadar önemli bilemiyorum. Eskiden beşinci olunca sevinirdim, ‘Ne güzel 20′nci olmaktan iyidir’ derdim. Artık daha dikkatli gözlemliyorum. Bizim dizimiz çok iyi gidiyor. Kanalımızın da, bizim de yüzümüz gülüyor.
F.E.: Ben reyting ölçümlerinden pek anlamam ama sonuçları çok acı olabiliyor. Dizilerde çalışan bir sürü insan var ve kimsenin işinin devam edip etmeyeceği belli değil…
Ş.B.: Bu kadar kalabalık bir ülkeyi sadece iki bin kişi üzerinden değerlendirmek ne kadar doğru bir yaklaşım bilemiyorum. İnsanların reyting yüzünden işsiz kalması çok kötü…
Fazla film çekmek kaliteyi artırmaz
* Türk Sineması’nın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şebnem Bozoklu: Sinema çok büyülü bir şey. Ben hiç oynamadım ama bir oyuncu için sinema filminde yer almak ayrı bir lezzettir. Sinemamızın hızla büyüyüp, yurtdışına açılacağına inanıyorum. Yepyeni ışık ve görüntü yönetmenleri kazanıyoruz…
Funda Eryiğit: Üretim gittikçe artıyor. Bence bu iyi bir şey ama çok film çekilmesi, kalitenin de arttığı anlamına gelmez. Daha çok film çekmek, yeni fikirler ve yeni anlatımlar için cesaret verici oluyor tabii. Çok iyi yönetmenlerimiz, ve oyuncularımız var.
* ‘Issız Adam’ ve ‘A.R.O.G’ geçtiğimiz yılın en çok konuşulan filmleriydi… Sizler izlediniz mi?
Ş.B.: ‘Issız Adam’ üzerine çok konuşuldu. Kalabalığın içinde bir kent hikayesi izleyeceğimi bilerek gittim filme ve gerçekten de kent hikayesi buldum. ‘A.R.O.G’ ise bambaşka… Cem Yılmaz’ın zekasına bayılıyorum. Kendisi gibi renkli, oyuncaklı ve fantastik bir dünya yaratmış.
Özlem Avcı’nın röportajından…


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı ile Cevapla