Bugüne kadar hep sanatsal projelerde rol alan Saadet Işıl Aksoy, “Recep İvedik tarzı” filmlerde oynamama gerekçesini “Hayata benim gözümden bakan filmleri tercih ediyorum” diye açıklıyor
SEMİH Kaplanoğlu imzalı “Yumurta” filmindeki rolüyle 13. Saraybosna Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazanan Saadet Işıl Aksoy, hep sanatsal filmlerde yer almasıyla ilgili olarak “Projelerde bir filmin derinliğine bakıyorum. Popüler olur ya da olmaz” diyor. “Peki ‘Recep İvedik’ gibi bir filmde rol alır mıydınız?” sorusuna ise yanıtı şu oluyor Aksoy’un: “Recep İvedik örneğini herkes vermeye başladı. O tarz filmler denilip duruluyor. Öyle bir filmde oynamam diyemem. Hayata benim gözümle bakan filmleri tercih ediyorum. Oynamam herhalde. Zaten onlar da beni istemez.”
‘Oscar metnim bile hazır’
Ödüllü filmlerde rol alan Saadet Işıl Aksoy, 10 Ekim’de Star TV’de “Kalpsiz Adam” dizisiyle ekranlara gelecek. Aksoy, Oscar ödülüyle ilgili hayalini de esprili bir şekilde anlatıyor: “Arkadaşlarıma, Oscar’ı alırsam senden de bahsedeceğim diyorum”
Star TV’de 10 Ekim’de ilk bölümüyle ekrana gelecek “Kalpsiz Adam”ın basın toplantısı önceki gün yapıldı. Bülent İnal’ın kalp nakli geçirdikten sonra tamamen değişen bir adamı oynadığı dizide Saadet Işıl Aksoy da “Feraye” karakterini canlandırıyor. Aksoy, toplantıda Oscar ödülü ile ilgili olan hayalini esprili bir şekilde cevapladı. Aksoy, “Oscar o kadar da uzak değil, olabilir neden olmasın. Oscar alacağım zamanki metni bile hazırladım. Bunun üzerine çok fazla şakalar yapıyorum. Arkadaşlarıma Oscar’ı alırsam senden de bahsedeceğim diyorum” şeklinde espri yapıyor.
Dizideki rölünüzden biraz bahseder misiniz?
Dizide “Feraye” isimli kuaför, güzellik uzmanı bir karakteri oynuyorum. Ablası ve eniştesiyle birlikte yaşıyor. Feraye evlenip, güzel bir yuva kurmak isteyen, mutlu ve güzel bir hayatı olsun isteyen biri. Hayattan yüksek beklentileri yok. Hayata kendisine göre tam ters taraftan bakan bir adama âşık oluyor.
Sizin “Aşk - ı Memnu” dizisinde oynayacağınız duyrulmuştu. Bu dizi için mi kabul etmediniz?
Yok, hayır. Bu proje sonradan geldi. Diğer proje elime geldiği zaman çok fazla emin değildim. Sonlarında bir araya gelip görüştük, olmadı. Fakat bu dizide tüm taşlar yerine oturdu. İçime sinen bir yapıt oldu.
Dizilerde sizi sık mı göreceğiz?
Daha çok sinema ya da dizi yapma gibi bir derdim yok. Projeye göre değerlendiriyorum. Tabii ki ardı ardına dizi yapmak istemiyorum. Kendimi arada bir dinlendirip yeni projeye bakmak daha bir doğru geliyor. Sinema kısa sürede bitiyor ve sonu belli ama dizide öyle değil. Bu da oyuncuyu bedenen yorabiliyor. O yüzden kendi adıma aralar vermeyi tercih ederim.
Dizi için reyting kaygısı taşıyor musunuz?
Ben bir oyuncuyum ve reytingleri takip etmek benim işim değil. Tabii ki, tutulsun istiyorsunuz. Sonuçta o proje için birçok emek veriliyor. Sizin üzerine titrediğiniz iş bir anda pat diye ortadan kaldırılıyor. Bu tabii ki, ister istemez insanın canını sıkıyor. Ben elimden geldiğince kendimi geliştirip, en iyisini yapmaya çalışıyorum.
‘Oktay gibi birine âşık olmam zor’
Gerçek hayatta “Oktay” gibi birine âşık olur musunuz?
Oktay gibi bir insana âşık olmak gerçekten çok zor. Gerçek hayatta benim böyle birine âşık olmam için kendi içimde birçok nedenimin olması gerekir.
Sanatsal film yapıtlarında yer alıyorsunuz. Popüler kültürün içinde yer almak istemiyor musunuz?
“Benim için popüler kültür kötüdür” diyemem. “Popüler olan kötüdür, iyi değildir” şeklinde bir anlayış vardır. Fakat ben böyle düşünmüyorum. Projelerde bir filmin derinliğine bakıyorum. Popüler olur ya da olmaz.
Peki “Recep İvedik” gibi bir filmde rol alır mıydınız?
“Recep İvedik” örneğini herkes vermeye başladı. “O tarz filmler” denilip duruluyor. “Öyle bir filmde oynamam” diyemem. O benim için bir değerlendirme kriteri değil. Hayata benim gözümle bakan filmleri tercih ediyorum. Oynamam herhalde. Herhalde onlar da beni istemez.
Acaba size ağır roller mi geliyor?
Ağır roller de ve değişik roller de gelebiliyor. Güzel komediler de yapılıyor. Komedide olmak isterim. Oyuncuysanız her şeyi oynayabilmeniz gerekiyor. Şimdilik öyle denk geldi. Bundan sonra farklı olabilir.
Festivallerde aldığınız ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülleri hayatınıza neler kattı?
Cesaret ve güven verdi. Birileri sizi izleyip takdir ediyor. Bunu hissetmek gelecekte yapılabilecek işlerinizde daha fazla cesaret veriyor.
Oyuncu seçme hakkı da verdi mi?
Evet, o çok önemli. Tercih etme hakkını kazandırdı. Her zaman seçme hakkınız olmayabiliyor. Ödüllerden ve filmlerden sonra bunlar bana seçme hakkı kazandırdı.
Kimlerle oynamayı tercih ediyorsunuz?
Takdir ettiğim kişilerle oynamayı tercih ediyorum. Kendi neslimden, benden önceki nesil de olabilir. Oynamak istediğim çok kişi var. Benim söylememle bir şey değişmez. Umarım bir gün bir araya geliriz.
Şimdi de “Süt” filmiyle izleyicinin karşısına çıkacaksınız.
Filmde yan rollerden birini oynuyorum. Başak Köklükaya ile Melih Selçuk başrolde oynuyor. “Süt”ü Venedik Film Festivali’nde izledim. Çok tarafsız değerlendiremiyorum ama çok sevdim. Türkiye’de serüveni güzel geçer.
‘Juliette Binoche’a hastayım’
Festivallere katıldınız, yeni teklifler var mı?
Bir Bulgar yönetmenin filminde oynadım. Çekimler Sofya’da oldu. Halen birtakım görüşmelerim var.
Yavuz Bingöl festival esnasında Sean Penn ile tanışıp kanka olduklarını söyledi. Siz kimlerle tanıştınız?
Fransız oyuncu Juliette Binoche ile tanıştım. Hastasıyım kendisinin. Saraybosna Film Festivali’nde tanıştım. Birkaç kişiyle tanıştım ama Yavuz Bingöl gibi kanka olamadım.
Sizin de Oscar alma gibi bir hayaliniz var mı?
Oscar’ı Amerikan oyuncuları dışında dışarıdan alan çok az insan var. Amerika’nın kendi içinde yaptığı bir ödül sistemi. Türkiye’nin bu işe dahil olması ancak yabancı film kategorisinde olur. O da uzun bir süreç. Ama Oscar o kadar da uzak değil, olabilir neden olmasın. Oscar alacağım zamanki metni bile hazırladım. Bunun üzerine çok fazla şakalar yapıyorum. Arkadaşlarıma Oscar’ı alırsam senden de bahsedeceğim diyorum.
Entel bir oyuncu musunuz?
Yok ya değilim. Gerçi bilmiyorum. Onun değerlendirmesini ben yapamam.
Peki Cihangir’e takılıyor musunuz?
Arada bir takılıyorum.
Sinema çevresinde hep şu söyleniyor: “Cihangir’e giden rolü kapar.” Siz bu görüşe katılıyor musunuz?
Henüz Cihangir’de rol kapmadım. Menajerimin ofisi orada. Arkadaşlarım da orada oturuyor. Ara ara gittiğim oluyor. Hatta evime çok uzak.
Bir dönem Gamze Özçelik de Cihangir’deki kafelere gitmeye başlayınca bazı eleştiriler almıştı.
Gamze Özçelik gibi birçok oyuncuyu kalıba sokabiliyorlar. “Entel bir oyuncu musun?” diye sormuştunuz, ben kendimi o kalıba sokmuyorum. Belki Gamze Özçelik de entelektüel olabilir. İnsanları o kalıba sokmak kimseye düşmez.
ABDULLAH MALKOÇ / MİLLİYET


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla