Bir yandan diziler patır patır yayından kaldırılırken, bir yandan da yenileri görücüye çıkıyor. Karamel’de bunlardan biri… Pazartesi günü Showtv’de başladı. Karne sonucu da pekiyi gelmedi. Ratinglerde; Total’de de, AB’de de yirmi beşinci sırada yerini aldı.
Aslında arada derede bir dizi Karamel. Kötü desen çok daha kötülerini gördüm, iyi desen bırakın çok daha iyilerini, sadece iyi olanlarını gördüm. Tam sınırda. İçinde bolca hata barındıran bir hikâyesi var. Senaryoya daha ilk bölümden tesadüfler yön vermiş ki, ben bundan nefret ediyorum. Hani senaristlerin sıkışınca, hikâyenin bitmesinden dolayı bilmem kaçıncı bölümde, yapmasına alıştık da, daha ilk bölümden başvurulması pek bir fena olmuş.
Başrollerde Ahu Türkpençe, Emre Kınay, Gökhan Soylu, Ülkü Duru var. Ahu Türkpençe Zehra karakterini canlandırıyor ve Süreyya’nın(Ülkü Duru) kızı. Bir güzellik salonları var. Öncelikle burada itirazlarım var.
Birincisi; dizilerde hiç yapılmamışı yapmaya karar verdiniz ve bir ağda sahnesi koyacaksınız; o zaman doğru yapın. Öncelikle el ağdası denen şey kalmadı, güzellik merkezlerinden çıkalı pek bir uzun zaman oldu. Sir ağda diye bir şey çıktı. Yok, eşek kadar güzellik merkezimiz var ama hala pahallıya gelmesine rağmen en eski teknoloji kullanacağız diyorsanız, el ağdasının öyle yapılmadığını, yapılmayacağını da bilirsiniz. Ayrıntıları ben buradan anlatmayayım, sorunuz büyüklerinize.
İkincisi; bir kuaförde birinin saçı yapılırken, mütemadiyen el değiştirilmez. Her kuaför sahnesinde Zehra’nın yaptığı saçı yarıda başka biri, Süreyya’nın kestiği saçı yarıda başka biri alıyor. Saç meselelerinde el değişmez. Biri başlar ve bitirir. Hele hele kesimde, asla yarıda başka biri almaz. İmkânsızdır. Sanki senaryoda yazacak replik bulamamışlarda ondan “sen devam et, ben başka şey yapayım” yazıp yazıp durmuşlar.
Üçüncüsü; ben böyle bir kuaför görmedim. Tam anlamıyla dekor kokuyordu. Kötü bir sanat yönetmeni imzası taşıyor. Yaşayan hiçbir şey yok. Her şey yapılma.
Gelelim Emre Kınay’ın canlandırdığı Yusuf karakteri ile Zehra’nın karşılaşmasına. Aynı anda Yusuf’un kardeşi vurulurken, Zehra’nın annesi de beyin enfarktüsü geçirir. Aynı anda, aynı hastanenin, aynı acil servisinde, aynı odada, yan yana sedyelere yatırılırlar. Ve yine yan yana, şiddetli geçimsizlikten muzdarip karı koca doktorlar tarafından, eşzamanlı hareketlerle müdahale edilirler. Örneğin iki doktor kızgın ifadelerle birbirlerine bakarak kalp masajı yapar, sayar, sonra aynı anda kalp için kullanılan şok aletini alıp, birbirlerine bakarak ilaç sürüp, hastalarına uygularlar ki ben bu sahnede gülmekten yarıldım.
Beni tek şaşırtan şeyse, Ahu Türkpençe’nin gözünde gördüğüm hüzün oldu. Oyunculuğunu beğenmem. Beni inandırmaz. Onu izlerken bir türlü karaktere dalamam, hep bir yerde Ahu’yu görürüm. Ancak bu sefer, Zehra’nın gözündeki hüznü gördüm. Yüreğindeki yarayı gördüm. Gördüğüme de sevindim.
Aslında böyle birçok şey daha yazılabilir Karamel hakkında. Çünkü altı boş çok şey var. Ancak şunu söylemeden edemeyeceğim; bu sezon şöyle "vay be, adamlar yapmış" diyeceğim, beni heyecanlandıran dizi çıkmadı… Umarım bundan sonra çıkar...


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla