'Bir tekne ile dünya turuna çıkacağım'
’Beyaz Gelincik’ dizisinin başarılı oyuncusu Sinan Tümer hayallerini anlattı.
01 Mart 2007 Perşembe 13:28
’Beyaz Gelincik’teki başarılı performansının ardından bir mücevher firmasının ’şu kadarcık sevgi’ dağıtan yakışıklısı olarak karşımıza çıkan ve bu reklamla firmanın satışlarını 20 kat artıran Sinan Sümer’le oyunculuk ve hayalleri üzerine konuştuk
Sinema sanatçısı Suna Selen ile yönetmen-oyun yazarı Güven Sümer’in oğlu, 30 yaşındaki Sinan Sümer yakışıklılığı ve meziyetleriyle Türkiye’nin yeni jönü olmaya aday görünüyor. Son derece mütevazi ve utangaç olan Sümer’in üvey babası Münir Özkul, ablası ise eski manken son yıllarda tiyatro ve sinema oyunculuğunda emin adımlarla ilerleyen Güner Özkul. Genç oyuncu aynı zamanda Milli yelkenci ve ‘Deniz Fener’i adında bir de yelken okulu var.
* Oyunculuğa nasıl başladınız?
İlk oyunculuk deneyimim 2 yıl önce Ukrayna’da çektiğimiz Yurtiçi Kargo reklamıyla oldu. Bu reklam filmi benim hayatımda bir dönüm noktası. Reklamın ardından kendimi ‘Yadigar’ dizisinde buldum. Çok değerli isimlerle bir arada oynadım.
* O dizide anneniz de rol almıştı. Anne-oğul oynamak nasıl?
Annemle aynı dizide oynama fikri ilk başta çok endişelendirmişti beni... Çünkü insanın yabancılara karşı toleransı olabilir ama kendi oğluna olmuyor, hata kabul edilemiyebiliyor. Ama korktuğum gibi olmadı. Bana karşı çok anlayışlı ve profesyonelce yaklaştı. Karşılıklı çok duygusal bir sahnemiz vardı. Oynarken ağlamıştık.
SELİM GERİ DÖNMEYECEK
* Güner Özkul’la aranız nasıl?
Birbirimizi seyrek görüyoruz ama hep özleyerek görüyoruz. Normal abla-kardeş ilişkisinden farklı bir diyaloğumuz var aynı evde yaşamadığımız ve büyümediğimiz için. Bazen haftada bir bazen ayda bir birbirimizi görüyoruz ama bu da arada bir özlem yaratıyor daha tatlı oluyor. Her şeyimizi konuşuyoruz. Bana gelip bir derdini anlatabiliyor.
* Sizi teşvik ediyor mu?
Türkiye’nin en büyük oyuncularından birinin kızı, onun fikirleri benim için çok önemli. Beni izliyor ve nasıl olduğum hakkında yorum yapıyor. Eleştirilerini de esirgemiyor. İyi gittiğimi söylüyor.
* ‘Beyaz Gelincik’ dizisine girmeniz nasıl oldu?
‘Beyaz Gelincik’te oynamam için yazın teklif geldi. O zaman Show TV’de yayınlanan ‘Tutkunum Sana’ adlı yaz dizisinde Hakan karakterini oynuyordum. O nedenle aynı anda Adana’da çekimlerde olamayacağım için kabul edemedim. Ancak onlar ısrarlı çıktı bir tesadüf müdür bilinmez rol aldığım dizi kış sezonuna uzamadı. Böylece apar topar Adana’ya gittim .
* Selim, sonunda yenilgiyi kabul ederek Avustralya’ya döndü. Böylece dizideki rolünüzde bitmiş oldu diyebiliriz miyiz? Sürpriz bir geri dönüş yaşanacak mı?
Selim, Ceren’i büyük bir aşkla seviyordu ama bu maalesef ümitsiz bir aşktı. Selim bir ümit sonuna kadar mücadele etti Ceren’i kazanmak için ama olmadı. Durum böyle oluncada vazgeçti ve Avustralya’ya geri döndü. Böylece ben de diziden çıkmış oldum. Bir geri dönüş söz konusu değil. ‘Beyaz Gelincik’ bugüne kadar rol aldığım reytingi en yüksek olan diziydi ve oldukça hakim bir roldü. O yüzden bundan sonrası için çok daha ümitliyim.
* Yeni bir dizi projesi var mı?
Henüz bir teklif almadım. Ama gelirse zevkle oynarım. Şu anda Şebnem Dönmez’le birlikte bir mücevher firmasının reklam kampanyasına başladık. İlki Sevgililer Günü konseptiyle yayınlandı. Yakınlarda 2’nci filmi çektik. Bir yıl sürecek bu kampanya...
* Anneniz oyunculuğunuz hakkında yorum yapıyor mu?
Benim oyuncu olmamdan ötürü çok büyük mutluluk duyuyor. Çok olumlu yorumları oldu. Annem çok tecrübeli ve objektif bir insandır. Beni boş hayallere sürükleyecek yorumlar yapacak biri değildir. Annemin profesyonelliğine ve tarafsızlığına sonsuz güveniyorum.
* Sizin milli yelkenci olduğunuzu da biliyoruz. Sizi milli takıma götüren serüveni kısaca anlatır mısınız?
18 yıldır yelken sporunu yapıyorum. Bireysel bir spor olduğu için de beni çok cezbetti. Milli takıma kadar giden bir süreç yaşadım. 1994 yılında milli takıma girdim ve çok keyif alarak ama çok büyük zorluklarla bu işi yaptım. Sonra antrenörlük yapmaya başladım ve 4 yıl önce de Kızıltoprak’ta ‘Deniz Feneri’ adını verdiğim yelkencilik okulunu açıp bu tutkumu meslek haline getirdim.
* Nasıl talepler geliyor?
Şirketlerle ve şahıslarla çalışmaya başladım. Bu iş aslında Amerika’da çok yaygın. Son birkaç yıldır da Türkiye’de moda olduğunu söyleyebilirim. Kendime göre eğitim paketleri hazırladım bunlar kişiye, gruplara ve şirket bünyesindeki toplu taleplere göre değişiyor. Benimle birlikte çalışan eğitmen arkadaşlarımda var.
ÖDÜLE DOYMUYOR
* Bir yaş sınırlaması var mı?
Sınıflara göre ayrılıyor. Yaşınıza, boyunuza, kilonuza bakılarak yarışabileceğiniz tip tekneler var. Küçük tip tek kişilik tekneleri çoğunlukla gençler seviyor. Yat dediğimiz, daha büyük 8-10 kişilik tekneleri ise belli bir yaşın üstündekiler tercih ediyor.
* Aktif olarak devam ediyor musunuz yarışlara?
Şu anda 12 kişilik bir yarış takımında dümencilik ve miğferlik yapıyorum. Kademe olarak işin son noktasına geldim. 1990 yılından itibaren ödüllerim var. 3 Türkiye şampiyonluğu, iki Türkiye 2’nciliğim var. Bir de Balkan 3’üncülüğü ve Avrupa 7’nciliğim var.
* En büyük hayaliniz ne?
Bugüne kadar en büyük hayalim bir yelken okulu açmaktı. Onu iyi kötü başardım. Bir tekne ile dünya turuna çıkmak ve tüm dünyayı dolaşmak istiyorum. Dünyanın farklı yerlerini görmek istiyorum.
Kaynak:EnSonHaber


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla