Yayın Akışı Forumları  

Geri git   Yayın Akışı Forumları > Genel > Mizah
Connect with Facebook

Mizah Mizah bölümü Komik Videolar, fıkralar , Komik yazılar, komik resimler, Komik oyunlar için paylaşım alanı


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 02-07-2010, 11:04 AM
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 9
Standart Yılbaşı gecemiz

Apartman yönetim kurulumuz çok seviyeli bir yılbaşı gecesi yaşattı bize! Maytap yakıp, kafamıza huni takmadan da eğlenilebiliyormuş. Gecemiz, gelenek ve göreneklerimize uygun bir şekilde geçti. Bir şey hissetmedik. Yumuşak bir geçiş oldu. Tahriklere kapılmadık. Kimseyi tahrik etmedik. Gerçek dışı iddiaları ortaya atan dansöz Vicdan’ı kınıyoruz. Herhangi bir dış müdahale olmadığı halde anlaşmalara aykırı olarak işini terk etti. Birtakım yerlerine bozuk para bırakmışız… Paramız olsa kumbaraya atarız, bankada hesap açarız. Biz onu çok sevmiştik. Bağrımıza basacaktık. Gelecek yıl da çağıracaktık. Artık konu yargıya intikal etti. Çünkü, yanında Sushi Nalan’ı da götürdü. Çıplak kadın vücudunda sushi yiyeceğiz diye bir yıldır iki misli aidat ödüyoruz. Parasızlığın gözü kör olsun… Beyaz tenli Sushi Nalan, “ben göbeğimde tavuk döneri yedirmem” diye tutturunca gecemiz zehir oldu. Ha sushi, ha tavuk döneri, ne fark eder? Gel de anlat.. Bizimkilerde de var kabahat. Döner tabağı ile çok oynadılar. Evirdiler, çevirdiler..Nihayetinde kul yapısı değil..

Yine de moralimizi bozmadık. Kestanemizi yedik. “Kestanemi çizdirmem” diyenlere demokratik davrandık. İsteyen çizilmemiş kestane yedi. Ancak, örgüt toplantısı zannedilmesin diye mısır patlatmadık. Tombalamızı oynadık. Şike iddialarına karşı torba kullanmadık. Bu nedenle, kimin eli kimin cebinde anlamadık. İskambil falına da baktık. Önümüzdeki 10 yıl çok iyi geçecekmiş. Bu görüşü, sihirbaz Abrakadabra bize kanıtlamaya çalıştı. Gözümüzün önünde para bastı sağ olsun. “Hükümetten boşuna zam istemeyin” dedi. Duyan geldi, duyan geldi. Yılbaşını kutlamak amacıyla toplandığımız sığınakta, havasızlık nedeniyle göçük altında kalmış gibi olduk. Yaşlılar, boşu boşuna kurtarma ekiplerini bekledi. “Yetkililer nerede?” diye bağıranlar oldu. Bu arada Abrakadabra, başının belaya gireceğini anlayınca para makinesini alıp kaçtı.

Biri, “Ben yetkiliyim” diye bağırdı. Sesin geldiği yöne baktık. O da ne? Aramızda bir Noel Baba.. Ancak, hediye torbası yok. “Beni çağıran çıksın ortaya” dedi. “Neden?” diye sorduk. “Hediyesini vereceğim de ondan” dedi. “İyi ama torban yok” dedik. “Hediyeyi karakolda vereceğim” dedi. Karakol lafını duyan da ortaya çıkmadı tabii ki.. Yöneticimiz elindeki kağıda baktı. “Programda Noel Baba var ama bu Noel Baba, o Noel Baba değil” dedi. Noel Baba, kararlıydı. İçimizden birini karakola götürecek ve orada hediyesini takdim edecekti. En yaşlımız “Evladım, bir suç mu işledik” diye sordu. Noel Baba, “Evet” dedi. “Suçunuz sahte para basmak”.. Kısa bir sessizlikten sonra, yönetim kurulunda parasal konulara bakan Niyazi Bey bir adım öne çıkıp, “Bu suç bana çok uygun, gidebiliriz” dedi. Bizimle vedalaşıp, aramızdan ayrıldı.

Keyfimiz kaçtı. Aklımız, hediyesini almak üzere karakola giden arkadaşımızda kaldı. Karakolda ayna var mı? Eline tarak verip saçlarını taratacaklar mı? Bir sürü soru.. Program zengin ama sürekli aksilik yaşıyoruz. Beden eğitimi öğretmeni Tarkan bey, “Bu böyle olmayacak” dedi ve ortaya çıkıp, müzik eşliğinde soyunmaya başladı. Oynak müziğe kendini kaptıranlar, sanki uykudan uyanmış gibi irkildi. Tarkan Bey’in kırmızı donuyla da karşılaşınca, “Aramızda çocuklar var. Devletin öğretmeni dansöz gibi kıvırtamaz” diye bağıranlar oldu. Tarkan bey, ne mi dedi? “Geçim sıkıntısından geceleri zennelik yapıyorum, daha çok kazanıyorum. Siz uyuyorsunuz”.. Şaşırdık kaldık. Bunu duyan çocuklar da “Biz de zenne olucaz” diye tempo tutmasın mı? Velilerin çocuklarını pataklaması sonucu çıkan sesler ile zennenin parmaklarıyla çıkardığı sesler birbirine karıştı.

Az önce yeni yıl şiirleri okuyan Tarkan Bey’in edebiyat öğretmeni eşi, kocasının geceleri zennelik yaptığını duyunca bayılmış da haberimiz yok. Yapılan ikaz üzerine Tarkan bey, oynamayı bırakıp karısının başına geldi. Bir taraftan kolonyalı müdahale, bir taraftan dualarımız sonuç verdi. Tarkan bey, kendine gelince gözlerini açan karısına “”Ne yaptıysam çocuğumuz için yaptım, beni affet” diye yalvarmaya başladı. Karısı, “Sen de beni affet” diye yanıtlamasın mı? Bu ne demekti? Herkes dikkat kesildi. Tarkan bey’in karısı, “Ben de boş zamanlarımda nü modellik yapıyorum” deyince bir alkış tufanı koptu. Yöneticimiz, iyi ki yılbaşı programında bir tiyatro oyunu bulunmadığına dikkat çekti. Aksi halde, saç saça, baş başa yerlerde karsıyla güreş tutan Tarkan beyi sakinleştirmek için bir çaba göstermeyecektik. Daha önemlisi, yaşlı konuklarımıza “nü modellik” konusunu anlatmaktı.

“Nü model, çıplak model demektir. Ressamlar, çıplak modellere bakarak resim yaparlar”

“Çırılçıplak mı?”

“Evet”

“Donsuz mu?”

“Evet”

“Memeleri de görünüyor mu?”

“Evet”

“Desene, bu kadının sütü içilmez. Vah ! vah ! çocuklarına yazık..”

Ortalık tam sakinleşmişti ki, polisler geldi. “Karı koca arasında olur böyle şeyler. Dövüşürler de sevişirlerde” dediysek de polisleri ikna edemedik. Sonunda polisler, Tarkan bey ve eşini dövüştükleri için değil, kaçak çalıştıkları ve vergi kaçırdıkları gerekçesiyle götürdü. Keyfimiz yine kaçtı. İster istemez eğlenmeyi bırakıp, “Tarkan bey, memleketimize nasıl daha faydalı olur?” sorusuna cevap aramaya başladık. Bu günün küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklarımıza bile söz hakkı verdik. Daha doğrusu, sözü başkanımız verdi. Bir ara, yardımcısına dönüp, “Programda açık oturum yok, bu da nerden çıktı?” dediyse de bir cevap alamadı. Bu arada, söz almadan konuşanlara ve lafını lastik gibi uzatanlara da kızmadan edemedi.

Çocuklar, ağırlıklı olarak “Tarkan amca zenne olarak kalsın” şeklinde görüş belirtti. Yaşlılarımızın bir kısmı, temaşa sanatına katkıları nedeniyle Tarkan beyin ödüllendirilmesini, diğer kısmı da atalarımızın kemiklerini sızlattığı için vatandaşlıktan çıkarılmasını istedi. Konuyu gereğinden fazla ciddiye alan gençler ise, aralarında oluşturdukları ortak görüşü bir kağıda yazıp oturumu yöneten başkana verdi. Oturum başkanı, kağıda bir göz attıktan sonra şu açıklamayı yaptı:

“Sevgili gençler, iş olsun da dansözlük olsun demeyin. Dansözlük yerine limon satmayı yeğleyin. Arada dağlar kadar fark var. Birinde ellenen, diğerinde elleyen durumundasınız. Tercih sizin.?”

Bu sözler, gençleri çok kızdırdı. Kendi aralarında bir şeyler konuştuktan sonra hep bir ağızdan bağırmaya başladılar:

“Dansözlere uzanan eller kırılsın!”

“Dansözlere uzanan eller kırılsın!”

Ortalık karıştı.. Başkan, konuştuğuna konuşacağına bin kere pişman oldu. “Anlıyorum” dedi, “Memleket sorunlarına karşı çok duyarlısınız ama bu kadarı da fazla değil mi?” diye sordu. Kimse ilgilenmedi. Bütün dansözlerden özür de dilediği halde gençler yine susmadı. Sonunda, tahmin edeceğiniz gibi polisler bu kez biraz kalabalık geldi. Ne diyeceğimizi bilemedik. Çünkü, her şey ortadaydı. Polisler, gençleri yaka paça götürürken, dut yemiş bülbül gibi arkalarından baktık durduk. Kendimize geldiğimizde, yöneticimiz bizi teselli ediyordu:

“Merak edilecek bir durum yok. Demokrasilerde olur böyle şeyler. Gençler, sabah olunca hediyeleri ile birlikte aramıza katılmış olur”

Oğlunu karakola yolcu eden annelerden biri belli ki çok kızgındı ve sesi çok yüksek çıkıyordu:

“Bize masal anlatma. Böyle yılbaşı programı nerede görülmüş. Paramızla rezil olduk”

Yöneticimiz, “Masal dedin de aklıma geldi” diye söze başladı. “Rahmetli dedemin her yılbaşı gecesi saat 24.00 olmadan anlattığı bir masal vardı. Gülmekten yerlere yatardık. Size şimdi onu anlatayım da neşeniz yerine gelsin” dedi. Büyükler ya sabır çekerken, çocuklar, hemen “Anlat! Anlat!” diyerek etrafına toplandı. Yöneticimiz, konuşmaya devam etti:

“Masalımızın adı, Alice Harikalar Diyarında.. Bir varmış, bir yokmuş..”

Olacak şey değil.. Uyumuşuz.. Gözümüzü açtığımızda, yeni yıla saatler önce girdiğimizi anladık. Ortalıkta ne yöneticimiz vardı, ne de yardımcısı.. Çocukları uyandırdık. Onlara müjdeyi verdik. Herkes birbirine sarılıp, yeni yılını kutladı.

Çocuklardan biri, “Keşke, yeni yıla uykuda girmeseydik. Hiçbir şey anlamadık. Artık, bütün yıl uyuyacağız” deyince, annesi yanağına tokadı kondurup, şöyle cevap verdi: “Bizim için fark etmez çocuğum. Bilmiyor musun, biz uyurgezer bir aileyiz”
(OBURMİZAH)
Alıntı ile Cevapla
Reklamlar
  #2 (permalink)  
Alt 02-11-2010, 09:42 PM
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Nerden: Rize
Mesajlar: 1
Standart Cevap: Yılbaşı gecemiz

Güzelmiş, teşekkürler paylaşım için
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bu Son Gecemiz şiirler Şiirler Karışık 0 09-06-2009 03:50 PM
Gecemiz Giz şiirler Şiirler Karışık 0 05-01-2009 05:30 PM
Bu Gün Yılbaşı. şiirler Şiirler Karışık 0 12-31-2008 03:31 AM
Son Gecemiz şiirler Şiirler Karışık 0 12-23-2008 03:40 PM
Şiir : İlk Gecemiz şiirler Şiirler Karışık 0 12-10-2008 06:48 AM


Şu Anki Saat: 10:18 PM


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Yayın Akışı
Advertisement System V2.6 By Yayın Akışı