Akif'e
özgörlüğün sınırları
bakışlarının ötesine tel çeker akif'in
ne kendi çıkabiliyor oradan
ne de kimsesizliğine kabul edebiliyor
.............................................hiçki mseyi
nezaman kendinin ötesine çıkmaya kalkışsa
ya şarabı bitiyor
ya da lacivert bir mürekep olup
dağılıyor yalnızlığına
gecenin merhametsiz kara kucağından
damlayan karanlığı toplarken izlençleri
uykuların aydınlık bir düş doğurması için
yattığı bütün kısır rüyalardan kalktığında
karanlıklar sanki
yatağında bir çığlık doğumu oluyor
dahası gecenin nabzı asılıyor kirpiklerine
bir de parmak uclarından
kanı akıyor aydınlığın
tam da tozpembe hayallerinin üstüne
hastalık
............yalnızlık
........................ve aşk
musallat olmuş Akif'e
hem öyle bir aşk ki
yanlış anlaşılmaların eşiğinde
terkedilmeye de müsait bir aşk
gün gövdesini çalarken yeryüzüne
ve kuşlar
daha kusmamışken yavrularının ağzına
terkedilmişliğin çekilmez acısı
karanlık bir ağrı gibi
çöker Akif'in ciğerlerine
ve bütün uçurumlar/ kuşkusuz
intihara çeker düşüncesini
ama herşeye rağmen
Akif korkmaz
......................Akif cesur
ama yine de herşeye rağmen
......................Akif yorgun
hem öyle de bir yorgun ki
umudunu emzdirmiş
insansı insanların bebek beyinlerinde
bedeni bitkin
ama kalbi henüz atar durumda
ki o da sanırım
........................aşkın sancısında
2008
Ahmet Aktaş


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla