Yanıt…
en ağrılı yerime eğiliyorum
hiç eğilmedim diyemiyorum işte
şiddetini seviyorum bu acının
neden sevdiğimi de
manyak bir hikaye...
kurbağalar geçiyor yanımdan
hızına yetişemiyorum
bu denli azalmamıştım hiç.
kütlem yok,
bir atomun olası ağırlığı işte.
taşıdır kumudur demeden
kusuyorum yollara, yıllara
ellerini kullanamayan tek hayvan sen değilsin
tanrıya inan mıyorsun ama
beş vakit dua ediyor içindeki kavi
bağışlasın diye çocuklar
kendinle sevişiyorsun işte.
işgalinden hoşnut…
gayri resmi tarihlerin tek kusuru
saat ayarı tutmayan tanıklığı
merhaneti kutsayan her hali
dindiriyor mu acıyı..
yalaaan!
küfredemiyorum dahası var…
gövdemde kirlenmiş çocukluğum
büyüttüğüm anlamların ihlali
avuçlarımın arasında kanasam
sonra “hiç” diyebilecek kadar
bir geniş bir rahat uyusam
en ağrılı yerime eğiliyorum
ve seviyorum bu acının şiddetini
zamana bakıp saniye hesabı yapıyorum
demek ki ölümle, nefes iç içe
ilkinde alıyorsun, ikincide iade
hadi anne!
öldür ödeşelim
tanrı parçalarımdan
yeniden olabilirim diye avutsun beni...
Dilek Burak <font color="#808080">


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla