Bir Mabetten Bir Mabede


bir mabetten çıktım, başka bir mabede doğru gidiyorum
herkesin gittiği mabede doğru değil, elbette
hedonist de deseler
yoktur bazı hazlar ne balda ne de şerbette

omzumda çantam, koltuğumda kitaplarım
önce amele pazarına uğrarım
takılırım ordaki kahvehanelerden birine
şöyle bir göz atarım gazete manşetlerine

parasız bırakılıyor bazı gazeteler öylesi yerlere
okusun diye işçiler
okusunlar ki, iman güçleri artsın diyedir, her hâlde
iman güçleri artsın ki, yüklerini kolay taşısınlar
mantalitesidir, belki de

çay içerim demlisinden, kahve içerim şekersizinden
oysa üç tane küp şeker katıyor işçiler
yararlanmak için enerjisinden
hiç de yararı olmuyor gazetelerin
der gibisinden

simit yerim, arabesk dinlerim
türk filmi seyrederim işçilerle
tavla atarım komisyoncu remzi'yle
ne anassının gözü o remzi, öyle
lâkin bir türlü yenemiyor beni, öyle

keşke satranç bilseler bir de
nerdeee
hepsi de iş, aş, geçim derdinde
düz mantık gidiyorlar hep
adını bile duymamışlar dekart'ın
adları gibi biliyorlar nerede yaşadığını, fethullah'ın

Ziya Öztürk
<font color="#808080">