Bitsin Bu Sevdanın Üstündeki İntizar
Bir eylül yağmuruna tutuldum yine,
Hazan mevsimini gösteriyor takvimler.
Kaçıncı sonbahardır bu boğazıma sarılan,
Gökyüzünde yine simsiyah bulutlar.
İpekten tüllere sarmışım acı bir zehri,
İçsem kurtuluş/içmesem ölüm.
Ölüm se gelsin “o”nun elinden…
Yeter ki;
Bitsin bu sevdanın üstündeki intizar…
Gelsin, bir damla olsun,
Aksın “o” yine yüreğime ılık ılık…
Bir hazan yaprağı sarılığında benzim,
Renklerim ölüyor, ebemkuşağına hasret.
Gelsin bir akşam üstü, essin bir rüzgar,
Süpürsün şiirlerimin üstündeki tozu.
Nakış nakış örülsün mısralarım…
Yazsam yok oluş/yazmasam intihar.
Kırılacak sa kırılsın bu kalem,
Şiirse gelsin “o”nun dilinden…
Yeter ki;
Bitsin bu sevdanın üstündeki intizar…
Dursun zaman,
Yerin dibine batsın saatler.
Bürünüp güneşin ışıklarına,
Süzülsün eski(memiş) bir sevda gökyüzünden.
Ab-ı hayat aksın artık kurumuş pınarlarımdan,
Bir damla şebnem olsun bu hasret,
Islatsın kurumuş dudaklarımı.
Düşeyim yine ebruli akşamlarda peşine.
Gitsem ızdırap/gitmesem gurbet.
Afetse gelsin “o”nun selinden…
Yeter ki;
Bitsin bu sevdanın üstündeki intizar…
20.09.2007/Edirne
İrfan Özcan


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla