5. Pulp Fiction
5. sanat eserimiz Quentin Tarantino'nun yönettiği film. 1994 senesinin En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü nü aldı. Çok zengin oyuncu kadrosunu barındıran filmin başrol oyuncusu John Travolta Vincent Vega yı canlandırıyor. Samuel L. Jackson –bu arada saç-sakal kesimini beğendim- Jules karakterini oynamış. Bruce Willis Butch adlı boksörü, Ving Rhames Marsellus Wallace adındaki çete liderini,genç ve güzel Uma Thurman siyah çete liderinin çılgın eşi Mia Wallace karakterini oynadı. Son olarakta tek oscarlı sevdiğim oyuncu Christopher Walken Bruce Willis’in canlandırdığı boksörün babasının asker arkadaşını canlandırıyor. Filmin yönetmeni Quentin Tarantino da kendisine küçük bir rol ayarlamış.
Film 6 bölümden oluşuyor. Bölümleri konuşmadan önce yönetmenin bir kaç huyundan bahsetmek istiyorum. Yönetmen filmlerini bölüm yapıyor. Bu huyunu Sergio Leone den aldığını düşünüyorum.Filmlerinde sohbete,boş konuşmalara,tartışmalara önem vermesi. Bu filmin birkaç sahnesinde bu durum göz önüne çıkıyor. Sıra dışı gelişen olaylar ağır basıyor.Milyon dolarlık evde oturan çete reisinin kahve alıp caddeden karşıya geçmesi veya sahibini öldürmeye girdiğin evin tuvaletini kullanman gibi.
İlk kare soyguncu sevgililerin. Birbirlerine tutkuyla âşık çiftin. Yine yönetmen burada hünerini konuşturuyor. Küçük çılgınca bir diyalog. Akla yatan yasadışı eylem planı ve aksiyon. Çiftin birisinin oturduğu yere basarak ayağa kalkması ve bağırması etkileyici.
Muhteşem müzik ve film başlıyor. Konu Vincent’ın Avrupa’ya seyahat gitmesini içeriyor. Oradaki hayatı,günlük yaşamı, Amerika ile farklılıklarını anlatıyor. Anlaşılan Vincent ile Jules Avrupa’ya bayılıyor.İkisinin de uyuşturucu kullandığı kesin .Daha sonra Mia ve Vincent’ın hikayesi var. Beraber gittikleri bir mekanda geçiyor olaylar. Bu bölümde Buddy’nin yani bizimkilere bakan garsonun Steve Buscemi olduğunu öğrendim. Yemin ederim kimse anlamamıştır. Bayağı iyi kamufle olmuş ve sesinin rengini değiştirmiş. Burada mia ile vincent birbirlerine yakınlaşır. Vincent kendisini çok kasar kıza bir şey yapmamak için. Evdeki kokain zannettiği eroini çekmesi ise gayet akıllıca. Mia’nın Vincent’ın ceketini giymesini fark etmek çok güç. Uyuşturucu satıcısın evi ise tam evlere şenlik.burada şunu söylemeliyim ki her yeri piercing li hatunun iğnenin sokuluş anındaki gülümsemesin de şeytanı gördüm diyebilirim.

Sırada ise Butch'ın babasının saati hikayesi var.Christopher Walken'ın anlattığı hikaye yine şaşırtıcı.İnsan izlediği filmin içinde böle sıradışı hikayeler duyunca olayın gerçekleşmiş olması ihtimaline inanması daha kolay oluyor.6 yıl kıçta saklanan saat hikayesi iyi düşünülmüş. Gelelim Butch ve Marcellus'un hikayesine.Tecavüz sahnesinin başında yine dediğim gibi akıllarda kalan olayların başın da çete reisinin kahve alması,trafik ışığın da rast gelinmesi,tecavüzcüye denk gelmek,uyuyan sex kölesi falan insan olaylara olur mu? olur. gözüyle bakılmasına yardımcı oluyor.Silah seçimi ise muhteşem.Katana.Kırk yıl düşünsek işin içinden çıkılamaz derecesinde.
Harvey Kietel'ı ilk Taxi Driver filminde görmüştüm.Burada da sorun çözücü adam olarak karşımıza çıkıyor.Yine döktürüyor.Quentin Tarantino ise kamera karşısna hiç yakışmıyor.Bence kameranın önünde değilde arkasında durması bizim için daha iyi olur diye düşünüyorum. Son olarak inançlı jules ın bazı olayları mucize olarak görmesi ve mafyadan uzaklaşma çabalarını anlatan bölüm. Dikkat edilirse tek çekim yapılan uzun sekanslardan oluşuyor. Bunu becermeye çalışan ama yapamayan türk yönetmenleri tanıyorum.

Sizlere film hakkında bazı düşüncelerimi sundum,yazamadıklarım unuttuklarım şüphesiz vardır.Son nokta ise bu film gerçekten kalbur üstü.Ama 5.olmaya layık değil.

iyi seyirler....