Evet artık güzel bir film hakkında yazma sırası geldi. Büyük bir sabırsızlıkla bekledim. Yedi oscarlı dev film. Yönetmen koltuğun da Steven Spielberg var. Usta yönetmenin çevirdiği filmlerden bir kaçına bakarak hafızamızı tazeleyelim.
Jaws filmini onun çektiğini duyunca oldukça şaşırdım. Seksenler de çocuk olan kuşağın hiç unutamadığı bir filmdi. İlk o filmde anlamıştık korkunun ne demek olduğunu. Sırasıyla E.T. , Indiana Jones serileri, Jurassic Park, Amistad, Saving Private Ryan, AI, Minority Report ve Munich gibi muhteşem filmlere imzasını attı. Bunu yanı sıra çektiği, benim ise keşke bu filmleri yapmasaydı dediğim filmler de var. Mesela War of the Worlds, The Terminal, Catch Me If You Can gibi. Bu filmler de sütün üstündeki kaymak tadında. Yalnız ilk izlediğimiz filmlerin yanında yıldızları biraz sönük kalıyor. Empire of the Sun ve The Color Purple gibi imdb puamı yüksek, benimse ismini duyduğum ama izlemediğim filmleri de var. Hele Cristian Bale e başrol verdiği filmi indirmeye başladım bile.
Başrol oyuncuları sırası ile Liam Neeson Oskar Schindler e, Ben Kingsley Itzhak Stern’e büyük bir beğeni ile izlediğim Ralph Fiennes’ta Amon Goeth’ye hayat veriyor.
Tarih 1 Eylül 1939 Almanya Polonya sınırlarını geçtiler. İkinci dünya savaşı başladı. Film bu tarihten itibaren Polonya da yaşayan Yahudilerin başından geçen konuları anlatmaktadır. Her yönetmenin sıkıntısı olan başlangıç sekansı Yahudi ayini ile başlıyor. Bu sahneleri çekerken yönetmenin oyunculara rol oynatma çabası içerisinde olmadığı görülüyor. Sadece seti hazırlamak, oyunculara kendi hallerine bırakmak ve doğal hareket etmelerini sağlamanın yeterli olduğunu düşünüyorum. Birden fazla kamera kullanıldı ve çekilen görüntülerin içinden en uygunları arandı. Fişlenme sahnesi var sırada. O bölgede yaşayan Yahudileri kayıt altına alınma sahnesi.
Yönetmen parti sahnelerine geçiyor. Bu sahnelerle Oskar’ı ve grup grup alman ss subaylarını tanıtmaya yardımcı oluyor. Karakter burada kendini sevdiriyor. Yine bir ye kürküm ye olayı. Burada kulaklarıma tanıdık bir müzik çalıyor. Al Pacino’ya Oscar kazandıran filmindeki vals müziği olarak kullanılan parça. (Por una cabeza).
İnsanı dehşete düşüren, gözyaşlarına boğan sahneler hakkında konuşmak istiyorum. Filmi çok iyi izlemenin yanı sıra arka plandaki olan şeylere de dikkat etmek gerekiyor. Acaba yönetmen bunları bilerek mi yapıyor? Yoksa oyuncularında sahneye kattığı doğaçlamalar mı? Ama şu bir gerçek yönetmen bizimle oyun oynuyor. Filmi on defa izlesek farklı açıdan baktırmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Mesela askerlerin önünde yürüyen her şeyden habersiz çocuk, Yahudini saçını kesen askerler, filmin sessiz kahramanı olan kız çocuğu, -I'd see that it had a certain panache. That's what I'm good at. Not the work, not the work. The presentation. repliğinden sonra Itzhak Stern’in yüzünde oluşan ifade gibi. Burada küçük bir hatırlatma yapmanın gereğini duyuyorum Itzhak Stern bu sahnelerde vucut dilini pek iyi kullanmıyor. Bence ellerini önünde tutması değil göğsünün üstünde birleştirmesi gerekiyor. Sonradan açarsa daha iyi olur düşüncesindeyim. Çünkü karşısında bir Alman var. Daha onun iyi biri olduğunu bilmiyor. Yönetmenin vücut dillerine biraz daha dikkat etse fena olmaz diye düşünüyorum.
Şimdi de sıradaki sahneleri inceleyelim. Yahudiler 16 Blok tan oluşan Getto ya yerleşmeleri. Yönetmen burada insanlık suçu işlemiş Alman askerlerin ciddi anlam da işkence görüntülerine yer veriyor. Büyüyen bir çaresizlik. Şemsiye tutması için Yahudi çocuklara görev verilmesi. İşte buralarda verilmeye çalışılan ironi göz kamaştırıcı.
Baksanıza film baştan sona bir başyapıt. Neresini anlatmak istesek elimize yapışıyor. Buraları kısa kısa geçmek istiyorum. Anlatılması gereken birçok şeyi bu küçük satırlara sığdırmaya çalışmak çok zor. Perdah ustası, kolsuz adam ve onun kendi ölümüne ‘I am an essential worker.’ diyerek ölüme gitmesi, inşaat mühendisi Diana Reiter’in ölümü ve en son Gettonun tasfiyesi ile biten görüntüler.
Amon Goeth adlı komutanın sniper tüfekli görüntülerin den sonraki işeme sahnesi. Yönetmene biraz dokundurmak istiyorum.İnsanın beraber olduğu insanın bu derece psikopat olduğunu bildiği halde yanında kalmasına devam etmesi biraz garip. Düşünsenize beraber olduğunuz kişi sanki sıradan bir şey yapıyormuşçasına adam öldürüyor, hala onunlasınız.Yönetmenin kafasında ki psikopat komutan amon ile anlam kazanıyor, fakat burada sanki biraz gariplik var gibi.
Menteşe ustası. Burada biraz durmak istiyorum. Bu sahne önemli. Hatta filmin en güzel sahnelerinden biri.Menteşe ustasının o oraya gitmem gerek gibilerinden ve komutanın yüzüne bakamadan yaptığı garip el hareketi, işini yaptıktan sonra şapkasını göğsüne doğru çıkartışı. Komutan kendisini aldatan ustayı dışarıya çıkarır. Burada usta nasıl yırtacağına karar vermek için yere bakar düşünür. Ordaki çaresizliğine baksanıza sadece konuşur. Burada yine bir eksiklik var. Ağlamaya çalışması ve silahın her tutukluk yapılışın da bağırarak açıklama yapması gerek. Yiğidi öldür hakkını ver. Amon Goeth’ün öldüremeyeceğini anlayınca gözündeki nefret açıklanması çok zor. Gerçekten güzel kurgulanmış. Sanki yaşanmış.
Yine gözüme takılan bir sahneden bahsetmek istiyorum. Tavuk hırsızı sahnesi. Oradaki dizilmiş insanlar neden tüfek patladığında korkmuyorlar. Sanki efsunlanmışlar. Yanınızda öldürülen birisi var ve siz hiç korkmuyorsunuz. Yada silah atılma sesinden ürkmüyorsunuz. Bahsettiğimiz anlık bir korku.
Burada bahsetmek istediğim bir sahne yönetmeni gerçekten usta kılar. Helen Hirsch sahnesi. Komutan Helen Hirsch adlı Yahudi güzel kızı yanına hizmetçi diye alır. Ona türlü işkenceler yapar. Ama sonunda imkânsız olan şey olur. Komutan kıza âşık olur. İçindeki Yahudilere olan kin ve nefret duygusu yüzünden kıza dokunamaz bile. Bir o kadar da ‘Onu Macaristan’a götüreceğim, onunla birlikte yaşlanmak istiyorum.’ diyecek kadar mert tir. İnsanın içi acıyor doğrusu.
Sağlık kontrollerinde çalan klasik müzik eşliğinde koşan çırılçıplak insanlar. Öldürülmeye götürülen çocuklar, elindeki altın zincir sallayan Yahudi kadınla akıllara kazınan su sahnesi, chujowa gorka ormanı sahneleri. Din vicdan ahlak değerlerini hiçe sayan birkaç sahne. Nazileri bir kez daha nefretle anıyoruz.
Sonunda filme isim veren liste hazırlanıyor. Yazılı alanın dışındaki kenar boşluklarında ölüm kol gezen listedir. Liste büyük bir titizlikle hazırlanır. Son olarak 1 isim bırakılır. Oda komutanın hizmetçisi Helen Hirsch’tir. Listede ki isimler bir ara ünlü toplama kampı Auschwitz’e gönderilir biraz korkutulduktan sonra Oskar Schindler sayesinde geriye dönerler. İkinci dünya savaşı biter. Listedeki ve kamplardaki sanşlı Yahudiler hayatta kalırlar. Oskar Schindler fabrikasında bir konuşma yapar. Rusların zarar vermelerinden korkan Yahudiler bir mektup yazarlar. Herkes bu mektubu imzalayarak Oskar Schindler e saygılarını gösterirler.
Burada benim sevemediğim bir sahneden bahsetmek istiyorum. Oskar Schindler’in sinir krizi. Bence ve sadece bence söylüyorum bunları. Liam Neeson buradaki oyunculuğunu pek beğenmedim. Ve yapmacık buluyorum. Daha iyi oynanabilirdi. Tekrar gözden geçirilmesi gereken bir sahne. Filmi izledikten sonra aynı yönde düşüneceğimizi içtenlikle söylüyorum.
Bu sahneden sonra Amon Goeth’nin idam sahnesi ve final sahnesi var. Filmdeki oyuncular ve canlandırdıkları insanlar teker teker gelip Oskar Schindler’in mezarına birer taş koyup onu yad ediyorlar….
Film büyük bir insanlık suçunu anlatıyor. İzlediğim en iyi Nazi-Yahudi filmi. Birkaç yeri hariç mükemmel bir film. Bence bu film bir önceki filmimizden önce olmalıydı ama taktir seyircinin.En azından ilk onda. Buda bana yetiyor…
İyi seyirler.


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla
