Parliament pazar gecesi sineması. İlk gösterimi Batman filmi ile başladı. Çocukluğun verdiği o hayal gücü ile filmi izlemeye başladım. Filmi izledikten sonra süper kahramanımı seçmiştim bile. Kahramanım o lüks ve gizemli yaşantısı ile Batman kimliğine bürünen Bruce Wayne’di. Ne Spider Man ne de diğerleri. Yenilmez olan Superman bile onun bendeki büyüklüğüne erişemedi. Ona garip bir tutku ile bağlanmıştım. Diğer serileri geldi. Ama göz bebeğim Christian Bale büyüleyici özelliği ve yakışlığıyla Batman karakteri ile tamamen bütünlenmişti. Film ilk vizyona girdiğinde sinema da izleme şansı bulamadım. Kahroldum. Böyle bir filmi sinemada izleme şansı herkese nasip olmazdı. Nitekim film elime geçtiğinde, ilk dakikasından son dakikasına kadar büyük bir heyecanla takip ettim. Gözümü kırpmadan. Heyecanım dinmemişti. Ardı ardına 4 kez daha izledim. Şimdi sizlerle paylaşacağım film Batman- The Dark Knight.
Yönetmen koltuğunda Memento, Batman Begins ve Prestige filmlerinden tanıdığımız Christopher Nolan var. Oyuncu kadromuz önem sırası ile Christian Bale Bruce Wayne / Batman, Heath Ledger The Joker, Aaron Eckhart Harvey Dent / Two-Face, Michael Caine Alfred Pennyworth, Maggie Gyllenhaal Rachel Dawes, Gary Oldman James Gordon, Morgan Freeman Lucius Fox olarak karşımıza çıkıyor.
Açıkçası filmi izlemeyenler olduğundan dolayı çok fazla ayrıntıya girip keyiflerini kaçırmak istemiyorum. Sadece dikkatimi çeken, hoşuma giden ve gitmeyen sahne ya da olayları paylaşmak istiyorum. Giriş sahnesindeki müzik ile başlayayım. Beyaz perde dünyasında müzik insan da korku, heyecan ve diğer hisleri tetiklemede oldukça başarılı bir olgu olarak kabul ediliyor. Giriş sahnesinde ise heyecan ve aksiyonu tetikleme özelliği, müziğin filmin başından itibaren kendisine odaklanmada oldukça etkili gözüküyor. Yönetmenin buradaki kamera hileleri ve çekim tarzı pahalı olmakla birlikte zeki ve hayal gücünün sınırlarının nereye uzandığı hakkında ipuçları ile dolu. Soygun sahnesi jokerin ne kadar şaşırtıcı, komik, tehlikeli ve plana bağlı kalan birisi olduğunu gösteriyor. Kısaca küçük bir tanıtım.
Gözler Katie Holmes’i arıyor. Burada benim terciğim kendisinden yana. İkinci filmde olmaması gerçekten büyük bir kayıp. Bence bu tarz seri filmlerde oyuncularda değişikliğe gidilmesi sıkıntıya yol açıyor. Sadece ölümlerde böyle değişikliğe gidilmesini ya da dijital ortamda hayat verilmesini daha doğru buluyorum. Yanlış gördüğüm bir şeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bruce Wayne farklı ortamlarda, farklı kişiliklere bürünmesini hoş karşılamıyorum. İnsanın huyunun ve suyunun değişmez olduğunu, farklı bir kişiliğe bürünmenin ne kadar imkânsız olduğunu, hele ukala bir zengin züppesi olmadan ‘i am the place’ diyecek kadar böyle sıra dışı bir kişiliğe bürünmenin imkânsız olduğunu biliyorum.
Başsavcı ya gelince Batman i kendine göre etik bulduğunu ve sorumluluklarını devredecek, kendi çizgisinde birisini bulacağına emin olduğunu görüyoruz. Havey Dent karakterine hayat veren Aaron Eckhart takip ettiğim aktörler içerisinde. Kendisini bu filmde daha da geliştirmiş olarak buluyoruz. Kariyeri yükselecek bir aktör. Korkarım aksiyon filmlerinde aranılan bir aktör olarak göremeyeceğiz. Daha çok romantik yapımlarda izleyeceğimiz birisi.
Sırada joker karakteri var. Açıkçası Heath Ledger ‘ı bu kadar başarılı bulacağımı ummuyordum. Karakterine hayat verirken özen gösterdiği disiplin göz kamaştırıcı. Karakterini yaptığı basit birkaç şey ile daha da sağlamlaştırmış. Mesela yüz mimikleri, öksürme gibi. Bu arada küçük bir eleştiri geliyor. Karakteri adından da anlaşıldığı gibi birkaç şaka ile pekiştirebilirdi diye düşünüyorum. Ne yazık ki ‘joker makes jokes at all’. Sizlerde izlediğiniz zaman göreceğiniz üzere; söylediği sözler sıra dışı. ‘Why so serious?’hafızlara kazındı şimdiden. Bu eleştiriyi okuyacağını hiç düşünmeden biraz Jack Nicholson a değinmek istiyorum. Gerçekten kendisi çok başarılı bir usta. Joker karakterine hayat vermeseydi Heath Ledger jokeri bu kadar olağan üstü oynayamazdı. Ne yazık ki Heath Ledger’ın onu bu rolde cebinden çıkarmış olarak görüyorum. Ölümünden sonra akademi ödülünü de almasını saygı ile karşılıyorum.
Gelelim Michael Caine’e. Usta kariyerinde birçok karakteri oynadı. Yeri doldurulamaz birisi. Bütün genç oyunculara kariyerlerine yön verebilmesi için, düşünceleri doğrultusunda takip edilecek birisi. Bir öğretmen gibi. Bu filmde de olağandan öte, yeni bir Alfred’in imajını yenilemesinde yaptığı büyük katkıları görüyoruz. Eskisini düşüncelerini korkusuzca söyleyen bir uşağa dönüştürdü. Baba ya da bir arkadaş gibi yaklaştı. Öğütlerini herkesin içinde değil zamanın da yaptı. Kısacası bize yepyeni bir Alfred yarattı. Göz kamaştırıcısın.
Filme büyük katkılar sağlayan ustaları sıraladıktan sonra filmdeki bazı hususlara değinmek istiyorum. Yönetmen üzerine konuşmak istiyorum. Yönetmenin ısrarla üstünde durmadığı bir konu var. Zaman. Üstüne basa basa söylüyorum. Zamanı iyi kullanmamış. Bir koşuşturmadır gidiyor. Diğer filmlerine bakarsak zamanı çok iyi kullandığını görüyoruz. Aklındakileri bir filme sığdırmakta çok güçlük çekmiş. Filmin süresi çok iyi. İki buçuk saat. İki saat olsaydı filmin bir esprisi ve insanların istekleri kalmazdı. Üç saat olsaydı insanlar artık bayılırdı. Yalnızca bu acele oturmamış. Batman’in içindeki duyguları Rachel’i kaybettiği anda yüreğindeki acıyı fazla göremiyoruz. Bunlarda yansıtılsaydı filmin süresi uzardı be kardeşim dediğinizi duyar gibiyim. Ama bu sadece bir eleştiri. Daha iyi çekilebilirimiydi? Bu muhteşem senaryodan çok uzak bir şey karşımıza çıkardı.
Sadece eleştiri olarak söylemediğim, yönetmeni ayakta alkışladığım şeyler de var. Filmin bir kahramanı yok. Bu konuyu da kendisinin çok iyi kullandığını savunuyorum. Sadece Christian Bale odaklı bir film olmamış. Herkese özel muamele yapılmış. Diğer oyuncuların da oynadığı karakterleri tam yansıtmış buluyorum. Bir de aklımdayken söyleyeyim. Joker karakterinde bir plansızlık, paraya doymuşluk var. Mafyanın parasını bir hiç ederek yakmasına değineceğim. Tamam, joker paranın hepsini bir çırpıda harcadı da yanındaki yani ona yardım eden diğer suçluların ne için savaştığını merak ediyorum. Bu konuya daha iyi bir dilde anlatılmasının gerektiğini düşünüyorum.
Filmin son sahnelerine doğru jokerin şovuna tanık oluyoruz. Aşağıya düşerken Batman’in suratına müthiş bir kahkaha fırlatması görülmeye değer. Yakalandıktan sonraki baş aşağı duran film karesini düzeltmesi yönetmenin bir o kadar da muhteşem olduğunu gösteriyor. Senaryo gereği iyi kötünün diyalogu abartılmadan bir çikolatanın erimesi misali ağzımızda çok mükemmel bir tat bırakıyor.
İşte filmde Efendi Wayne ve Uşak Alfred arasındaki etkileyici diyalog.
- Mafyanın direnmeden teslim olmayacağını biliyordum. Ama bu farklı. Çizgiyi aştılar.
- Çizgiyi önce siz aştınız, efendim. Onları ezdiniz, çaresizliğin en dibine kadar sürüklediniz. Bu çaresizlik içinde, tam olarak anlamadıkları bir adama başvurdular.
-Suçlular karmaşık değildir Alfred. Neyin peşinde olduğunu öğrenmeliyiz.
-Kusura bakmayın Efendi Wayne, belki sizde bu adamı tam olarak anlamıyorsunuz. Çok uzun zaman önce Burma’daydım. Dostlarımla yerel hükümet için çalışıyorduk. Kabile liderlerinin sadakatini değerli taşları onlara rüşvet olarak vererek satın almaya çalışıyorlardı. Ama kervanları Rangoon'un kuzeyinde bir ormanda bir eşkıyanın baskınına uğradı. Biz de taşları aramaya gittik. Altı ay boyunca onunla ticaret yapan kimseyi bulamadık. Günün birinde, mandalina büyüklüğünde bir zümrütle oynayan bir çocuk gördüm. Eşkıya onları bir kenara atıyordu.
- Neden çalıyordu peki?
- Çünkü bunu keyif verici olarak görüyordu. Bazı insanlar para gibi mantıklı şeylerin peşinde değildir. Satın almak, korkutmak, anlaşmak ya da pazarlık etmek mümkün değildir. Bazı insanlar sadece dünyanın yandığını seyretmek ister.
Son olarak filmdeki karakterlerin söylediği etkileyici sözlerden bir kaçı;
-Benim inandığım, insanı öldürmeyen şey garipleştirir.
-Bu dünyada yaşamanın tek mantıklı yolu kuralsızlık.
-İnsanlar son anlarında gerçek yüzlerini gösterirler. Yani bir açıdan, dostlarını senden daha iyi tanıyorum. Hangileri korkaktı öğrenmek ister misin?
-İşler düzelmeye başlamadan önce hep kötüye gider.
-Kaos adildir.
-Durdurulamaz bir güç kımıldamayan bir engele çarparsa böyle olur.
-Bildiğin gibi delilik yerçekimi gibidir. Sadece hafifçe itmek gerekir.
-Dünya acımasız. Ve acımasız dünyanın tek ahlakı şanstır. Tarafsız. Ön yargısız. Adil.
- Ya bir kahraman olarak ölürsün ya da yeterince uzun yaşayıp haine dönüştüğünü görürsün.
İyi seyirler…


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla
