Tempo,
MHP militanları İsrail'de gerilla eğitimi aldı mı?
Bülent Ecevit, vefatından önce Rıdvan Akar ve Can Dündar'a ilginç açıklamalar yapmış, konuya ilişkin özel arşivini de açmıştı. Ecevit'in; Akar ve Dündar'a gösterdiği 6 Ağustos 1980 tarihli istihbarat raporuna göre, MHP'li militanlar İsrail'de gerilla eğitimine katılıyor, İsrail MHP'ye yılda 3 milyon dolar yardımında bulunuyormuş
5 Kasım Pazar günü kaybettiğimiz ve geçen hafta sonu görkemli bir törenle 'Devlet Mezarlığı'na defnedilen eski başbakanlarımızdan Bülent Ecevit, hiç kuşkusuz, 'derin devletle en fazla uğraşan siyasi' olarak tarihimize geçti. Bu konuda bir simge demek herhalde yanlış olmaz.
Vefatından önce, Rıdvan Akar ve Can Dündar'a bu konuda önemli açıklamalarda bulunan Bülent Ecevit, özel arşivini de açmıştı. Özel arşivi arasında yer alan 'istihbarat raporları ve bilgi notları' oldukça dikkat çekiciydi. Özellikle 1979-1980 yıllarına ait bu istihbarat raporları
ve bilgi notları, derin devlete ilişkin önemli bilgiler içeriyor. Rıdvan Akar ve Can Dündar, yakında İmge Yayınları'ndan çıkacak kitaplarında, topladıkları bu rapor ve bilgi notlarının üç tanesini bizimle paylaştı.
İstihbarat raporlarından birincisi; 1978'de, Balgat'ta dört kahvehanenin taranarak beş kişinin öldürülmesi ve İsa Armağan'ın cezaevinden kaçışı ile ilgili. Diğeri ise sıradanmış gibi görünen, ancak etkileri nedeniyle oldukça önemli olan Süleyman Demirel'in Suudi Arabistan ziyareti planı ve konuya ilişkin dönemin FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) Büyükelçisi Abu Firas'ın (Ribhi Halloum), MHP'ye yönelik açıklamaları. Üçüncüsü ise 'Gizli, Kişiye Özel' damgalı olan ve Necdet Uğur imzalı bilgi notu. Bu bilgi notu da oldukça önemli, çünkü bir belgede, belki de ilk kez 'Urfa'da Apocu örgütlenme'den söz ediliyor.
BİR KAÇIŞ VE ETKİLERİ
İsa Armağan, ismini, Balgat'ta 10 Ağustos 1978'de dört kahvehanenin taranarak beş kişinin öldürüldüğü katliamla duyurmuştu. Saldırının ardından İsa Armağan, Mustafa Pehlivanoğlu, Naim Yanık ve Mehmet Varmı yakalanarak yargılandı. Armağan ve Pehlivanoğlu idam cezasına çarptırıldı. Armağan ve Pehlivanoğlu, Mamak Askeri Cezaevi'nden kaçırıldı. 12 Eylül darbesinden sonra yakalanan Pehlivanoğlu, 7 Ekim 1980'de idam edildi. 1992'de Almanya'da yakalanan Armağan'sa 30 Mayıs 1995'îe iade edildi. Aftan yararlanan Armağan, 2002'de salıverildi.
Konuya ilişkin, 28.07.1980 tarihli, 'Gizli, Kişiye Özel' ibareli, "İsa Armağan ve Mustafa Pehlivanoğlu'nun Kaçışı Konusunda Not" başlıklı istihbarat raporunun, "Kaçırılma Olayı ile İlgili Bazı Gerçekler" maddesinde şu bilgilere yer veriliyor: "İki saatte bir nöbet değiştirilmesi gerekirken, olay günü yalnızca İki kişi nöbet tutmuştur. Birinci nöbetçi sabah 07:00'den 13:00'e kadar, ikinci nöbetçi de saat 13:00'ten gece saat 21:00'e kadar nöbet tutmuştur. Yapılan incelemede bu iki nöbetçinin olaydan sonra kaçtıkları ve geceyi dışarıda geçirdikleri anlaşılmaktadır. Bu iki nöbetçi, ertesi günü saat 16:30'da dönmüşler. Dönüşlerinde, içinde sivil iki elbise bulunan bir bohça görülmüş, sorulduğunda bunların dışarıda giydikleri sivil elbiseleri olduğunu söylemişler. Nöbetçi Amiri Yüzbaşı Hasan Mesçi'nin sicilinde güvenilmez olduğu belirtilmiş. Olaydan sonraki ifadesinde kendisine sorulmadan ve gerekçe göstermeden kaçışın MHP tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu ileri sürmüştür. Tavan deliğinin dışarıdan açıldığı anlaşılmaktadır. Delikten çıkıldıktan sonra tavan arasına gidilmektedir. Buradan binaya geçebilmek için mutlaka kapıdan geçmek gerekmektedir. Tutukluların kaldığı yerin alt katında yemekhane bulunmaktadır. Yemekhanenin mutfağından dışarıya bir servis kapısı açılıyormuş, olay gecesi kapıyı açmak amacıyla bir kompresör sabah saat 03.30'a kadar çalıştırılmıştır. Karargâh içinde de arabayla kaçırılma olasılığı çok yüksek. (...) Kaçırılışın askeri elbise giydirilerek "gerçekleştirildiği anlaşılıyor." Raporun, "Olayın Beklenen Bazı Etki ve Sonuçları" maddesinde ise şöyle deniliyor: "Sağ eylemcilere, 'Suç İşleyin, nasılsa bir tehlike yok, gücümüzü görüyorsunuz' denilecektir. Kahramanmaraş davası büyük olasılıkla etkilenecek ve kararlar belki de ertelenecektir. MHP'nin ve sağcıların hedefi haline gelen Ankara Sıkıyönetim Komutanı'nı yıpratmak ve değiştirilmesine ortam hazırlamak. Sol eylemcilerin idamını Meclislerde görüştürerek CHP'yi güç durumda bırakmak."
DEMİREL'İN SUUDİ ARABİSTAN ZİYARETİ SEÇİMLERİ ETKİLEYEBİLİR
İSRAİL'DEN MHP'YE 3 MİLYON DOLAR
Bülent Ecevit'in, Rıdvan Akar ve Can Dündar'a gösterdiği bir başka istihbarat raporu ise 6 Ağustos 1980 tarihli. "Libya Büyükelçilimde İftar Yemeği" başlığını taşıyan raporun, "Elde Edilen Bilgiler ve Değerlendirmeler: Abu Firas" maddesinde şöyle deniliyor: "Demirel bayramdan sonra Suudi Arabistan'ı ziyaret edecekmiş. (...) İyi hazırlanmış bir Suudi Arabistan ziyareti başarı ile sonuçlandığı ya da en azından başarılı olduğu izlenimi kamuoyuna verildiği takdirde, bu arada erken seçim kararı da alınırsa, hatta alınmasa bile, seçimleri AP lehine etkileyebilir. (...) Abu Firas (Editörün notu: Dönemin Filistin Büyükelçisi) bu konuyla ilgili olarak Arafat'a şu telkinde bulunmuş: Arafat, Kral Halife (...) uyarılarda bulunmalıdır. (...) MSP milletvekili Salih Özcan, Abu Firas'ı ziyaret etmiş. Özcan, Abu Firas'a partilerle olan ilişkilerinde eşitçi bir politika izlemesini telkin etmiş.
"Apocuların amacı yerel yönetime hâkim olup (...) halkın desteği ile merkezi hükümete karşı çıkmak"
Necdet Uğur/Bilgi notu Gizli
Ve Abu Firas'a, Alpaslan Türkeş'i de ziyaret etmesini önermiş. Abu Firas bunun üzerine Türkeş'in İsrail ile olan ilişkilerini Özcan'a anlatmış. Abu Firas'a göre, MHP'li militanlar İsrail'e gruplar halinde gönderilerek, orada gerilla eğitimine katılıyorlarmış. Ayrıca İsrail, MHP'ye yılda 3 milyon dolar para yardımında bulunuyormuş. Bu konuda elinde delil olup olmadığını sordum. Abu Firas elinde somut delil olmadığını ancak FKÖ Siyasal Bürosu'na gelen raporlarda bu konularla ilgili doğru bilgiler olduğunu söyledi. Gerilla eğitimi için İsrail'e giden kişilerin İstanbul Yeşilköy Havalimanında İsrail'e grup halinde gidenler üzerinde yapılacak bir araştırma ile kolaylıkla saptanabileceğini belirtti. Bu kişilerle, suç işleyen ülkücüler arasında bir ilişki kurulabileceğini iddia etti. Salih Özcan, İsrail ile ilgili olarak bu bilgilere sahip olmadığını Abu Firas'a söylemiş. Ayrıca, El Fethin de sol teröristleri eğittiğini belirmiş."
URFA'DAKİ APOCULAR
Bülent Ecevit'in, özel arşivinden gösterdiği bir rapor ise bilgi notu. 28.9.1979 tarihli ve Necdet Uğur imzalı bilgi notu: Adana, Hatay, İçel, Gaziantep, Urfa, Mardin ve Diyarbakır izlenimlerinden oluşuyor. Uğur şöyle diyor: "Sayın Başbakan'ım, size edindiğim bilgi ve izlenimleri iki zarfta sunuyorum. Birinci zarftakiler 'Kişiye Özel ve Gizli' olarak yalnız sizin bilgilerinize sunulmak için yazılmıştır. İkinci zarftakiler, bölgedeki yetkililerin öneri ve dileklerini yansıtıyor." Kaymakamlık ve emniyet müdürlüğü görevlerinde bulunan Necdet Uğur, 1968-80 arasında İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı görevlerinde bulundu.
'Kişiye Özel-Gizli' ibaresinin bulunduğu bilgi notunun, "Urfa İlindeki Son Gelişmeler" başlığı altında yer alan cümleler ise oldukça ilginç: "1- Hilvan'da Paydaşlar ile Bayıklar arasındaki üstünlük kurma yarışması bir süre önce Bayıklardan yana ağır basınca. Paydaşların bölgedeki bazı militanlarla işbirliği yaparak dengeyi sağladıkları ve hatta Bayıkların üzerinde üstünlük kurdukları söylenmektedir. 2- Bu militanlar şimdi Apocu adı altında toplanan çeşitli fraksiyonların çekirdeğini teşkil etmiştir. 3- Apocular halk kesiminde Milli Aşiretine dayanmayı başarmışlardır. (...) Bunlar vaktiyle Şeyh Sait İsyanı'na da katılmış bir aşiret. Bu harekete adına veren Abdullah Öcalan yurtdışında imiş. 4- Sıkıyönetime göre Apocuların Urfa'daki birinci amacı yerel yönetime hâkim olmak. Böylece halkın üzerinde güçlerini kanıtlayıp, onlara kendilerini kabul ettirdikten sonra halkın da desteğini sağlayarak merkezi hükümete karşı çıkmak. 5- Urfa'daki Sıkıyönetim yetkililerine göre Apocular Urfa yerel yönetiminde bazı kazançlar sağlamışlar: a) Hilvan ve Ceylanpınar'da Yerel Yönetim üstünde etkinlik sağlamışlar, b) Viranşehir'i de ele geçirmek için çalışıyorlar, c) Siverek'te de üstünlük sağlama kararındalar. Siverek'te en büyük engel Bucak Aşireti. Bu engeli aşmak için Bucak Aşireti ile çarpışmaya girmişler. Bucak Aşireti on binlerce yandaşı olan, feodal yapıda bir aşiret. Aşiret başı AP Milletvekili Celal Bucak. Bucak, yakın çevresinde vurucu güç olarak 200/ü aşkın yasa kaçağı bulunduruyor. Son günlerde Bucaklar ile Apocular arasında geçen iki olaydan söz ediliyor. Birincisi Bucaklara ait bir köyü basmaya giden Apocuların ileri gelenlerinden beş genç, Bucaklar tarafından çevrilmiş, üçü orada, ikisi örgüt hakkında bilgi alındıktan sonra başka yerde öldürülmüş. Bu olay genellikle kanıtlanamamakla birlikte doğrulanıyor. İkinci olay yine Siverek'te Bucaklara ait köye baskına giden 37 Apocunun, Bucaklar tarafından çevrilerek öldürülmeleri, d) Apocular çevrede Siverek'teki Bucaklarla olan çarpışmalarını ağaların baskı ve haksızlığına bir tepki olarak tanıtıp yayıyorlar. Buna karşılık çevredeki ağaların da Bucakları desteklediği, onlara para yardımı yaptığı söyleniyor. (...) Vali ve çevresine göre Apoculuk bir simge. Bu ad altında Kürt bağımsızlığı peşinde koşan çeşitli fraksiyonlar toplanmış durumda. (...) Urfa Sıkıyönetim yetkililerine göre, Urfa'da halk, devletten mi, Apoculardan mı çekinmek gerek, hangisinden yana olmalı, hangisi güçlü henüz karar vermiş değil. Şu anda durum dengede. Kim ağır basarsa halk o tarafa kayacak."


LinkBack URL
About LinkBacks






Alıntı ile Cevapla
gülmemek elde bile değil. BAŞBUĞUM vefat ettiği zaman bile harebe bi parti binası vardı bu nasıl bi İftira.İftira atmaı kolay bana o istihbarat belgelerini imzalı olarak göstersene.tempo yazmış hergün herşey yazılıyor hergün herşey söleniyor.ha şunuda ben söleyeyim ecevit rusyadan destek almamışmı acba sakın bana yok deme gülerim sana.böyle havadan atıp tutma. ölmüş bir insanı karalamaya hakkın yok.bu ülkede herkes kimin nerden dstek aldığını gayet iyi biliyor.

