+ Konuyu Cevapla
Toplam 3 Sayfadan 1. Sayfa 1 2 3 SonuncuSonuncu
Toplam 25 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Kominizimin Karanlik Yüzü

  1. #1
    ülkücü isimli Üye şimdilik offline konumundadır Member
    Üyelik Tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    65

    Standart Kominizimin Karanlik Yüzü

    Komünizm, 19. yüzyılda ortaya atılan "izm"lerin en kanlısı, en acımasızı ve en geniş çaplısıdır. 20. yüzyılda komünist rejimler veya örgütler tarafından öldürülen insan sayısı yaklaşık 120 milyondur. 120 milyon insan, sırf bu ideoloji uğruna idam edilmiş, toplama kamplarında ölesiye çalıştırılarak katledilmiş, "sürgün" adı altında evlerinden toplanıp Sibirya steplerinde yok edilmiş, kasten oluşturulan kıtlıklarla açlıktan öldürülmüş, en korkunç hapishanelerde en korkunç işkencelere uğratılmış, beyni yıkanmış komünist militanlar tarafından kurşuna dizilmiştir. 20. yüzyıl insanlık tarihinin en kanlı dönemidir. Bu yüzyılda dünya savaşı, soykırım, toplama kampı, kimyasal silahlar, nükleer silahlar, bombardıman, gerilla savaşı, terör eylemleri gibi, daha önceki yüzyıllarda duyulmamış ve görülmemiş vahşet yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bu yöntemlerle öldürülen insanların sayısı, yüz milyonlarla ifade edilmektedir. 20. yüzyılın bu kadar kanlı olmasının iki önemli nedeni vardır. Birincisi, gelişen teknolojinin eski devirlerdeki silahlara göre çok daha öldürücü silahların yapımına izin vermesidir. İkinci neden ise -ki asıl önemli olan budur- bu silahların kullanılmasına, hem de korkunç bir acımasızlıkla kullanılmasına neden olan ideolojilerdir. Temelleri 19. yüzyılda atılan çeşitli "izm"lerin kanlı hasadı 20. yüzyılda olmuştur. Komünizm, bu "izm"lerin en kanlısı, en acımasızı ve en geniş çaplısıdır. 1917'de Rusya'da gerçekleşen kanlı Bolşevik Devrimi ile başlayan vahşet, önce yeni kurulan Sovyetler Birliği'nin geneline, ardından Doğu Avrupa'ya, Çin'e, Kore'ye, Vietnam'a, Kamboçya'ya, Latin Amerika ülkelerine, Küba ve Afrika'ya yayılmıştır. DOĞU BLOKU'NDA KIZIL TERÖR Bolşevik Devrimi'nin lideri Lenin'in başlattığı ve Stalin'in genişleterek sürdürdüğü terör, on milyonlarca insanı katletmiş, onlarca farklı halkı acı ve işkenceye uğratmıştı. Komünizmin Kara Kitabı'nda Lenin ve Stalin dönemindeki komünist vahşetlerin genel bilançosu ana hatlarıyla şöyle verilir: 1. Hiçbir yargılama olmadan hapsedilen on binlerce rehine ya da insanın kurşuna dizilmesi ve 1918-1922 yılları arasında ayaklanan yüz binlerce işçi ve köylünün katledilmesi; 2. 5 milyon insanın ölümüne yol açan 1922 açlığı; 3. 1920'de Don Kazaklarının ortadan kaldırılması ve sürgüne gönderilmesi; 4. 1918-1930 yılları arasında on binlerce insanın toplama kamplarında öldürülmesi; 5. 1937-1938 yıllarındaki Büyük Temizlik sırasında 690000'e yakın insanın ortadan kaldırması; 6. 1930-1932 yılları arasında sebepsiz yere suçlanan 2 milyon insanın sürgüne gönderilmesi; 7. 1932-1933 yıllarında 6 milyon Ukraynalının kasıtlı olarak yaratılan açlıktan kırılmasına seyirci kalınması; 8. Önce 1939-1941 yılları arasında, ardından da 1944-1945 yıllarında yüz binlerce Polonyalı, Ukraynalı, Baltıklı, Moldavyalı ve Besarabyalının sürgüne gönderilmesi; 9. 1941'de Volga Almanlarının sürgüne gönderilmesi; 10. 1944'te Kırım Tatarlarının sürgüne gönderilmesi ve çaresizliğe terk edilmeleri; 11. 1944'te İnguşların sürgüne gönderilmesi ve çaresizliğe terk edilmeleri. (Stephane Courtois, Nicolas Werth, Jean-Louis Panne, Andrzej Paczkowski, Karel Bartosek, Jean-Louis Margolin, Komünizmin Kara Kitabı, Doğan Kitapçılık A.Ş., S.505) Stalin'in ölümünden sonra Sovyet rejimi, kısıtlı da olsa bir yumuşama sürecine girdi. Ancak Stalin döneminde kurulan "korku imparatorluğu", yine korku üzerine kurulu olarak toplumu yönetmeye devam etti. Sovyet terörü, sadece kendi halkıyla sınırlı kalmadı. Sovyetler Birliği, II. Dünya Savaşı ile birlikte Doğu Avrupa'ya da yayıldı. Savaş bittiğinde Doğu Avrupa ülkelerinin önemli bir bölümü Sovyet etki alanında kalmıştı. Moskova birkaç yıl içinde çeşitli siyasi komplolar ve manevralarla bu ülkelerin hepsini kendi egemenliği altına aldı. Polonya, Macaristan, Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Arnavutluk, Doğu Almanya gibi Avrupa ülkeleri, Stalin'in kanlı rejiminin pençesine düştüler. Kızıl vahşet, bu ülkelerdeki insanlara da adeta cehennem hayatı yaşatmaya başladı. Rejim muhalifleri bir bir tutuklanmaya, işkence görmeye, idam edilmeye başlandılar. Kısa sürede tüm toplumda korku ve dehşet hakim oldu. Komünist rejimin düşüşünden sonra, 1990'lı yılların başında çevrilen bir Bulgar belgeselinde, bir kadın 1944 sonbaharında başından geçen bir olayı şöyle anlatıyordu: Babamın ilk tutuklanışından sonra, ertesi gün öğlene doğru eve bir polis geldi ve anneme öğleden sonra saat 5'te 10 numaralı polis karakoluna gelmesini bildiren bir celp verdi. Neden sonra annem giyindi-güzel bir kadındı ve çok iyi kalpli bir insandı-ve çıktı. Biz üç çocuk onu bekledik, bekledik. Sabaha karşı yarımda döndü, rengi kireç gibi bembeyaz, giysileri yırtık pırtıktı. Girer girmez de sobanın yanına gitti, sobanın levhalarını kaldırdı, soyunmaya başladı ve üzerinden çıkanların hepsini yaktı. Sonra banyo yaptı, ancak bundan sonradır ki bizi kolları arasına aldı. Uyuduk. Ertesi gün ilk kez intihar girişiminde bulundu, daha sonra da iki kere kendini zehirledi. Hala yaşıyor, onunla ilgileniyorum.. Akıl hastası. Ona yapılanları hiçbir zaman öğrenemedik. (Komünizmin Kara Kitabı, s. 505) Tutuklananlara yapılanlar, korkunç şeylerdi. Komünizmin Kara Kitabı'nda, Romanya'daki komünist Nikolay Çavuşesku rejimi tarafından başlatılan işkence uygulamaları hakkında şu bilgiler veriliyor: Çekoslovakya'yla birlikte Romanya da, Orta ve Güneydoğu Avrupa da baskı sistemine yenilikler kattı: Asyalı komünistler tarafından kullanılan, "beyin yıkama" yoluyla "yeniden eğitim" yöntemini büyük bir ihtimalle Avrupa kıtasında ilk uygulayan ülke oldu; hatta bu yöntemi daha da mükemmelleştirdi. Girişimin şeytani amacı mahkumların birbirine işkence yapmasını sağlamaktı. Bu icat, 1930'lu yıllarda Bükreş'e yüz kilometrelik bir mesafede kurulmuş olan görece modern bir cezaevi olan Pipeşti'de uygulandı. Konuya ilişkin deneyler, Aralık 1949'da başladı ve üç yıl kadar sürdü... Amaç, bedensel ve manevi işkence ile, komünist öğretinin öğretilmesini birleştirerek, siyasi tutukluları yeniden eğitmekti. (Komünizmin Kara Kitabı, s. 506) Bu işkencelerde özellikle tutukluların dini inancını yok etmek hedefleniyordu. Yapılan canice işkence sonucunda, tutuklulardan Allah'ın varlığını inkar etmeleri isteniyordu: Rumen siyasi polisi Securitate sorgulamalar sırasında dayak atma, falaka ve baş aşağı ayaklarından asma gibi 'klasik' işkence yöntemlerini kullandı. Piteşti'de işkencedeki acımasızlık, bu yöntemlerin çok daha ötesine geçti: 'Mümkün olan ve olmayan her türlü işkence biçimi uygulandı. Vücutların değişik bölgelerinde sigara yanıkları vardı; mahkumların kalçalarındaki dokular ölmüştü, etleri cüzzamlılarınki gibi dökülüyordu; dışkı yemeye zorlanıyor, kustukları zaman da kusmukları tekrar ağızlarına sokuluyordu. Turcanu'nun şeytani hayal gücü, özellikle Tanrı'yı inkar etmeyi kabullenmeyen din okulu öğrencilerini hedef alıyordu. Bazıları, her sabah şu şekilde 'vaftiz' ediliyordu: kafaları idrar ve dışkı dolu bir oturağa sokulurken, diğer mahkumlar da etraflarında ilahi söylüyordu. Kurban boğulmasın diye arada sırada başı dışarı çıkarılıyor ve kısaca nefes almasına izin verildikten sonra tekrar oturağa sokuluyordu. Birinci aşamanın adı "dış maskeyi çıkarmak"tı: Mahkum soruşturmada sakladığı bilgiyi, özellikle özgürlük günlerinde arkadaşlarıyla arasındaki bağları itiraf ederek, dürüstlüğünü ispat etmeliydi. İkinci aşama olan "iç maskeyi çıkarma" ise, mahkumun hapishanede kendine yardım edenlerin açıklamasıyla sürüyordu. Üçüncü aşama, "ahlaki maskeyi çıkarma" sırasında, mahkumdan bugüne kadar kutsal saydığı herşeye küfretmesi isteniyordu. Son olarak dördüncü aşamada, ODCC'ye katılmak için, en iyi arkadaşına kendi elleriyle işkence ederek onu "yeniden eğitmesi" gerekiyordu. (Komünizmin Kara Kitabı, s.536) (http://www.harunyahya.org/kitaplar/komunizm/-44) Bu gibi işkenceler Doğu Bloku'ndaki tüm ülkelerde uygulandı. Komünizmin gözü dönmüş caniliği ve dine olan azgın nefreti, tarihin en korkunç işkence rejimlerini ortaya çıkardı. İnsanları birer hayvan olarak gören, bu sözde "hayvanların" yola getirilmesi için daimi bir şiddet, işkence ve korkunun gerekli olduğunu kabul eden Darwinist-materyalist felsefe, komünist rejimlerin zindanlarında feci işkencelere dönüştü. Komünist Rusya İslam dininin giderek yayılmasını kendisi için bir tehlike olarak görmüştü. Yaptığı zulüm uygulamaları da Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nde İslam'ın yayılışını önlemek amaçlı idi. Bunun için halkın ibadet etmesini yasaklıyor, Kuran'ları yakıyor, imanlı insanları katlediyordu. Ancak burada bu inkarcı sistemin akledemediği önemli bir nokta vardır: Dini inkar edenler Allah'a samimi imanı kavrayamadıkları için, kutsal kitapların ortadan kaldırılması ile inancın da yok olacağını zannederler. Oysa insanın imanı kalbindedir. Ve samimi iman eden insanlar, başlarına gelen her türlü zorluğun Allah'tan bir deneme olduğunu bilir ve her şart altında bunlara sabrederler. Fikri temelleri olan materyalizm ve Darwinizm yıkılmadıkça, komünizm "öldü" görüntüsü altında gizli gizli gelişmeye devam edecek ve fırsat bulduğu anda yeni vahşetler ve zulümler için tekrar ortaya çıkacaktır. HARUN YAHYA İnsanın Hayvanlaştırılması Vahşet, komünizmin felsefesinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu olgunun temelinde, insanların bir "havyan türü" olarak görülmesi yer alır. Komünizm, Marx'ın ısrarla belirttiği gibi, Darwin'in evrim teorisine dayanmaktadır ve bu teori insanı "gelişmiş bir hayvan" olarak tarif etmektedir. Dahası, insanlar arasında çatışmanın, baskının, zulmün, güç mücadelesinin doğal ve meşru olduğunu telkin etmektedir. Bu felsefeyi benimseyen bir insanın elinde yeterli güç ve imkan bulunduğunda, her türlü zulüm ve vahşeti işlemesi çok kolaydır. Nitekim geçmişe baktığımızda, komünistler tarafından işlenen vahşetlerde, insanların "hayvan türü" olarak görülmesinin büyük rol oynadığı açıkça görülür. Komünist ideologlar, karşıtlarını birer hayvan olarak tanımlamış, dahası yönettikleri insanları da psikolojik olarak "hayvanlaştırmaya" yönelik bir politika izlemişlerdir. Komünizmin Kara Kitabı'nda, söz konusu politika şöyle açıklanmaktadır: "Adam öldürmek bir eğitim gerektirir; herkes komşusunu öldürmekte bir kararsızlık yaşar, buna karşı uygulanabilecek en etkili eğitim, kurbanının insanlığını yadsımayı, ona geçici olarak "insan değilmiş gibi görmeyi" öğretmektir. Alain Brossat haklı olarak şöyle yazar: "Barbar temizlik ayini, ölüm makinesinin tam verimle çalışması, işkence söylemleri ve uygulamalarında ötekinin hayvanlaştırılmasından, düşsel ve gerçek düşmanların hayvanlar dünyasına sokulmasından başka bir şey değildir...." (Alain Brossat, Un Communisme Insupportable, Paris, L'Harmattan, 1997, s.265) Brossat, bu kızılca kıyametin ve şölenlerin gerçek bir ötekini hayvanlaştırma geleneği oluşturduğunu, aynı geleneğin XVIII. yüzyıldan itibaren yapılan siyasî eleştirilerde de görülebileceğini anımsatır. Bu eğretilemeli ayin, özellikle hayvan imgeleri aracılığıyla gizli bunalım ve çatışmaların dışa vurulmasına yol açıyordu. Moskova'da 1930'lu yıllarda bu tür söylemlerin hiçbir eğretilemeli yanı kalmamıştı: "Hayvanlaştırılmış" düşmana önce bir av hayvanıymış gibi davranılır, sonra da bırakılırdı; tabiî burada önce ensesine bir kurşun sıkılırdı. Stalin bu yöntemleri sistemleştirip genelleştirdikten sonra Çinli, Kamboçyalı ve öteki takipçileri bundan geniş ölçüde yararlandı. Bununla birlikte yöntemleri ilk bulan Stalin değildir. Lenin'i de bu suçlamaların dışında tutamayız; iktidarı ele geçirdikten sonra bütün düşmanlarını "zararlı böcek", "bit", "akrep" ya da "vampir" olarak görüyordu. (Komünizmin Kara Kitabı, s.996-997) İşte komünizmin insanları hayvan olarak gören bu bakış açısının temeli, Darwinizm'dir. Bu, Marx, Engels ve Lenin tarafından defalarca vurgulanmış bir gerçektir. Dolayısıyla, komünist vahşet, Darwinizm'in bir uygulamasından başka bir şey değildir. Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (GÉODE-Paris X) araştırma müdürü ve komünizm tarihi uzmanı Stéphane Courtois, bu konuda şu yorumu yapar: Komünizmde toplumsal-siyasî bir öjenizmin, toplumsal bir Darwinciliğin varlığından söz edilebilir. Dominique Colas'ın yazdığı gibi, "Lenin, toplumsal türlerin evrimi konusundaki bilgilerin efendisi olarak, tarih mahkum ettiği için yok olması gerekenlere karar verir. Bilim yoluyla -Marxizm-Leninizm gibi ideolojik ve siyasî tarih- burjuvazinin insanlık evriminde aşılmış bir evreyi temsil ettiğine karar verildikten sonra, bu sınıfın ortadan kaldırılmasına, hatta bu sınıfı oluşturan ya da bu sınıfa şu ya da bu şekilde ait olan bireylerin öldürülmesine haklı gerekçeler bulunabilir. (Komünizmin Kara Kitabı, s. 999) Courtois, bu yorumunun ardından da şu soruyu sormaktadır: Marxizm-Leninizm'in kökleri Marx'tan çok, toplumsal meseleye uygulanan ve ırk meselesiyle yanılgılara düşen sapkın bir Darwinciliğe bağlanamaz mı? (A.g.e. 1000) Kuşkusuz bağlanabilir. Dahası, komünizmin kökeni zaten mutlak olarak Darwinizm'dir. Hem de bu Darwinizm, "sapkın bir Darwincilik" değil, Darwinizm'in bizzat kendisidir. İnsanların bir hayvan türü olduklarını, aralarında kaçınılmaz ve doğal bir çatışma olduğunu, tarihin bu şekilde işlediğini, insanın yaptıkları nedeniyle kimseye hesap vermeyeceğini ve diyalektik materyalizmin tüm diğer safsatalarını ileri süren ve bunu da "bilimsellik" kisvesi altında yapan kaynak Darwinizm'dir. Darwin bunun teorisini kurmuş, komünistler ise hayata geçirmiştir. 20. yüzyılın kanlı komünizm bilançosu, aslında "uygulamalı Darwinizm"dir.
    Ve tarih bir gün, acz içinde kıvrana kıvrana şehadete susamış bir ülkücüden daha müthiş bir silahın keşfedilemediğini yazmak zorunda kalacaktır…

  2. #2
    keje_m isimli Üye şimdilik offline konumundadır Junior Member
    Üyelik Tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    6

    Post Cevap: Kominizimin Karanlik Yüzü

    tebrik ederim. bıravo ansiklopediyi buraya taşımışsın sana bişey demiyorum senin karalama kampanyası dediğin şey işte böyle bişey aynen senin yaptığın gibi oluyor.... biravooooo.... iyi araştırmışsın
    şimdi sana uzun bir cevap yazısı yazmayı düşündüm fakat ne kadar ne anlatsamda anlamıyacağın için fark etmiyor değmez.
    ülkücülerin en nefret ettiğim huylarıda at gözlükleri takarak ne bir başka düşünce yi nede başka bir kişiyi görmemeleri ülkücülerin genelinde var bu huy karşısındakinin düşüncesi hiç önemli değildir. sadece kendi savları vardır.... arkadaşlar önce insana saygı insan olduğu için...
    Konu keje_m tarafından (07-21-2007 Saat 10:27 PM ) değiştirilmiştir.
    [COLOR="Blue"][FONT="Comic Sans MS"][SIZE="4"]araratın isyan kızı !...[/SIZE][/FONT][/COLOR]

  3. #3
    aeaydin isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    244

    Standart Cevap: Kominizimin Karanlik Yüzü

    katıldım..

  4. #4
    Mirzas isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    345

    Standart Cevap: Kominizimin Karanlik Yüzü

    sanada bravo keje m,kaçırdığın bi nokta var sende aynı tavırlardasın,o kendi ideolijisini savunuyor başkalarının ne dediği umrunda değil,sende burda kendi ideolojini savunuyorsun o komunizmi kötülüyor sende burda ülkücülüğü,ne farkın var anlamadım bravo bravo uzatacak,ayrıca yazılanların hepsi teker teker doğru,at gözlüğünü sende çıkar kötü yanlarını kabul et
    katıldım... ülkücü

  5. #5
    aeaydin isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    244

    Standart Cevap: Kominizimin Karanlik Yüzü

    sanki o günleri yaşamış gibi teker teker doğru demekkomünizme dair daha birçok şey toplanır her yerden,onlarca insandan ama..hem kendi ideolojini savunmak başka,diğerini kötülemek başka dimi?at gözlüklerinde de katıldım ayrıca mirzas

  6. #6
    ülkücü isimli Üye şimdilik offline konumundadır Member
    Üyelik Tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    65

    Standart Cevap: Kominizimin Karanlik Yüzü

    herkese selam bayağı zaman oldu giremeyeli foruma.günlerce ülkücülerle
    ilgili yazıp durdunuz neden ağrınıza gitti.benim savunacak tarafım vardı.sizler yazdıklarıma karşı bir savunma bile yapamamışsınız demekki hepsinin kabullendiniz ozaman sorun yok
    Ve tarih bir gün, acz içinde kıvrana kıvrana şehadete susamış bir ülkücüden daha müthiş bir silahın keşfedilemediğini yazmak zorunda kalacaktır…

  7. #7
    Üyelik Tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu Yer
    İzmir
    Mesajlar
    46

    Standart Cevap: Kominizimin Karanlik Yüzü


  8. #8
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    89

    Standart Cevap: Kominizimin Karanlik Yüzü

    Koray Aydin davasi ile Nuri Ok'un jubilesini yaptigini, ve bunun sadece savci istemi olup; savcinin isterse 99999999999 yil ceza isteyebilecegini de umarim biliyorsunuzdur?

    haricten gazel okumak kolay...
    Alıntı Komple_teorisyeni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

  9. #9
    Mirzas isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    345

    Standart Cevap: Kominizimin Karanlik Yüzü

    doğru diyorsun bu ülkede kurallar sade vatandaşlar içindir.Cem uzan'ın,Mehmet Ağar'ın,Sedat Bucak'ın,Mesut Yılmaz'ın,Güneş Taner'in,Engin Civan'ın,Koran Aydın'ın ve daha ismini sayamadığımız sayısız ünlü ismin yaptıklarını normal vatandaş yapsa bugün 30 yıllık cezalarının 7 yılını doldurmuş olurlardı

  10. #10
    aeaydin isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    244

    Standart Cevap: Kominizimin Karanlik Yüzü

    ilk olarak seninle karalama yaparak tartışmayı kimse istemediği için kabullendi. kendi görüşünü haklı çıkardın şimdi öyle mi????

    ikincisi kopyalayıp yapıştırdığın onca komünizm kelimesine rağmen başlığı doğru açamamışsın...

    Stalin der ki: komünizm gibi insancıl bir ideolojinin sürerliği ve özünün kavranması için bir neslin katli ve gelecek neslin bu bilinçle yetiştirilmesi gerekir.Amacın doğruluğundan şüpheleri yoktu ve bunun gerçek olabilmesi için gerekenler de -anlattıklarının abartı olduğuna eminim- zorluydu. Ayrıca ne bir neslin katli vardı ne de Rusya tam anlamıyla bir komünizm ideolojisi güdebildi.. Sen gene komünizm ve onun öğretileri üzerine konuşmamışsın burada,sadece karalamak!!

    din ve inanç farklı şeylerdir;din kurumsallaşmıştır,inanç ise insanın öz benliğindedir.herhangi bir ideoloji bu inancı insandan alamaz,sanırım sen de buna yakın bir şeyler söylemişsin. Ama İslam diniyle terş düşen sistem kapitalizmdir.zenginlerin daha da zengin ve acımasız,fakirlerin ise sefilleştiği..eşitliğin olmadığı..komünizm ise ironiktir ki: salt eşitliğin peşindedir ve fazla malın zararındadır.(komşusu aç iken,bir müslüman uyuyamaz.-bir ev belki de bir araba ve karın tokluğudur has müslamının rızkı.)komünizmde;bir kardeş aç ise herkes aç,tok ise herkes toktur;tek bir evde yaşayan her kardeş gibi yani:zorunludur yani

    bir de sana şunu söylemek isterdim;eline ilk önce senin seveceğin türden bir kitap al:'George Orwell-Hayvan Çiftliği'.kitapta:hayvanları aç bırakan, öldüresiye çalıştıran, yavrularını mezbahaya satan zalim bir çiftçiye karşı hayvanların isyanı anlatılır. Hayvanlar ateşli bir idealizm ve coşkulu sloganlarla, adaletin ve eşitliğin hüküm sürdüğü bir cennet yaratmak için yola çıkarlar. Fakat, macera, büyük bir hüsranla neticelenir. Ve, Orwell, hayvanlar aleminde aktardığı bu öykü ile, aslında, Devrimin tanıdık yüzünü; liderlerin sahiplere, rejimin diktatörlüğe dönüşümünü resmeder...
    Hayvan Çiftliği'ndeki karakterlerler Rus Devrimi'nden esinlenilerek resmedilir; domuz Napoleon tam bir Stalin portresidir. Fakat Hayvan Çiftliği sıradan bir Rus Devrimi hicvi değildir. Orwell'in mesajı çok daha derindir.evet;domuz hükmü eline almaya-ki Stalin'i simgeler- ve devrimin öncüsü olmaya çalışırken diğer hayvanlara eziyet etmeye başlar..

    ve bir de Thomas More'un Ütopya'sını oku.burada komünizmle yönetilen bir ütopik adanın her şekilde yaşam tarzını bulabilirsin.sadeliği,kimi zaman tüm hayattan dışlanmışlığı ama kardeşlemeyi ve huzuru görebilirsin belki.nasıl baktığına bağlı..yorumun evet sadece ütopya olabilir;olsun16 milyona patlar ikisi belki,zaman ayırırsan sadece yanlı bir kitaptan kesip kopylamaktan fazlasını bulursun belki....
    Konu aeaydin tarafından (08-06-2007 Saat 10:39 AM ) değiştirilmiştir.

+ Konuyu Cevapla

Benzer Konular

  1. GECE ve KARANLIK
    Konuyu Açan: şiirler, Forum: Şiirler Karışık.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-09-2009, 03:40 PM
  2. Türkiye’nin Diǧ er Yüzü – Karanlık Yüzü ve Gelişen İslam Faşizimi
    Konuyu Açan: şiirler, Forum: Şiirler Karışık.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 05-03-2009, 07:59 PM
  3. Şiir : Karanlik geceler
    Konuyu Açan: şiirler, Forum: Şiirler Karışık.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12-10-2008, 04:18 AM
  4. Şiir : KarANLIK
    Konuyu Açan: şiirler, Forum: Şiirler Karışık.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12-10-2008, 03:57 AM
  5. Kominizimin Karanlik Yüzü
    Konuyu Açan: ülkücü, Forum: Siyaset.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07-21-2007, 06:14 PM

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.