+ Konuyu Cevapla
Toplam 5 sonuçtan 1 ile 5 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Feride çetin joy dergisi röportaji

  1. #1
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Feride çetin joy dergisi röportaji

    SİNEMA BENİM İÇİN EN İYİ TERAPİ

    O Tam bir sinema tutkunu.Duru güzelliği,cesur kişiliği ve yaratıcı düşünceleriyle dikkatleri üzerine çeken Feride Çetin Son Ağa dizisindeki rolüyle herkesin kalbini çalmayı başardı.Ancak,onun en büyük hayali birgün kendi filmini yönetmek.

    İKİ GENÇ KIZ FİLMİYLE DAMDAN DÜŞER GİBİ GİRDİN HAYATIMIZA.BUNU ULAK VE GOMEDA GİBİ SİNEMA FİLMLERİ TAKİP ETTİ.HATIRLA SEVGİLİ DİZİSİNDE 'KİM BU KIZ?' SORUSUNU SORDURDUN.ŞİMDİ DE REYTİNG CANAVARINI YENEN BİR DİZİDE ŞEKER KIZ GÜLÜMSER ROLÜNDESİN.MEMNUN MUSUN GELDİĞİN NOKTADAN?
    Ben hiç beğenmiyorum kendimi.Eleştiriler de beni üzmüyor.Mesela Murat Özer 'Gomeda' üzerine yazdığı bir yazıda beni eleştirmişti.Rahatsız olmadım,tersine işimi daha iyi yapmanın yollarını aradım.
    'İKİ GENÇ KIZ' FİLMİNDEKİ BEHİYE ROLÜNDE ÇOK BAŞARILIYDIN.BİRÇOK ÖDÜL DE ALDIN.BEKLENTİ YÜKSELİNCE 'GOMEDA'DADAKİ ROLÜN ZAYIF GELMİŞ OLABİLİR.
    Film kötü olabilir ama ben o filmi yapmayı çok istedim.Yönetmene de çok güvenmiştim.Pişmanlığım yok.Ama filmi yaptıktan sonra çok üzüldüm.Haluk Bilginer'le konuştum,bana 'O zaman oyunculuk yapma git ev kızı ol!Bu iş uzun yol şöforlüğü gibidir.Çok kaza yapacaksın,çok ağlayacaksın;çok kötü işlere imza atacak,çok kötü performanslar sergileyeceksin.Bu iş böyle' dedi.
    PEKİ YOLCULUĞUN NERESİNDESİN?
    Daha çok başındayım.Profesyonelliğe yeni adım attım.Ondan önce çok amatör ruhla hareket ediyordum.Artık daha güçlü hissediyorum kendimi.Yönetmen ve görüntü yönetmeni çok iyi olsa da oyuncu olarak o karakteri en iyi sen tanıyabilir ve seyirciye aktarabilirsin.Bu açılardan kendime çok güveniyorum.Ben yeteneğe inanmıyorum.Hayatta yeteneğin payı yüzde 1,çalışmanın payı yüzde 1,tesadüflerin etkisi ise yüzde 98 bence!
    HAYATINDA TESADÜFLERİN ÇOK ÖNEMLİ BİR YERİ OLDUĞUNU BİLİYORUM.AMA TESADÜFTEN ÖTE BİR ŞEY OLMALI.NETİCEDE HERKES KENDİ ŞANSINI KENDİ YARATIYOR.
    Beni doğuracağı zaman annem sinemadaymış.'Sen bu yüzden sinemacı oldun' der.Ben kaymakam veya diplomat olmak istiyordum.Ama üniversiteye girerken 10. tercihim boş kaldı diye ablam sinemayı eklemiş,ben de onu kazandım.İlk derse girdiğimde 'Merhaba ben Feride Çetin,hepiniz aptalsınız!'dedim.İsteyerek bu bölümü kazanmışlardı ama heyecanları yoktu.Ben isteyerek seçmesem de sinemayı çok sevdim.Politika ya da hukuk okusaydım iyi insan olmakla bu kadar uğraşmayacaktım.
    SİNEMA SENİ İYİ İNSAN OLAMAYA MI TEŞVİK EDİYOR?
    Sanatla ilgilenmek insanı geliştiriyor.Sinemayla ilgilenmeseydim hayatla bu kadar kolay başa çıkabileceğimi sanmıyorum.Çok karamsar bir insanım.Buna rağmen şimdiye kadar terapiste gitmeye hiç ihtiyaç duymadım.Başıma kötü bir şey geldiğinde saatlerce film izliyorum,senaryo yazıyorum.
    SENARYO ÖNÜNE GELDİĞİNDE NEYE GÖRE KARAR VERİYORSUN?
    Beş yıldır oyunculuk yapıyorum.ilk zamanlar seçimlerimi hep yönetmene göre yapıyordum.ama son bir yıldır karaktere bakıp onunla ilgili ne yapabilirim,üzerine kendimden ne katabilirim diye düşünüyorum.'Bu rolü sadece Feride oynar'denmeli.
    FERİDE BİR MODA DERGİSİNİN BAŞINDAKİ KADINI OYNAYABİLİR Mİ?Oynayabilir.Neden olmasın?
    MAGAZİNLE ARAN NASIL?
    Magazin manyağıyım!Deli gibi magazin okurum.İnsanların işleri hayatlarından çıkar.Eğer Atıf Yılmaz öyle bir hayat yaşamasaydı bu kadar şahane kkadın filmleri yapamazdı.Bu işi yapıyorsan elbette insanlar seni tanımaya çalışacak.Ama benim magazinel bir hayatım yok.Oyuncunun magazinel olmaması gerek.
    TAMER KARADAĞLI GİBİ MAGAZİNEL BİR OYUNCUYLA ÇALIŞIYORSUN AMA...BUNU NASIL YORUMLUYORSUN?
    Dünyada star olmuş herkesin hayatında büyük sarsıntılar yaşanmış.Onlar da çok uzun süre magazin sayfalarında boy göstermişler.Tame Karadağlı da o kadar disiplinli ve profesyonel ki bence onunla çalışmak verebileceğim en doğru karardı.Ondan çok şey öğreniyorum.Önyargılı olmamamak gerekiyor.
    ÖNYARGIN YOK MUYDU KARADAĞLI'YA KARŞI?
    Hayır.Birlikte çalışacağım her insanı araştırıyorum ben.Onu da araştırıp neler yaşadığını öğrenmiştim.
    BİRLİKTE ÇALIŞTIĞIN OYUNCULAR ARASINDA SENİ EN ÇOK ETKİLEYEN KİM OLDU?
    Hümeyra.Hem kadın olarak hem de hayatıyla beni çok etkilemiştir.Bu bie enerji işi.Kendi kuşağımda çok çarpıcı aktörlerin bulunmadığına inanıyorum.Türkiye'de kendi yaşıtlarım arasında beni çok etkileyen insan nadiren çıkıyor.Mesela en son Nehir Erdoğan'ı aradım.'Broken Angel' filmindeki performansını çok beğendim.Çok az gerçek oyuncu var bu ülkede.
    KİM ONLAR?
    Yılmaz Güney,Türkan Şoray,Şener Şen yaptıkları işe her şeyini veren insanlardı.Kendi kuşağımdan Melisa Sözen'i beğeniyorum.Bizden önceki kuşaktan Başak Köklükaya'yı çok başarılı buluyorum.
    KORKULARIN VAR MI?'BU İŞİN ÇOK BAŞINDAYIM,BİR ŞEKİLDE GÖRÜNÜR OLMAM LAZIM' DİYOR MUSUN?
    Öyle olsa bir sevgili bulup bir yerlerden çıkarken görünürdüm.O zaman kaşem beş kat fazla olurdu,daha çok iş teklifi alırdım.Ama ben iyilerin kazanacağına inanıyorum.
    KENDİNLE BARIŞIK BİR İNSANSIN.KENDİNİ GÜZEL BULUYOR MUSUN?
    Evet kendimle barşığım ama ben çirkin bir insanım.16 yaşıma kadar çirkin bir çocuktum.Fakat ne ben ne de etrafımdakiler bu yönümle ilgilendi.Başka şeylere kafa yordum ben.
    AYNANIN KARŞISINA GEÇİP ANNENİN RUJLARINI SÜRDÜĞÜN,KOLYELERİNİ TAKTIĞIN BİR DÖNEM OLDU MU?
    Oldu,hatta annem kızmıştı.Fondöteni ruj yerine sürmüşüm çünkü.
    ŞİMDİ DIŞ GÖRÜNÜŞÜN HAYATINDA NE KADAR ÖNEMLİ BİR YERİ VAR?
    Güzel bir kadın değilim ama kendimi çekici buluyorum.Bir partiye katılmak zorunda olduğumda giyinip süsleniyorum.Nasıl giyineceğini ve nasıl makyaj yapılacağını bilmek önemli.
    SÜSLENMEYİ SEVİYORSUN...
    Hayır,oyunculuk yaparken çok önemli makyaj yapmak.Çok zor bir sanat.Mesela burnum çok geniş ve kapatmk için 1,5 saat gölge atmakla uğraşıyorum.Alışveriş yapmak,kıyafet seçmek beni çok sıkar.Hemen mağazaya girer,alacağımı alıp çıkarım.
    ÜRGÜP'TE NASIL GEÇİYOR ZAMAN?
    Bir süre dövüş sanatıyla ilgilenmiştim.Ekstrem sporları severim.Burada da at binmek istiyorum ama izin vermiyorlar.Ben de kitap okuyorum.Ama dah ilginç şeylerle uğraşmak isterdim.Aktörlük yapıyorsan,tabanca kullanmay da bileceksin,at binemeyi de şarkı söylemeyi de...
    BUNLARIN HEPSİ DE GERÇEKETEN BİR ARADA OLMALI MI BİR OYUNCU DA?
    Olmak zorunda.O zaman niye oyunculuk yapıyorsun?Asla soyunmam diyenler var,ne kadar saçma!
    İYİ BİR PROJE GELDİĞİNDE SOYUNUR MUSUN?
    Gerekiyorsa,evet.Durup dururken soyunmam.Son projem 'Aziz Ayşe'de'erkek arkadaşıyla cinsel sorunlar yaşayan bir kadını canlandırıyorum.Orada'Ben sevişme sahnesi çekmem!'diyemiyorsun,çünkükadının kendini bulmasüreci bu.Kadın uzun süredir firijit ve hayatını düzene soktuğunda sevişmek zorunda.
    İÇİNDE SİNEMA İÇİN DUYDUĞUNBU HEYECANI,GÖZLERİNDE GÖRDÜĞÜM ŞU IŞILTIYI NORMAL HAYATTA BAŞKA NELER YAŞATIYOR SANA?
    Geçen yıl sabah kalkıp yüzüyordum,İspanyolca kursuna gidiyordum,oyunculuk dersi alıyordum.kendimi birçok alanda geliştirmek istiyordum.hayatın geneli çoşku veriyor da sinemanın dışında beni heyecanlandıran çok şey yok.Kalp kırıklıkları yaşadım geçen yıl ve iki vakıfta çalışmaya başladım.İş beni tatmin etmiyordu,nefes alamıyordum.Bende hiperaktiflik var,bir sürü işi aynı anda yapmaya çalışıyorum.
    AİLEN BULGARİSTAN GÖÇMENİ.SEN MERAK EDİP ORALARI ZİYARET ETTİN Mİ HİÇ?
    Amin Maalouf'un kökler üzerine bir kitabını okumuş ve çok etkilenmiştim.Sinema okullarında 'ilk işiniz kendi hikayenizi bilmek olmalı' denir.Balkanlar'a gittim,Doğu bloku ülkelerini gezdim,ama kendimi hiç oaraya ait hissetmedim.Çok garip.evet,köklerim orada,oraya dair hikayelerle büyüdüm,yediğim yemekler oradan...Ama acayip bir şekilde kendimi daha çok Doğu'ya ait hissediyorum.Mardin'de Erzincan'da,Urfa'da kendimi mutlu hissediyorum.
    FERİDE MUTLU OLDUĞUNDA MASANIN ÜSTÜNE ÇIKIP KİMSEDEN ÇEKİNMEDEN OYNAYAN BİR KIZ MI PEKİ?Çok şaşırıyorlar ama evet,ne var bunda?O an içinde ne geliyorsa onu yapıyorsun işte!
    BİRÇOK RÖPORTAJINDA HEP BABANDAN BAHSETMİŞSİN.NEDEN?
    Ben babama aşığım.
    ERKEK ARKADAŞLARIN NE DİYOR PEKİ BU İŞE?
    Sıkılıyorlar babamı dinlemekten.Babam eski sporcu olduğu için hayatında sigara kullanmadı,alkol almaz,müthiştir,ama o da şahane bir adam değil.Onun da çok büyük handikapları var.
    İLERİDE EVELENECEĞİN KİŞİNİN SİNEMADAN OLMASINI İSTER MİSİN YOKSA BAMBAŞKA BİR ALANDAN OLMASINI MI TERCİH EDERSİN?
    Başka alandan olması daha iyi olacak ama sinemaya ilgisi olamayan biriyle ne konuşabilirim?Sinema konuşmak beni hep çok heyecanlandırıyor.en yakın arkadaşlarımdan biri doktor,biri iş kadını,biri bankacı,ama hepsisnin sinemaya ilgileri var.
    AŞK HAYATIN NASIL PEKİ?Kötü,hiç uzun ilişkim olmadı.Bir tane vardı,o da bir yıl sürdü.
    İŞ Mİ ENGEL OLUYOR AŞKI YAŞAMANA?
    Hayır,ben bağlanmaktan korkuyorum.Aşk o kadar acayip bir şey ki korkunç hissediyorsun kendini.Hiç bir şeyi kontrol edemiyorsun,normalde yapmadığın şeyleri ypmaya başlıyorsun.
    AŞK İNSANI MISIN FERİDE?
    Değilim!Aşktan iki kere vazgeçtim.Aşkı seçebilirdim ama istemedim.
    EMEK HARCAYABİLECEĞİNBİR ADAM KARŞINA ÇIKMADI DİYELİM!
    Evet,çıkmış olsaydı şimdi yanımda olurdu.
    EVLENMEYİ İSTEDİĞİNİ BİLİYORUM...
    Evet,istiyorum.Yaşadığın şeye evlilik gibi bakmadığın zaman çok güzel yürüyor ilişki.Annemle babam bu kadar yıldır beraberle çünkü beraber üretiyorlar,aynı ilgi alanları var ve hala öpüşüyorlar.Birbirlerine hediyeler alıyorlar ama deli gibi kavga da ediyorlar.
    ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA NE GİBİ PROJELER VAR?DİZİ DEVAM EDİYOR,YÖNETMENLK HAYALİN YİNE CEPTE DURUYOR,MUHTEMELEN SENARYO YAZMAYA DEVAM EDECEKSİN.GAZETECİLİĞİ SÜRDÜRECEK MİSİN?
    Hayır.Yazı yazacağım zaman saatlerce araştırma yapıyorum,çok okuyorum,bir hafta uğraşıyorum.Şimdi buna vaktim yok.
    DİZİ OYUNCULUĞU İYİ PARA GETİRİYOR MU?İyi para kazanalar var.
    SEN DE ÇOK PARA KAZANIYOR MUSUN?İlk zamanlardan daha iyi kazanıyorum,başrol oynuyorum çünkü.

  2. #2
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Feride çetin joy dergisi röportaji

    Çok beğenilen bir oyuncusunuz, fakat siz hep ‘oyuncuyum’ yerine ‘sinemacıyım’ diyorsunuz...

    Evet, oyuncu olarak tanınıyorum, fakat kamera arkasında olmakla da ilgileniyorum.

    Senaryo yazdığınızı duyduk.

    Doğru. Birkaç tane senaryom var.

    Uzun metrajlı ilk filminizi ne zaman yöneteceksiniz?

    Hazır olduğum zaman. Yönetmenliği düşünüyorum, evet. Zaman zaman bu konuda idealist heyecanlar duyduğum oluyor.

    Kadın yönetmenler arasında kimleri tutuyorsunuz?

    Pelin Esmer’i tabii ki: Oyun adlı belgeselin yönetmeni, şimdi sinema filmi çekecek. Bilge Olgaç’ı beğeniyorum. Türkan Şoray’ın da yönetmenliği son derece kayda değerdir.

    Şu sıra neler okuyorsunuz?

    Turhan Feyzioğlu’nun Yılmaz Güney Bir Çirkin Kral kitabını. Yılmaz Güney’in sinemasını çok takdir ederim. Sinemacı olmak için verdiği mücadeleyi. En alt katlarında çalıştığı sinema sektöründe, her türlü zorluğa göğüs gererek önemli bir yönetmen oluşunu son derece dikkate değer buluyorum.

    Karamsar mısınız?

    Gerçekçiyim.

    Gerçekçilik neye yarıyor?

    Piyasanın menfi tesirlerini ucuz atlatmaya.

    Piyasada ne var ki?

    İdealist insanların sayısı çok az. Bana öyle geliyor ki, hiçbir zaman insanlar sizi anlayamaz ve tanıyamaz.

    Ve...

    İşini yalnızca para için yapan herkes çok can sıkıcı ve zavallı!

    Para önemsiz mi?

    Onu demiyorum. Sadece... Etrafta daha fazla zeki insan olmasını isterdim. Zeki insanların da daha mücadeleci olmasını isterdim.

    OYUNCULUK DÜELLO GİBİ

    Wing Chung yapmışsınız. Nedir Wing Chung?

    Sadece kolların kollanıldığı bir dövüş sanatı. Matrix filmindeki dövüş tekniği.

    Neden Wing Chung’la ilgilendiniz?

    Her şeyi denemeyi seviyorum çünkü.

    Ne gibi?

    Yamaç paraşütü, dağcılık, basketbol... Bisiklet sürüyorum. Her yere bisikletle gidip geliyorum.

    Sporun sizin için anlamı ne?

    Spor insana özel bir olgunlaşma bilgisi sunuyor. Dayanıklı olmayı, düşsen de kalkıp yarışa devam etmeyi öğretiyor. Bir de, enerjinizin farkına varıyorsunuz.

    Peki ya oyunculuk...

    Oyunculuk bazen düet, bazen düello gibidir.

    Oyunculuk başarınızın sırrı ne?

    İşimi iyi yapmayı çok önemsiyorum. Çalışıyorum. Ümitliyim.

    Yani iyi bir sinemacı olmak için...

    Evvela iyi bir insan olmak gerek bence. İyi bir sinemacı er ya da geç olursun, fakat iyi bir insan olmayı erteleyemezsin.

    Türk oyuncuları eleştiriyor musunuz?

    Oyunculuk, kamera karşısında yapılan bir iş. Bizde, bu ıskalanıyor. Oyuncu, artistlik yapmak ve 24 saat artist olmak zorunda sanki.

    En büyük hayaliniz?

    Anne olmak.

    Ufukta böyle bir annelik ihtimali var mı?

    Güncel anlamda yok. Fakat olacağını biliyorum. Tıpkı, bir film yöneteceğimi bildiğim gibi. İnsan kendi istikbalini içten içe sezer.

    Sinema ve spor haricinde nelerle ilgileniyorsunuz?

    Kitaplar ve politikayla. Tarihi seviyorum. Toplumsal yönelişleri analiz etmeyi seviyorum. Dolayısıyla hayallerle yaşamıyorum.

    Sinirli misiniz?

    Hayır, fakat galiba kolay savunmaya geçen biriyim.

    YAYINLANMAYAN KİTAP

    Yayıncılık, çevirmenlik ve yazarlık yaptınız. Entelektüel bir starsınız...

    Entelektüel... Olmaya çalışıyorum. Yani bilgiyi ve zihin açıklığını önemsiyorum. Fakat entelektüellik bana mutluluk getiren bir nitelik değil. Çevremde de ille entelektüeller olsun gibi bir arayışım yok.

    Niye?

    Entelektüelliğin birçok kişide bazı yanılsamalar doğurduğunu, insanlara tepeden bakma eğilimine sebep olduğunu düşünüyorum.

    Her filminizde saç modeliniz değişiyor?

    İyi de oluyor. Faydasını görüyorum. Böylece insanlar beni görür görmez tanıyamıyorlar.

    Yazarsınız. Dergilerde, gazetelerde yazılarınızı okuduk. Yazarlığa devam etmeyi düşünüyor musunuz?

    Yazmayı ve gazeteciliği çok ciddiye alıyorum. Halihazırda yazıyorum. Herhalde filmler ve kitaplar hakkında ara sıra da olsa yazmayı sürdüreceğim.

    Kitap yazacak mısınız?

    İki kitap yazdım. Fakat yayınlamadım. Çünkü yayınlanmaya hazır hale geldiklerini düşünmüyorum.

    Ne yazdınız?

    Komik bilimkurgular. Annem, en iyi yaptığım işin yazarlık olduğunu düşünür ve hep yazmam gerektiğini söyler.

    Yazılarınıza artık pek rastlayamıyoruz...

    Eğer birkaç işi birlikte yürütüyorsanız, insanlar sizi daha kolay yargılıyor. Aynı anda hem oyunculuk, hem yazarlık, hem spor yaptığım için asla takdir görmedim.

    Kaç tane kısa film yönettiniz?

    12-13 tane. Kimseye izletmiyorum. Çünkü istediğim düzeyi yakaladığımdan emin olamıyorum.

    Sevdiğiniz kadın oyuncular?

    Jodie Foster, Ingrid Bergman, Jean Seberg, Juliette Binoche... Türkan Şoray, Müjde Ar ve Başak Köklükaya.

  3. #3
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Feride çetin joy dergisi röportaji

    ANNEMİN DUALARI

    Yüzünüz yandı ve estetik ameliyat yerine, bir yağ sürdünüz, geçti. Bir astrolog size ‘8 Temmuz’da hayatınız değişecek’ dedi, tam o gün hiç hesapta yokken Kutluğ Ataman size başrol önerdi. Çağan Irmak’tan bahsettiğiniz bir anda, Çağan Irmak telefon etti ve Ulak’taki rolü teklif etti... Böyle şeyler sık oluyor mu hayatınızda?

    Çok fazla.

    Nedir bu?

    Olup biten her şeyden bir işaret anlamı çıkarmaya çalışmıyorum tabii ki. Sanırım her insan, böyle açıklaması olmayan olaylar yaşıyor. Fakat gündelik hayat, insan ilişkileri, mucizeleri dışlayan bir işleyişe sahip. Biz de açıklayamadığımız her şeyi bir kenara bırakıyoruz.

    Yani...

    Annem ve anneannem benim için çok dua ediyorlar. Kalplerimizde taşıdığımız inancın, hayatımıza etki ettiğine inanıyorum.


    Gandhi’den ve Bakkal Ümit Amca’dan etkilendim


    Son Ağa dizisinde oynuyorsunuz. Nasıl başladı Son Ağa macerası?

    Güliz Kucur’un senaryosunu okudum, çok komikti. Bir komedide rol almayı çok istiyordum. Bana gönderilen senaryolar arasında da Son Ağa en iyisiydi. Diziyi, Özer Kızıltan’ın yöneteceğini duyunca da, projeyi kabul ettim. İlk defa burada şeker kızı oynuyorum.

    Çekimler Ürgüp’te yapılıyor. Eviniz İstanbul’da...

    İstanbul dışında çalışmaktan çok memnunum.

    Neden?

    Çünkü orada zaman çok yavaş akıyor.

    Birçok ödülünüz var. Ödüller hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Sanatın ödüllendirilemeyeceğine inanıyorum.

    Nasıl yani?

    Ödül eğer çok büyükse, mesela Oscar gibi, eser ya da sanatçı ile ödül arasında bir denge kuruluyor. Onun dışında, ödül konusu spekülasyona çok açık. Bir de tabii ki en önemli ödül ve ölçü, isimsiz izleyicilerin ilgisi ve yorumudur.

    BAKKALDA ÇALIŞTIM

    Gandhi’den etkilendiğinizi söylemişsiniz. Bakkal Hüseyin Amca’dan etkilenmenizi beklemiyorum ama Gandhi...

    Bakkal Hüseyin değil de, Bakkal Ümit Amca vardı, ondan da çok etkilenmiştim. Çok dürüsttü. Çocukken onun dükkanında çalıştım. Gandhi’nin, dünya meselelerini maneviyat eşliğinde ele alması ve o bildiği yoldan çözmesi beni etkilemişti.

    Bugüne kadar canlandırdığınız karakterler arasında size en çok benzeyen hangisi?

    Hem hiçbiri, hem de hepsi.

    Acayipmiş...

    Hiçbiri, çünkü ben onlar değilim. Hepsi, çünkü her birinin yerine geçtim. Mesela İstiklal: Şahin Bey adlı TV filminde, Kurtuluş Savaşı sırasında erkek kılığına girerek cepheye giden kara çarşaflı bir kadını canlandırdım. Ulak’taki Havva’nın da benimle alakası yoktu. Canlandıracağım karakterlere hazırlanırken kendimden değil, onlardan yola çıkıyorum.


    Berlin’deki ufak tefek sessiz adam

    Çok gençsiniz. Yine de anılarınız vardır.

    Var, evet... 2 yıl önce, 56. Uluslararası Berlin Film Festivali’ne gazeteci sıfatıyla gitmiştim. Büyük bir festival, dünyanın her yerinden çok önemli sinemacılar, gazeteciler, sinema yazarları vardı. Philip Seymour Hoffmann, Capote filmiyle yarışıyordu. Starbucks’taydım. Philip Seymour Hoffmann’ı gördüm. Onunla röportaj yaparsam, yayınlanacağını biliyordum. Ünlü bir aktör çünkü. Konuşmak istediğimi söyledim.

    O ne dedi?

    ‘Tamam, 10 dakika kadar konuşabiliriz’ dedi. Masada biri daha oturuyordu. Onunla ilgilenmedim. Röportaj yaptık, bitti. Teşekkür ettim. Ayrılırken el sıkıştık, birbirimize ‘İyi günler’ dedik. O sırada yanda oturan adam da ‘İyi günler’ dedi. Ona da elimi uzattım ve bir de baktım ki... O sessiz, ufak tefek adam... Şöyle bir başını kaldırdı...

    Eee, kimmiş?

    Al Pacino.

    A-ha?! Ne yaptınız?

    E, haliyle şoka girdim.

    İlginçmiş...

    Eh, en azından ileride torunlarıma anlatabi-leceğim birkaç hikayem var.

  4. #4
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Feride çetin joy dergisi röportaji

    İleride herkes kendi filminin başrolünü oynayacak
    'Hatırla Sevgili’ dizisinde Güzide rolüyle öne çıkan ve ileride sinema sektörünün biteceğine inanan Feride Çetin nasıl oyuncu olduğunu anlatırken, kendisiyle ilgili bilinmeyenler de ortaya çıktı: Sokaklarda tutunabilmek için 17 yaşıma kadar kafamı kazıttım!..

    Disiplinli, cesur ama en önemlisi çok çalışkan. Feride Çetin tipik bir oyuncuyu tanımlamak için seçilecek sıfatlardan farklı, iddialı bir isim. Zaten o da kendini oyuncu olarak tanımlamıyor. O ‘doğuştan sinemacı’. 28 yıllık hayatının her dönemecinde hayat ona oyunlar oynuyor, o da her birini kucaklamayı biliyor. Çetin en son, sinema filmi ‘Ulak’ ve ‘Hatırla Sevgili’ dizisinde karşımıza çıktı.

    * Oyunculuk hiç aklımda yoktu. Çocukluk yıllarımda basketbol oynuyor; “Türkiye’nin en iyi basketbolcusu olacağım” diyordum. Yaptığı her işte iddialıyımdır. Yazar olmaya karar verdim ve sekiz yaşımdan bu yana yazıyorum. Günlükler, denemeler, hâlâ ara ara devam eden gazetecilik kimliği ile röportajlar ve sinema içinde yer ettiği günden itibaren senaryolar… Bir dönem avukat olmayı düşündüm. En son politikacı olmakta karar kıldım. Babam sayesinde Nokta dergisini keşfettim. Ama şimdi tüm çocukluk hayallerimin ötesinde doğuştan sinemacı olduğunu düşünüyorum.


    HER ŞEY ANLATTIKLARIMDA GİZLİ
    * Kendimi anlatmak beni rahatsız etmiyor. Bir oyuncu arkadaşım ‘Ben seni çözemiyorum’ demişti; ‘Çok farklı görünüyorsun ama niye kendini anlatma ihtiyacı duyuyorsun anlamıyorum.’ Aslında her şey anlattıklarımda gizli. Hikaye de buraya başlıyor zaten. Ailemden geliyor bu durum. Yurtdışı eğitimi almış özgür bir aileyiz… Bir araya gelince saatlerce konuşurduk. Herhalde bütün çocukluğum ve ilk gençliğim konuşarak geçti. Hayat hakkında, yapmak istediklerimiz hakkında, ailemiz hakkında. Çok enteresan bir hayatları olmuş onların. Çok kısa zamanda birbirlerini sevmişler ama aileler istememiş, onlar da kaçarak evlenmişler. Annem 18, babam 20 yaşındaymış. Annem jimnastikçi, babam hentbolcu.

    * Annemle babam sokakta tanışmışlar. Çok enteresan; babamın bir sevgilisi var, aldatıyor sevgilisi babamı. Çok üzülüyor, hayata küsüyor babam. Ama annemle de çocukluktan tanıyorlar birbirlerini. Sonra babam yatılı okula gidiyor, yurtdışına gidiyor, görüşmüyorlar. Bir gün annemi sokakta görüyor, takip ediyor. Annemin hiç sevgilisi olmamış, tersliyor ama işte babama aşık oluyor. Ve ilk aşık olduğu erkekle, ilk öpüştüğü erkekle, ilk elini tutan erkekler evleniyor. Yıllarca o masallarla büyütüldük ama sonra hayat ‘dan dan dan’ diye vurdu!

    * Ablam benden bir yaş büyük. Dünyada birbirine en zıt insanlarız; ama sanki birbirimizi tamamlıyoruz. Bir de erkek kardeşimiz var ama ablam bize çok annelik de yaptı. Erkek kardeşim sekiz yaş küçük ama bana bir kere bile ‘abla’ demedi.

    * 12 yaşıma gelene kadar zor koşullarda yaşadık. Biz her zaman enteresandık. Annem önlüklerimizi kendi dikerdi. Özel kolluklar takardı, eldivenlerimiz vardı.

    * Basketbol oynuyor, paten kayıyordum ama bir türlü sokakta tutunamıyordum. Tutunmak için kafamı kazıttım erkek çocuğu gibi oldum. 13-14 yaşıma kadar, hatta 17 yaşımda da kazıttım kafamı; sadece onlarla daha kolay irtibat kurabilmek için. Yıllar sonra ‘İki Genç Kız’ filminde canlandırdığım Behiye karakterine hazırlanmak için yeniden İkitelli’ye gittim. Unuttuklarımı hatırladım. Kızlar çete halinde dolaşıyorlar, gerçekten saçları hep farklı modeller ve diyorsun ki; ‘Burası İkitelli’nin en berbat yeri, nasıl böyle giyiniyorlar?’ Zamanımnda, saçımı mora boyadım diye sokağımda olay olmuştu. Şimdi İkitelli’de herkes öyle. Onlar da aslında benim çocuklukta yaptığım şeyi yapıyorlar. Bir şeye tepki duyuyorlar; tepkilerini kıyafetleri ve saçlarıyla gösteriyorlar.

    UÇURUMUN KENARINDAYIZ
    * Anne ve babam Bulgaristan ve Rusya’da yaşamış bir dönem. Biz anlamayalım diye evde Rusça ve Fransızca konuşurlarlardı. Rusça ya da Fransızca konuşmuyorum ama üç dil biliyorum. İngilizce, Almanca ve İspanyolca.

    * Annemler bayramlarda bizi akrabalarımızın kapılarına götürüyorlardı. İstiyorlardı ki aile büyükleri ile görüşelim. Bence yaşlılarla büyümek çocuğa sağduyu katıyor. Biz üç kardeş de çok sağduyulu değiliz ve hep uçurumun kenarına gidiyoruz. Galiba bunu gördüler, bizi kabul etsinler diye çok uğraştılar.

    * Babam elektrik mühendisliği yaptı, annem güzellik uzmanı oldu. Şimdi Kırklareli ile Çatalca arası bir yerde, bir kır evinde ‘hayallerindeki hayali’ yaşıyorlar. ‘Babam mobilyalar yapıyor. Annem inanılmaz bir bahçe yarattı. Kıyafet dikiyor, dünya mutfaklarını deniyor… Fazla mükemmeller! Tüm bu yaşam mücadelesinin ardından kızlarının oyuncu olmasını istemiyorlar.

    * Çok disiplinli çalışıyorum, sinema okuyorum, bir yandan gazetecilik yapıyorum ama oyunculuk gönlümde yatan aslan değil. Okulda çok sayıda kısa film çektim, sayısız film izledim. Sinema salonlarının kalacağını düşünmüyorum yakın gelecekte. Herkes kendi filminde kendi başrol oyuncusu olacak…

    * Yönetmen olmak istiyordum aslında ama en başta insanın kendisiyle uğraşması gerekiyor. ‘İki Genç Kız’ öncesi Şehir Tiyatroları’nın açtığı seçmelere bu yüzden girdim. Hayatımdaki birçok önemli aşama gibi seçmelere katılma hikayem de bir tesadüf üzerine kurulu. Şişli’de sokakta bir duvar panosu görüyorum, girip ismimi yazdırıyorum. Sekiz tane seçme yapıyorlar. Her seferinde gülerek giriyorum içeriye, hayatımda bir şey deniyorum sonuçta. O ilk deneyim sayesinde 2 bin kişi arasından seçilen 18 kişiden biri oldum.

    * Altı aylık çalışma sonrasında, yönetmen Kutluğ Ataman’ın asistanı olmak arzusuyla gittiğim sette ‘İki Genç Kız’dan birine seçildim ama aylar önce gittiğim astrolog zaten vermiş o tarihi. “8 Temmuz günü yapmayı düşünmediğin bir şey yapacaksın ve hayatın değişecek” demiş. 8 Temmuz günü kendimi ‘İki Genç Kız’ın ‘Behiye’si olarak buldum.

    * ‘Hatırla Sevgili’den teklif geldi. Tomris Giritlioğlu çok istedi beni bu rol için. Beş ay reddettim. Sonra bir gece rüyamda gördüm. Ben çok mistik bir insanım! Rüyamda bu işin hayatımı değiştireceğini gördüm, Tomris Hanım’ı arayıp rolü kabul ettim.

    * İlk ay zor geçti. Karakter canımı sıktı. Kız aşık oluyor her şeyi bırakıyor. Bir adam için her şey bırakılır mı? Ben bir adam için mesela sinemayı bırakır mıyım? Bir bebek için evet! Bir adam için? Artık 28 yaşında buna ‘Hayır’ cevabını veriyorum!
    * Adamlar o kadar üzülecek, üzerlerine çok şey konulacak konu değil. Biz onlardan çok daha üretkeniz ve alında biz her şeyi yönlendiriyoruz. Zaten kolay sevebilen bir insan değilim. Sevgi doluyum evet; annem öyle yetiştirdi. Kolay güvenen bir insan değilim. Benim sevmemin yolu, önce nefret etmemden geçiyor. Zamanla dizideki rolüme de ısındım. (Marie Clarie)

    Röportaj yaptığım kimse beni tanımadıDergi için kimlerle röportaj yaptınız?
    Herkesle ama kimse hatırlamıyor. Geçen gün Yılmaz Erdoğan’a “Seninle ‘Organize İşler’de röportaj yaptım” dedim, hatırlamıyor. İki yıl boyunca her sete gittim oysa.

    * Kimse tanımadı mı?
    Tek kişi tanıdı, Çağan Irmak. Onun dışında kimse tanımıyordu. ‘İki Genç Kız’ için sekiz kilo almıştım. O kiloyu verdim, saçlarım belimde ve siyahtı. Çağan’ı özel olarak takip ediyordum. O da asistanlıktan geliyor. Türk sinemasında omuz kamerası, klasik müzik denemiş ve bunları kabul etmiş bir adam. Sonrasında ‘Ulak’taki Havva rolü için anlaştık. Çağan, gerçekten değişik bir oyuncu yönetmeni. Çok kolay iletişim kuruyor, herkese farklı davranıyor. ‘Ben buradayım, yalnız değilsin’i hissettiriyor.’

    * Nasıl bir şey film vizyona çıktığı gün dergicilik yapmaya karar vermek?
    Hayatımda aldığım ve uyguladığım en doğru karar dergicilik. Dışarıdan bakmak, onun üzerine yazı yazmak… Önümde 20 dizi vardı. Bir kızlar yurdunda ya da bilmem neyin entrikasının içinde olmak istemedim. Evet, belki maddi açıdan çok zorluk çektim ki hâlâ da zorluk çekiyorum, ama para önemli değil. İleride Türkiye’nin en büyük oyuncusu olmayacağım belki ama yaptığım işte iddialıyım.

  5. #5
    Cafe31 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Süper Asistan
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    3,000

    Standart Cevap: Feride çetin joy dergisi röportaji

    FERİDE ÇETİN: TAMER BEY ÇOK MAGAZİNEL BİR KİŞİLİK

    Feride Hanım, siz dizinin Gülümser’isiniz. Nasıl bir kız Gülümser?

    - Uzun zaman yurtdışında kalmış, orada master yapmış bir kız. Yıllardır beraber olduğu bir sevgilisi var. Sevgilisi sonradan görme. Gülümser onun bu huyunu hiç sevmiyor. Yavaş yavaş özüne dönecek ve sonra Salim Ağa’ya aşık olacak. Ama aileleri birbirine düşman.
    Tamer Karadağlı ile birbirinize uyum sağlayabildiniz mi?

    - Evet. O çok profesyonel, çok disiplinli ve komik biri…

    Zaman zaman çapkınlıkları ile gündeme gelen biri ile romantik bir öyküde rol almak, başlangıçta sizi endişelendirdi mi?

    - Hiçbir endişe yaşamadım. Tamer Bey ne yazık ki şanssızlık eseri çok magazinsel bir kişilik olmuş. Bir oyuncunun bu kadar magazinel olmaması gerek.

    Daha önce “Hatırla Sevgili”de rol alıyordunuz. O biter bitmez bu diziye başladınız. Dinlenip stres atacak zaman bulabildiniz mi?

    - 28 yaşındayım, 16 yaşından beri çalışıyorum ve hayatım boyunca hep iki iş birden yaptım. Durursam rahat edemem. Gerçi biraz da korkuyorum, çünkü babam da işkolikti. Emekli olunca bunalıma girdi. Ona benzememek için hayatıma hobiler katıyorum. Dil öğreniyorum, spor yapıyorum. Aslında burası bana tatil gibi geldi. Havası insanı dinçleştiriyor. Sanki sıfırlanmış gibiyim.

    Duyduğuma göre çocukken politikacı olmak istiyormuşsunuz. Kimden etkilenmiştiniz?

    - Gandhi’den çok etkilenmiştim. Ama şimdi politikaya bakışım farklı, çok uzağım.

    Lisede okurken yüzünüz yanmış bir de, estetik yaptırdınız mı?

    - Evet, dershaneye yetişmeye çalışırken yanlışlıkla kaynar suyu başımdan aşağıya dökmüş, yüzümü yakmıştım. Estetik yaptırmadım ama Balkan kökenli olduğumuz için akrabalarımız başka bir tedavi önermişti. Günde üç kez domuz yağı sürüldü, yanık geçti.

+ Konuyu Cevapla

Benzer Konular

  1. Feride çetin joy dergisi röportaji
    Konuyu Açan: Cafe31, Forum: Son Ağa Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11-30-2008, 08:24 AM
  2. Feride Çetin Dizi Resimleri
    Konuyu Açan: Cafe31, Forum: Son Ağa Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10-31-2008, 11:32 AM
  3. Feride Çetin Özel Hayatından Fotograflar
    Konuyu Açan: Cafe31, Forum: Son Ağa Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10-31-2008, 11:28 AM
  4. Feride Çetin-Biyografi
    Konuyu Açan: Cafe31, Forum: Son Ağa Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10-31-2008, 11:24 AM
  5. Feride Çetin: 24 saat artistlik yapılmaz
    Konuyu Açan: handan, Forum: Son Ağa Dizisi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10-06-2008, 08:19 PM

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.