-Bugünlerde Fenerbahçe’nin 2001 yılında Samsun maçında şike yapıldığı iddiaları ortaları kasıp kavuruyor. Şunu bilmeniz gerekir Türkiye de şike vardır. Teşvik pirimi ise nerdeyse yasaldır. Biri çıkıp Fenerbahçe şike yapmıştır diyor. Adamın niyeti tamamen maddi çıkardır. Büyük ihtimalle bu kişi Fenerbahçe başkanından para istemiştir ama alamamıştır. Bu adam ne terbiyesiz adamdır ki kendi arkadaşlarını telefon tuzağına düşürüp onları konuşturmuştur. Adamın dolandırıcı biri olması doğru söylemediği anlamına gelmez. Zaten yaptığı işte böyle bir iştir. Bütün bu adamın rezaletine rağmen şunu bileniz isterim adamın söylediği bence doğrudur. Bunu yayınlanan telefon konuşmalarından dolayı söylemiyorum, hatta telefon konuşmalarının istenen tarafa lastik gibi çekileceğini düşünüyorum. Telefonda adama diyor ki ”abi sen yaptın feneri şampiyon emeğin büyük diyor” adamda bu gazı alınca “evet öyle oldu” diyor. Yani olay hakkında karara varmak için telefon konuşması bir delil değil bir başlangıç olabilir. Bizzat maçı da seyretmiş biri olarak inanıyorum ki dürüst değil hiçbir şey. Hatta aynı saatteki GS-TS maçı daha da incelenmesi geren bir konudur. İki sene önce TS-GS yenilmesi ve şampiyonluğunun kaybedilmesini nerdeyse garantilenmesi sonuncunda Gökdeniz “anlamadım GS yi bir türlü! Sanki şampiyon olacaklar gibi oynadı, bizi yendiler ama seneye GS nin 100 yılı ve bizimle de 2 maçı var o zaman görüşürüz” demiştir”. Gökdeniz ne istiyordu yıllar önce TS nin GS ye yaptığı gibi bir güzellik mi. Hele de GS’nin yıllar önceki 8 lik Ankaragücü maçından hiç bahsetmeye gerek yok. Geçen gün görüntülerini izledim ancak bu kadar aleni olabilir. Hatta bazı Ankaragücülü futbolcuların utanıyoruz diye de açıklaması da var. FB nin kendi evindeki Gaziantep maçında ilk yarıyı 0-3 yenik kapatıp ikinci yarıda 4-3 yapması başka incelenmesi gereken konudur.
-Bu yaşananların 10 da 1 Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde yaşansaydı şimdi yer yerinden oynamıştı. Biz nasıl bir ülkedeyiz ki kanıtlanmış belgelere rağmen kılını kıpırdatan yok. Mustafa denizli FB nin başındayken Aziz Yıldırımla bir sohbetlerinde Mustafa Denizli “takımı şampiyon yaptım daha ne yapayım” demiş Aziz Yıldırımda “sen mi şampiyon yaptın güldürme bizi” demiştir. Bunun doğrumu olduğunu bilmiyorum ama doğrumu değil mi kimse araştırmadı. Bu ne demektir söylermisiniz “sen mi şampiyon yaptın” demek. Bununla birlikte Mayıs 2004 de BJK ligde iddiası kalmamış ve düşme potasındaki mutlak 3 puana ihtiyacı olan Rize sporla oynamaya hazırlanmaktadır. Bursa’nın kaderi bu maça bağlıdır ve maçı Rize enteresan bir şekilde kazanır. Maçta Sergen maça çıkmamış Emre Aşık inanılmaz kötü oynamış Tümer ilginç bir şekilde oyundan alınmış Serdar Topraktepe müsait bir pozisyonda geriye dönerek muhtemel bir gol olasılığını ortadan kaldırmıştır. Rize ise ilginç bir penaltı golüyle maçı 1-0 kazanmıştır. Bütün bunları uyduruyorsun diyebilirsiniz yazımın sonundaki eki mutlaka okuyun.
-Bakın iki sene önce vatan gazetesinin Luceskuyla röportajı. "Özellikle kariyerinin sonuna gelmiş oyuncularım resmen bana ve takıma ihanet ettiler. Başta Zago, Cordoba ve Ronaldo olmak üzere yabancılar iyice kenara çekildiler. Ama yöneticilere söylemiştim. Onlara kariyerinin sonuna gelmiş, para için oynayan futbolcuların, her şeyi deneyebileceğini anlatmıştım. Buna rağmen BJK yönetimi onların parasını vermedi. Onlara yol açtı. Boşluk bıraktı. Konya maçından sonra Cordoba'yı kenara çekip 'Maç sattın mı?' diye sordular... Geriye dönüp baktığımda, şüphelerimin yerine oturduğunu görüyorum. Şimdi kendime kızıyorum. Çünkü o zaman kötü adam ben olmuştum. Türkiye'deki sisteme karşı mücadele etmek çok zor."
-Bir başka iddiaya bakın. Aziz yıldırım “Tahir kıran beni aradı ve sizi Haluk Ulusuyla barıştırayım, 100 yılda daha kolay şampiyon olursunuz “diye açıklama yaptı. Birde ekliyor bu federasyonun oyunudur diye. Tahir kıran futbol federasyonu yönetim kurulu üyesidir. Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birinin başkanı bunu söylüyor. İnana biliyor musunuz. Böyle bir şey başka yerde söylenecek ne kulüp başkanı kalır ne federasyon başkanı ne spordan sorumlu devlet balkanı. Gecen seneyi hatırlasanıza BJK-GS maçına kalmış 1 hafta, BJK'nin ligde iddiası yok ve BJK başkanı çıkıyor ve bizim gönlümüz GS’ın şampiyon olmasından yana diyor. Ne gariptir ki o maçta BJK son dakika golüyle kazanıyor. Maçın devre arasında soyunma odasının koridorun da Cordovayla bazı futbolcular kavga ediyor ve Sergen hocaya “bunu maçtan çıkart” diye bağırıyor. Herhalde Cordova aynı mekanda karşılaşıp kız kavgasına girdikleri için değildir.
-Bundan sonra nemi olur? Hiç bir şey olmaz. Neden mi? FB yi ligden düşüremezler.
Çünkü
-Süper lig sıradan bir lig olur
-Kimse maça gitmez hatta GS ve BJK nin taraftarları bile
-İlgi azalınca yayıncı kuruluş batar
-Yayıncı kuruluş batarsa GS ve BJK parasız kalır.
Sizin anlayacağınız FB düşmesine ilk GS karşı çıkar.
-Size verdiğim örnekler aklıma gelenler. Aklıma gelmeyen bir sürü var daha. Hatta bir gün kütüphaneye gittiğim zaman denk gelmişti. Türkiye’deki şikenin belgesi değil kitabı bile var. Bütün şikeyle ilgi konulardaki telefon görüşmeleri var o kitapta. Öle sarı çizmeli Mehmet Ağada değil. Herkesin tanıdığı bildiği, bilmem ne hakemin, bilmem ne kulüp başkanının, bilmem nerenin teknik direktörünün telefon konuşmaları. Asıl soru Türkiye de şike var mı değil. Hangisi daha az yapıyor yada daha profesyonel, çaktırmadan işini hallediyor olmalı. Hepside biliyor ve hepside korkuyor çünkü hepsi bunun bir parçası.
-Bunlar normal arkadaşlar inanın çok normal kimse şaşırmasın. Neden mi? Konuşulan konu ne? Futbol. Futbol bir Özel Federasyon mu? Evet. Pekala, Federasyonun başında kim var Haluk Ulusoy. Spordan sorumlu devlet başkanı kim? Mehmet Ali Şahin. Pekala, Mehmet Ali Şahin federasyon seçimlerinde Haluk Ulusoy şaibelidir, hakkında şike iddiaları vardır dememişmidir? Evet. Şimdi baş da ki sorumu tekrar soruyorum Federasyon başkanı kimdir? Haluk Ulusoy. Bilmem anlatabildim mi!
-Size yukarıdaki bahsettiğim belge. Devletin “kelebek operasyonu” diye takip ettiği zaman kaydettiği konuşmalar. Bende uzun süre önce sanal ortamda gezerken bir haber sitesinden almıştım. Demek bugünler içinmiş.
Ek:
“Çıkar amaçlı suç örgütü lideri' olduğu iddiasıyla yargılanan Rizeli Sedat Peker'in abisi Vedat Peker, maç için gerekli girişimlere başlıyor.”
10 Mayıs 2004 (Saat: 13.15)
VP: Şimdi prim de yollanacak herkese.
X: Göndeririz ya!
VP: Bursaspor, Beşiktaş'a prim yollayacak.
...
X: Başkanım sana geleceğim, beni reise götüreceksin.
VP: Gel. Ama reis yok, problem var biliyorsun. Telefonla elimizden geleni yaparız.
X: İnşallah! Onun selamı yeter.
VP: Hayır! Prim yolluyorlar.
X: Baba yolluyorlar da! Sergen'i çağıracaksın, iş bitecek da! Sergen bizim evladımız değil mi? Gerçi ha reis, ha sen fark etmez. Baba yanına geleceğim.
VP: Para al gel, para! Anladın mı? İsteyene prim falan yollamayın, para getirin. Prim var! Söylemiştim sana, anlıyorsun değil mi? Canlı para getir. Sorumlusu benim paranın.
X: Canlı olmaz da, tamam hallederiz.
Çok koşan Sinan'a küfür!
"Gereğinden fazla koşan" Sinan'a öfkelenen Vedat Peker, kimliği açıklanmayan bir kişiyle şunları konuşuyor:
15 Mayıs 2004 (Saat: 19.33)
VP: 11 numara Sinan var ya!
X: Abi, o özellikle koştu, abi biraz koşması lazımdı.
VP: Yok yok, .... çocuğu gol atmak için oynadı.
X: Yok abi! Sergen konuşmuş şimdi abi. Yemin ediyor öyle bir şey yok.
VP: Sergen mi diyor?
X: Evet.
VP: Ne dedin Sergen'e? .... edecek Vedat abin dedin mi?
X: Evet abi. Hiç koşmasak olmaz!
VP: Tamam onu da kaybetmeyelim! Hepsine teşekkür et, Sergen'le konuş. Hepsiyle konuş, hepsine teşekkür et.
X: Konuşacağım tabii abi!
VP: Uçakta beraber olacağım zaten hepsiyle ya!
Kafanı takma
Rizespor Futbol Şube Sorumlusu Peker, maç günü 0543 334 .... numaralı hattı arıyor. Dosyada hattın sahibi belirtilmiyor. Aldığımız bilgilere göre, numara o tarihte Sergen'e aitti.
15 Mayıs 2004 (Saat 12.37)
VP: Sen oynamayacakmışsın, haberin olsun!
X: Tamam abi. Merak etme abi.
VP: Aman gözünün yağını ... seyirci var ya! Var ya kalbim durmaya başladı ya!
X: Yok be, bir şey olmaz ya. Sen kafanı takma.
'Reis olmasa bu takım küme düşmüştü'
Sedat Peker'e yakın isimlerden Yaşar Durmuşoğlu'nun, maç akşamı Hasan isimli kişiyle yaptığı telefon konuşması, Rize'de yaşananların özeti gibi.
15 Mayıs 2004 (Saat:22.29)
YD: Baba böyle bir stres olmaz! Hiç oynamadılar abi, kaleye gidemiyorlar! Hakem bir penaltı verdi de, kurtardı bizi be. Ya reis olmasa, bu takım küme düşmüştü Hasan!
H: Bir de pankart asmış, "Vedat Peker seninle gurur duyuyoruz" diye! Onu yazanı ...! Ulan bunun neresinden gurur duyuyorsunuz!
YD: Vedat Peker diye bağırdılar desem, reis bunu...
...
H: İyi ki sen kapışmadın onunla!
YD: Benimle nasıl kapışacak? Görevli geldim buraya! .... onu vallahi billahi burada!
H: Beni makaraya saracaktı, gelmemem iyi oldu değil mi?
YD: Vallahi iyi oldu! Ama millet var ya, fino gibiydi be abi! Böyle süt dökmüş kedi gibi! "Kesin düştük" diyordu ya, bunu bir gördüler abi! Ama o Beşiktaşlı çocuklar var ya! Helal olsun! Ya o Serdar var ya! Seyrettin mi maçı?
H: Seyrettim seyrettim...
YD: Hasan, bu Rize takımı Fener'i nasıl yenmiş abi ya?
....
H: Bursa yendi, Akçaabat yendi, İstanbul yendi!
YD: Ya berabere kalsak var ya kesin düşüyor takım! Ulan bu reis var ya, büyük adam ya! Yok abi, reis olmasa vallahi gelmezdim. Takım harbi düşüyordu... Beşiktaş'a prim yollamış Bursa, çocuklar kabul etmemiş... O Serdar, Emre falan var ya! Ah be abi! Öyle bir şey olsa, kesin sahaya atlayacaktım.
H: Ya Tümer var ya Tümer! Tümer'le telefonda konuştum. "Biz ..... bayıltırdık" diyor.
YD: 5 yaparlardı bizi 5, 5!
H: "Fenerbahçe'nin karşında bizim için oynadılar. Bizim için çalışan takımı kümeye göndermemiz ayıp olur" dedi.
YD: O çocuklar, bizim evlatlar var ya! Onlardan Allah razı olsun, babaya da söyledim... Çocuklar bizi koridorda gördüler, hepsinin gözleri parlıyordu ya!


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla
