Geçen “sporcu” yazısını yazarken çok defa düşündüğüm bu konu aklıma geldi. Ancak uzun vadeli yatırımlar sonunda, getirisinden çok fazla kişinin nasiplenememesine rağmen insanlar neden performans sporcusu olur.
Ünlü İtalyan hakem Collina’nın röportajı.
Gazeteci: Bu kadar stresli olduğu halde neden hakemliği tercih ettiniz.
Collina: Dünyada kaç tane meslek vardır ki bir el hareketi ile onbinleri ayağa kaldırsın yine aynı şekilde yerine oturtsun.
Benim aklıma gelen iki tane ana sebep var. Birincisi insanın içindeki yarışma isteği. Her insanın bu duyguyu yaşar. Yaradılışımızdan gelir. Mahallede oynarken “ben daha hızlı koşarım” ile başlayan çekişme “benim babam senin babanı döver” ile davam eder. Geç kaldığımız bir yer için “bu saatten sonra yetişemezsin” denince “ben yetişirim” diye çıkışılır. Çok defa kağıdı buruşturup çöp kovasına basket atmaya çalışmışızdır. Anneler bile “bak bunu yemezsen büyüyemezsin, hızlı koşamazsın” diyerek kışkırtıcı kelimeler kullanır.
İkinci olarak da Collina örneği de olan ben merkezcilik. Göz önünde olma isteği ve kendini ifade etme şekli. Bazı insanlar şarkı söyler, bazıları resim yapar, bazıları da siyaset. Becerisi olanlarda sporla kendilerini gösterirler. Hangi şair vardır ki sadece kendi okumak için şiir yazsın. Ünlü olmak, herkesin yaşam tarzınızı merak etmesi, hiç görmediğiniz insanların sizin bütün hayatınızı ezbere bilmesi insanın içini gıdıklayan şeyler.
Olay bir bakıma doğum günü partisi. Herkes doğum günü kutlamıştır. O gün sizin gününüzdür. Partide gözler sizin üstünüzdedir, her şeyi yönetebilirsiniz. İşte ünlü bir sporcu olmak böyle bir şey. Sizin için her gün doğum günü partisi. Bütün gözler sizin üstünüzde. Atığınız bir golle, aldığınız bir sayıyla, yaptığınız bir güzel hareketle milyonların alkışlarını alabilir, onları heyecanlandırabilirsiniz. Söylediğiniz birkaç kelimeyle kitleri harekete geçirebilir, giyiminizle moda yaratabilirsiniz. Sınıftaki birkaç öğrenciyi diğerlerinden ayıran özelliklerden biridir. Okul müdürünün herkesin içinde sizi onure etmesi bütün sıkıntıları alır götürür. Antrenmanlardaki acıyı size unutturan budur
Dünyanın en büyük reklam araçları spor, müzik ve sinemadır. Bu yüzden büyük iş adamları spora yatırım yapar. Tabi başka nedenleri de var onu da ben söylemiyim. Dünyanın en zengin insanlarından olduğu halde Roman Abramoviç’i İngiltere Premier Ligi takımlarından Cehelsea’yi almadan önce kaç kişi tanıyordu. Dünyanın bütün büyük şehrine afişlerini astırsa yinede kimse bilmezdi.
Tabiki iyi bir sporcu olmanın ciddi bir maddi getirisi var. Fakat bunu sadece paraya bağlamak doğru olmaz. Çünkü milyonlarca performans sporcusu var ve bunların çok azı bunu ciddi manada paraya çevirebilmektedir. İyi sporcu olarak tanınmak gurur okşayıcı. Eğer her şey sadece para olsaydı Zinedine Zidane futbolu bırakmadan önce Luis Figo gibi Katara bir uğrardı.
figo.jpgfinis.jpgzidane.jpgbisiklet.jpg
Tebessüm
Maçın tam ortalarında oyunculardan biri hakemin yanına yaklaşır:
-Köpeğinizin ismi nedir?
-Benim köpeğim yok ki.
-Çok garip, hem körsünüz, hem de köpeğiniz yok!...
bu gece olmaz.jpg


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla

