Benim görüşüm ligleri kıyaslamak yersiz ancak , futbolun meyvesinin gol olduğunu düşünürsek , futbol seyircileri daha çok çekimeli ve bol gollü maçları seviyor galiba. Konu taraftarlık olursa , çoğu zaman sonuç önemli.
Almanya: Bundesliga 1 de ne kadar disiplin olsa da , yeni jenerasyondan daha çok defansif yapıda oynayacak oyuncular çıkaramıyor. Takımlar arasında da dengesizlik var. Bu sene fazla takip edemesem de geçmiş zamanlardan aklımda kalan genelde maçlar gollü geçer. Bahis için üst oynamanız iyi olabilir

Bu ligde gol yemeyen takımlara bakarsanız attıkları gol sayısının da düşük olduğunu görürsünüz. Tamamen İtalya'nın düzenlediği kısır sistemin düzeni içinde ilerliyorlar gibi geliyor bana. Ntv de yayınlanıyor bundesliga ligi sanırım hala. İzleyebilirsiniz. Yapacak başka şeyler varsa , o işi bırakıp maç izlemeye de değmez bir lig. Bayern Munich ambargosundan sonra bu ligin toparlanması zaman alacağa benzer..
Tribünlerin de Türkiye'de ki gibi ''laylaylalalayy oo .... '' diye bağırılırsa şaşırmayın. Leverkusen ve Frankfurt tribünlerinde duymuştum bunu.
Fransa : Her özellikde oyuncu olsa da , O.Lyon harici takımların oynadığı futboldan zevk almak zor. Geçen sene Lens takımı biraz izleyenleri mutlu eden futbol oynasa da bu sene onlar da kaybetmiş kendini. Irkçılığın yansımaları her zaman mevcut bu ligte. Genelde maçlarda bazı istisna takımları saymazsak az gol olur. Beraberliklerle dolu haftalar da, size şaşırtıcı gelmez.
Fransa'da çok uluslu bir devlet olduğu için , ne kadar iyi futbolcular çıkarsalar da hiç bir zaman , Fransa ekolü kurup onu dünya da yaygınlaştıramaz.
Bu ligte Marsilya-P.S.G maçlarının atmosferi gayet güzel olur. İki kulüp yönetimleri ve taraftarları anlaşamaz. Geçen sene Paris'te ki maçta , Marsilyalılar sağlanan bilet sayısını beğenmediği için , taraftar götürmeme kararı aldı ve yedek takım ile sahaya çıktı. Bu açıklamayı öğrenen tüm bahis büroları bu maçı listelerinden çıkardılar. P.S.G Marsilya'nın çoğunlukla yedek ve paf takımından oluşan kadroyu yenemedi. Marsilyalı gençler şampiyon olmuş gibi sevindi. Geçen sene böyle bir olay yaşanmıştı.
Bu ligin maçları kanal1 de yayınlanıyor. Can sıkıntısı olursa göz atın. Vasat denecek bir lig.
İspanya : La Liga'da endüstriyel futbolun kalelerinden biri. Akdeniz'in vurdumduymazlığından mı yoksa paranın kokusundan mı desem , liglerinde iyi futbolcular var da , iş milli takıma gelince değişiyor . Bu ligde bazı karşılaşmaların kendine has özelliği var. Real Madrid Barcelona derbisi her zaman her koşulda izlenir. Diktatör'ün takımı Real Madrid'e karşı , Barcelona tribünlerinden her zaman Katalan bayrağı açılır. Bu olayları başka zaman irdeleriz ancak , Real Madrid taraftarı faşist diktatörün , devre arasında Barcelona soyunma odasına girerek masaya silahını bırakması olayların boyutunu açıklamaya yeter de artar. Bu maçın sonucunu sorarsanız Real Madrid ikinci yarı coşmuştur ve 7 gol atmıştır. Bu maçların eski atmosferi , içine paranın bulaştığı futbolda kaybolup gider. İki takımında antrenmanlarını izlemek için bilet basıldığını düşünürsek durum vahim..
Atletico Madrid'i desteklerim ben de bu ligde..
Frente Atletico
Atletico Madrid -Real Madrid maçları da gerçekten cok iyi geçer.
La Liga Maçları Ntv veriyor. İzlenecek düzeyde maçlar olur , pişman olmazsanız genelde..
İtalya: Futbolda pislik kaçınılmaz ama en çok olan yer ise kuşkusuz İtalya'dır. Irkçılık takip edebildiğim kadarıyla , çok yaygın..
Futbolun tüm çirkin yönlerini göstermelerine rağmen , futbol oynanamaları ya da kendilerine göre futbol oynamayı defans olarak görmeleri düşündürücü bir durum. Ancak son dünya kupasını aldıklarını düşünürsek , önemli olanın futbol değil başarı olduğunu görüyoruz. 2004 Avrupa Şampiyonası'nda da , komşumuz Yunanistan aynı stili uygulayarak kupayı almıştı. Bildiğimiz gibi geçen sene ki olaylardan sonra Juventus kümeye düştü ve eksi puanla Seri B'ye başladı.
Roma-Lazio derbisi taraftarlar arasında eskiye oranla değer kaybetmeye başladı. Sol görüşlü Roma tribünleri ve aşırı sağcı Lazio tribünleri arasında ki olaylar eskiden çok fazlaydı ancak , şimdi olaylar bitmese de durulma noktasına geldi , en azından eskisi gibi değil. Roma tribünlerini idare eden grup tamamen sol görşülü olmaktan çıkıp , aralarına sağ görüşlü Romalılar'da karıştı. Olaylar ne yönde bilmiyorum ama iki tribününde beni eskisi kadar heyecanlandırmadığı bir gerçek.
Politika'nın futbolun üstüne çıktığı ender liglerden biridir İtalya Seri A. Milan baskanı Başbakan olmuştu hatırlarsanız. Kendilerinin devrimci olduğunu bildiğimiz Livornolular seri A ya çıkmadan önce bir pankart yaptırıp şehirlerine astırmışlardı. ''Berlusconi Geliyoruz'' anlamına gelen .
İtalya tribünleri , sokağın tribüne yansımasıdır denecek kadar iyidir. Livorno-Lazio maçları politik sebepten ötürü iki tribün arasında da gayet hoş geçer.Bunların yanınıda Torino-Juventus , Milan - İnter maçlarının iki taraf içinde anlamları vardır.
Napoli ikinci ligte 35 bin kişiye oynamıştır her zaman. Napoli'de Maradona oynamıştı oradan aklınızda kalmıs olabilir. Dünya Kupası'nda üçüncülük maçında
Arjantin İtalya maçı Napoli'de oynanmaktadır. Maradona'nın ''onlar sizi senede bir kez anca hatırlıyor , ben her zaman'' demesinden sonra bir grup Napoli taraftarı üçüncülük maçında Arjantin'i desteklemiştir. Napolinin gelir düzeyi düşük olduğunu ve dönemin iktidarı tarafından çingene muamelesini gördüklerini unutmamak gerekir.
İtalya'da , her ultras tribün grubunun manfestosu vardır. NO Al Calcio Moderno , diye başlayan maddeler endüstriyel futbolu reddederler. Modern futbol karşıtı bu manifesto , gerçek taraftardan aşağıda ki maddeleri benimsemesini ister.
İtalya hakkında uzun uzun yazılabilir. Uzatmayalım burada bırakalım.
İtalya Seri A , maçlarını Tv8 yayınlıyor.
İngiltere : Futbol izleyicilerinin tek geçtiği lig İngiltere Priemir Ligi sanırım. Bu lig güzel futbol oynanmasından öte , futbol endüstrisinin hepsini içine alır. Futbolun ekonomisinin kalbi , abartmak gibi olmasın ama buradan başlar. İngiltere futbolu üzerine ve dolayısıyla futbol üzerine yüzlerce kitap yazılmıştır. Türkçe'ye çevrilen ise 10-15 kadar.İmkanınız olursa alıp okuyabilirsiniz. Ekonomisine örnek vermek gerekirse , Manchester United kulübü taraftarı bir grup ,takımlarının satılmasını sebep göstererek , amatör kulüp kurarak 10. ligden baslamıtı.Şimdi öğrendiğime göre 7. kümedeler. Maçlarını yaklaşık 5 bin kişi takip ediyormuş.Futbol endüstrisi o ölçüde yani.
Herkes oturduğu yerin takımını desteklemesinden dolayı , tüm takımlar stadı kapasitesini neredeyse doldurur. Lig farketmez , aslolan futboldur.
İzlerken coşturan derbiler de mevcut bu ülkede.
Liverpool - Everton maçları başta gelir. Maviler ve Kırmızılar. Liman işçileri ''Liverpool'da iki takım vardır. Liverpool ve yedekleri'' der.
Newcastle United - Sunderland.. Bu maçlarda da senelerdir olaylar çıkar. Sevmez iki takımda birbirini.
Uzatmayalım neyse ,Eski Liverpool Teknik Direktör'ü
Bill Shankly der ki ;
''Bazı insanlar futbolun ölüm kalım meselesi olduğunu düşünür. Size temin ederim ki , o bundan çok daha ciddi bireydir.''
herkesi tatmin edecek ligi Tv8 yayınlıyor..