Otelin reviri var ama ağrı kesici yok, kol için askılık yok. Çıkan kolu da zaten bizimle birlikte gelen ürolog arkadaşımız taktı...

Aksilikler Varsoy otobüsünün Kartalkaya yolunda patinaj yapmasıyla başladı. Onca isim dururken, Varan ve Ulusoy firmalarından bir isim oluşturmak bile o firmaya güvenilmezliğin ilk adımı ama bilememiş bizim arkadaşlar; kiralamışlar. Hiç şakası yok, sol yanımız uçurum. Tekerlekler kabak. Zincir takıldıktan sonra anlaşıldı ki, şoförün karlı yol deneyimi de yok. Kalacağımız Kartal Otel'den yardım istiyoruz, nafile. Köroğlu Dağları'nın zirvesindeki otele 3 kilometre kala çoluk çocuk yürümek en güvenlisi.
Kartal Otel, Kartalkaya'nın en eskisi. Yıpranmışlık resepsiyondan başlıyor. 161 odalı. En soğuk olanı bize denk geldi. Hemen bir ısıtıcı gönderdiler, 6 dilimli. Kar montumuzu gece de çıkarmasak olurdu aslında. 500 kişilik restoranı, barları, diskosu, butiği ve marketi de var. Kayaktan arta kalan zamanları bowling, bilardo ve video oyunları ile değerlendirebilirsiniz. Yok ben o işlerden anlamam diyenler, fitness center, sauna ve yüzme havuzunda gönüllerince zaman geçirebilirler. 300 araçlık otoparkı, internet ve konferans salonu da mevcut.

Ammma ve lakin, Kartal Otel'in ciddi bir sağlık ekibi yok. Reviri var da, ağrı kesicisi bile yok. İrem'in kolu çıktı kayarken. Kızcağız kıvranıyor. Önce doktor arandı. Aile doktoru Tayfun Bey bulundu, bu kez ağrı kesici arandı. Otelin marketinden ağrı kesici satın alındı. Şimdi de çıkık askısı yok. Onu da bitişik otelin marketinden satın aldık. İrem'in çıkan kolunu yerine yerleştiren ise grubumuzdaki ürolog arkadaş oldu. Biz yine hafif atlattık. Ancak kayak yaparken olası tehlikeler arasında, boyun, bel, bacak kırılması ya da baş çarpmaları da var. Kartal Otel'e giderken kayak kıyafetlerinizle birlikte yanınıza mutlaka bir de doktor almayı unutmayın. İhtiyaç olmadı ama korkarım, Kartalkaya'daki otellerin itfaiyesi de yok.

BOĞAZ KÖPRÜSÜ KIR GAZİNOSU
Boğaz Köprüsü'nde yine yeniden bir ışıklandırma 'açılımı' yapıldı. Her iki yanda sıralı duran renkli flöresan tadındaki ampuller vardı da temassızlıktan mı yanmıyordu? Yoksa köprünün ışıltısı az geldi de yeni mi eklendiler?
Ne renk olacağına bir türlü karar verilemeyen köprünün eski renksiz ama asil halini özler olduk. İstanbul'un şiirselliği, doğası ve kendi renkleri zaten kendini anlatmaya yetiyorken bu lunapark efektleri köprüyü iyice kokoşlaştırdı. İkinci Köprü neyi başardı da, Boğaz Köprüsü gibi 'kır gazinosu' haline gelmekten kurtuldu bir bilsek! Bir çakıl taşları eksik, 33 yıllık oturaklı köprünün.
2010 Avrupa Kültür Başkenti olacak olan İstanbul'da yapılan her tür ışıklandırmanın bir teması olmalı. Bu temaya da belediyeciler değil tarihçiler ve mimarlardan oluşan bir ekip karar vermeli. Şu anda yapılmakta olan ışıklandırmanın temasını anlayan var mı?
Boğaz'ın incisi böyle renklendirilerek, 'bizim Tahtakale'de çok güzel işporta boncuklarımız var' mı denmek istenmektedir? Yoksa, Osman Kavran'ın Küçükçiftlik Lunaparkı'ndaki neşeli ortamını İstanbul'un göbeğine taşımak mı amaç? Oysa o ışıkların altında köprü daha da hüzünlü görünüyor bana. Belki de bu renk efektleri ile turiste Beyoğlu'nun arka sokaklarında tıpkı böyle pavyonlarımız var, bekleriz (şimdi onlar da pek kalmadı ya) diye bir gönderme yapılmaktadır... Gay'lerin Gökkuşağı bayrağını anımsatan bu renk cümbüşünün tek eksiği dev bir disko topu. Ya da biz anlayamıyoruz mesajı. Lambaların arızalı olanları da yansa belki, kaçırdığımız çok önemli noktayı yakalayıp, bağlantıyı kuracağız.

OYLUM TALU'NUN GAFLARI
Habertürk'te yayınlanan 'Burası Haftasonu' programını Özlem Gürses'ten sonra sunmaya başlayan Oylum Talu'nun gafları konuklarına zor anlar yaşatıyor.
Bir süre önce 'Yaprak Dökümü'nün senaryo yazarları Ece Yörenç ile Melek Genç, program konuklarıydı. Talu, her iki konuğu arasında yıllardır birlikte çalışmaktan dolayı telepati oluştuğunu ifade etmek isterken 'Siz birer vantrolog musunuz' demez mi? Yörenç ve Genç'in gülmemek için kendilerini zor tuttukları ekranda gözlerden kaçmadı. Başka bir programda, genç oyunculardan birine 'Senin de Türkan Şoray kanunların var mı?' diye soran Talu, genç kızın 'Evet, var' demesi üzerine 'Belli zaten senin iyi bir aileden geldiğin' deyince diğer konuklar buz kesti. Talu toparlamaya çalıştı ama nafile...

Talu'nun konuklarından biri de Osman Sınav'dı. Uyumayı pek sevmediğini belirten Sınav'ın bu durumuna Talu'nun yaklaşımı 'Hımm... Siz uyku hissini alıp kalkıyorsunuz demek ki' şeklindeydi.
Bıyıksız Profesyoneller Zirvesi için programına konuk alan Oylum Talu'nun anonsu izleyicileri ve konuklarını şaşırttı; 'Kadınlar gümbür gümbür geliyorlar. Özellikle iş hayatında kadınlar varlıklarını hissettirmeye başladılar. Hemen bir örnek vereyim, ÖSS'de bu yıl kadınlar daha başarılı'...

'Burası Haftasonu' programı daha önce Hakan Çelik ve Özlem Gürses'in kariyerlerinde önemli bir basamak oluşturmuştu. Hikmet programda mı, yoksa sunucusunda mı göreceğiz.