Doktora tezini tefrikalar üzerine yapan ve popüler edebiyat üzerine yoğunlaşan Yrd.Doç.Dr. Meltem Kanoğlu, Yelda Kırçuval'ın sorularını yanıtladı.
YELDA KIRÇUVAL: Öncelikle Tefrika nedir?

CEVAP:Tefrika, gazete ve dergilerde günlük olarak birbiri ardına çıkan devamlılık içeren yazılardır. Aynı zamanda 18.yy seri romanları için de söylenmiştir.Tefrika Fransızca kelime olan ‘Feuilleton’ dan gelmektedir.

SORU: Tefrika roman nedir aralarında ki fark nedir?
CEVAP:Tefrika roman yani ‘roman feuilleton’ gazete ve dergilerde günlük olarak bölüm bölüm yayınlanan seri romanlardır.

SORU: Tefrika romanlar neden var?
CEVAP:18.yy ’dan itibaren sanayileşme, kentleşme kağıdın ucuza üretilmesi ve özellikle okuryazarlığın kadınlarda artması nedeniyle,eserlerini memur sanatçı, işçi, çiftçi kadınlardan oluşan heterojen bir okur kitlesine sunmak, kendi ürettiği eserlerle hayatta kalabilen yazarların hedefiydi.Ayrıca milyonlar için kültür ve halk için edebiyat üretme çabası Balzac,Hugo,Suei Dumas gibi profesyonel yazarları halkın arzusu ve gereksinimi üzerine üretim yapmaya yönlendirmiştir.Tefrika romana örnek olarak, Monte Cristo Contu, Büyük Umutlar, Üç Silahşörler ve Suç ve Ceza’yı verebiliriz.

SORU: Peki bir kaç örnek de Türkiye’den alabilir miyiz?
CEVAP: Ahmet Mithat Efendi’nin "Dürdane Hanım" adlı romanı, Saffeti Ziya’nın "Salon Köşelerinde" adlı romanı, Peyami Safa’nın "Bir Akşam" adlı romanı,Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun "Sodom ve Gommore" adlı romanı ve Mahmut Yesari’nin "Çulluk" adlı romanları gibi.

SORU: Tefrika romanlar neden bu kadar etkiliydi ve şimdi neden yok?
CEVAP: Tefrika romanların etkisi kitleye hitap edebilmesinden kaynaklanmaktadır. Okur bu romanları okurken hayattan ve kendisinden çok şeyi özdeşleştirebilir, ait olabilir ve de belki de yaşayamayacakları farklı hayatları keşfederken eğlenebilir ya da öğrenebilir.Şu anda olmamasının en önemli sebebi de teknolojinin ilerlemesiyle televizyonun hayatımıza bu denli girmesidir.

SORU: Peki şimdi tefrika romanların bir karşılığı var mı?
CEVAP: Televizyonlarda var olan hatta arka arkaya sıralanabilen dizileri,günümüzün tefrika romanları olarak değerlendirebiliriz.

SORU: İlk aklınıza gelen örnekler hangisi?
CEVAP: Dudaktan Kalbe,Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu, Küçük Kadınlar.

SORU: Tam bu noktada "Yaprak Dökümü" dizisinin bu kadar fazla izlenmesini neye bağladığınızı sorayım.
CEVAP: Yaprak Dökümü, toplumun temel kurumu olan aile içindeki çatışmaları ele aldığından toplumun her kesimini ve farklı yaş gurubunu etkilemekte ve bu da toplumsal bir paylaşımı yaratmaktadır.

SORU: Şimdi Tv dizilerine baktığımızda o eski tefrika romanlarla nasıl bir paralellik görüyorsunuz?
CEVAP: Şimdiki dizilerin çoğunda toplumun beklentileri doğrultusunda ya eğlendirici ya da toplumsal sorunları paylaşan hayatın içinden örnekler verip seyirciyi bu olay örgüleri ve karakterlerle özdeşleşme durumunda bırakan bir ürün niteliği vardır.Ürün diyorum çünkü çoğu dizi,daha önce başarısı kanıtlanmış romanlardan,ya da Tv filmlerinden tekrar üretilmektedir.

SORU: Artık halk Tv dizilerini izlemek için farklı beklentiler içine giriyor yani lüks malikanelerde gecen aşk hikayeleri, mafya dizileri yerini Yaprak Dökümü gibi dizilere bıraktı.Halk Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe gibi dizileri daha fazla izliyor.Sizce bu değişimin nedeni ne?
CEVAP: Belki de bu konular artık tüketildi ya da rafa kaldırıldı daha sonra üretilmek için.

SORU: O zaman her şey ticari mi?
CEVAP : Bunu söylemek mümkün . Yaprak dökümü gibi diziler, denenip çok fazla izlendiği için öncesinde alınan traja güvenerek, ticari kaygı gütmeksizin üretim tercihleri bu yönde kullanılabilinmektedir.

SORU: Ahlaki bir dönüşten söz etmemiz tam yerinde olur mu?
CEVAP:Gelen talebe göre hiç kuşkusuz toplumsal ahlaki kaygı var diyebiliriz.

SORU: Yitirdiğimiz etik değerlere geri dönme arzusu da diyebilir miyiz?
CEVAP:Aslında toplumun böyle bir kaygısı olabilir ve bu doğrultuda örnek teşkil edebilecek paylaşım alanları görmek istiyor olabilirler.

SORU: Yani eskiden gazetelerde ki tefrikalar ve romanlarda gerçekten mesaj ve yönlendirme var ama şimdi durum biraz başka galiba?
CEVAP:Bu romanları yaratan yazarların neyi neden ve kime yazdıkları önemlidir zaten bu yüzden eserdir ama günümüzde dizi olarak hele hele Yaprak Dökümü'nün tiyatro oyunu olarak sergilenmiş olması, 2 defa film ve 1980’lerin sonunda dizi olarak farklı sekilerde tekrar tekrar üretildiğini düşünürsek, romanların ilk yazılma sebeplerinden farklı amaçlarla kitleye sunulduğunu söyleyebiliriz.

SORU: Birde kadın figüründen bahsedelim.Şimdiki dizilerde kadının yerini nerde görüyorsunuz?
CEVAP:Popüler edebiyatın bir türü olan beyaz diziler var ve eskiden bunlar dönemsel olarak kadınları ya sekreter ya hemşire ya da dürüst mağdur olabilen ev kadınları olarak yansıtırken günümüzde,iş kadınları ve ya ev hanımıysa bile dominant özelliklere sahip özgür kadınlar olarak betimlenmektedirler..Dizilerde de kadınları farklı rollerde görmek mümkün.

SORU: Peki bizim kadınımız diziler de doğru orantı da mı yansıtılıyor şu anda?
CEVAP: Bence dizilerde büyük kitlelere ulaşabilmesi için farklı kadın tiplemeleri sergilenmekte çünkü toplumumuzda yalnızca çalışan güçlü kadın yok. Ezilen mağdur olan kadınlarda var ve bir dizinin seyredilebilme oranının artması onun ne kadar çok kadına ulaşmasıyla orantılıdır.

SORU: Tekrar Yaprak Dökümü'ne dönmek istiyorum.Bu dizide yanlış batılılaşmanın getirdiği problemler yumağı var ve sizce bir endişenin getirdiği bir izlenimle mi orantılı bu yüksek reyting?
CEVAP: Romanın yazıldığı dönemi düşünürsek Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi Reşat Nuri Güntekin ve o dönemin bir çok yazarı gibi modernleşme çabasında ki toplum içerisinde modernleşme kavramı ve uygulaması acısından sorun teşkil edecek durumlar göz önünde bulundurulmalıydı. Küreselleşen bir dünyada toplumun içinde böyle kaygıların olması mümkündür. Yaprak Dökümünde de benzer bir kaygı olduğundan izleyici kendi kaygılarını dile getiren bir ortak alan buluyor diyebiliriz. Bu yüzden yüksek reyting alıyor.

SORU: O zaman Yaprak Dökümü'nden çıkarılacak çok ders var diyebilir miyiz?
CEVAP: Annem öyle söylüyor. Şaka bir yana…İzlenirken altı çizilmesi gereken çok önemli şeyler var. Toplumsal değerleri yitirmemek açısından bu diziler çok önemlidir. Ayrıca geçmiş yüzyılın ilk çeyreğinde yazılmış olmasına rağmen hala gündemini koruyor olması da düşündürücüdür.

SORU: Eskiden gazetelerde yapılan tefrikalarla,şimdi ki Tv dizileri arasında nasıl bir paralellik var?
CEVAP: Eskiden gazete trajları tefrika okuyan okurların ilgisine göre artıp azalabiliyordu,şimdi Tv kanallarının izlenme oranlarının da dizilere olan ilgiyle orantılı olduğunu söylemek doğru olur.eskiden kahvehanelerde okur yazar olmayan insanlar bile gelip tefrika okuyanları dinlerlerdi. Ayrıca 19 yy da bir gazete tefrikalarını çok ilgi görmesinden dolayı,saat başı gazete kiralıyordu. Düşünün tefrikanın önemini!

SORU: Gazeteler de tefrika olmalı mı? Toplumda okuma düzeyini arttırmakta ne gibi etkileri olur?
CEVAP: Bir tefrika roman okuyucusu, tefrika sayfasına gelene kadar gazeteyi gözden geçirmek durumundadır, bu da gazetenin tefrika dışındaki sayfalarını okunur hale getirmektedir. Ayrıca Tv seyircisinin okur yazar olsun olmasın,görsel ve işitsel olarak tükettiği ürünler sayesinde,roman okunacak zaman da dizi seyrettiklerini söyleyebiliriz. Oysa gazeteler de ilgi çeken tefrika romanlarla okuma alışkanlığını tekrar aşılayabilir ve tekrar okuyan bir topluma doğru gidebiliriz.

SORU: Son olarak ne söylemek istersiniz?
CEVAP: Belki de dizi yapmış olmak için dizi üretmektense, roman uyarlamalarına ve özgün senaryolara olan ilgi göz önünde bulundurularak özgün, nitelikli,belki de daha az sayıda dizi yapılmalıdır.Tefrika romanlara gelince,bu romanların tekrar ortaya çıkması gazete ve dergiler için ve bu alanda eser vermek isteyen yazarlar için yeni bir soluk olacağını düşünüyorum.