İnsanlar birbirine kot pantolon muamelesi yapıyor
‘Yaprak Dökümü’nün Fikret’i Bennu Yıldırımlar, insanların birbirlerine kot pantolon muamelesi yaptığını söylüyor: İnsanı olduğu gibi kabul etmek gerekir, değiştirmek değil…..
Tiyatroda ve televizyonda uzun yıllardır Fikret karakterini canlandıran Bennu Yıldırımlar, Özlem Süer kıyafetleriyle Hülya dergisine poz verdi. Gerçek hayatında oyuncu eşi ve kızıyla mutlu, sakin ve huzurlu bir hayat süren Yıldırımlar, medyada yer almaktan pek hoşlanmıyor. Başarılı sanatçı, tiyatrodan özel hayatına kadar pek çok konuda açıklamalarda bulundu…
* ‘Yaprak Dökümü’ dışında ‘Saygılı Yosma’ ve ‘Üç Kız Kardeş’ oyunlarında oynuyor ve seyirciden büyük alkış alıyorsunuz. Her gün bu kadar alkış duymak nasıl bir duygu?
Güzel bir şey tabii ki. Prova sürecinde belirlediğin doğruları tekrarlamaya çalışıyorsun sahnede. Bazen o kadar iyi gidiyor ki, sen de kendine şaşırabiliyorsun. Her sahneye çıkış büyük bir alıştırma. O açıdan tiyatro zevkli, kamera gibi değil, başka bir şey. Sürekli antrenman içindesin. Ayrıca sadece alkış için değil bu meslek.
PRENSES GİBİ HİSSEDİYORUM
* Bugün Özlem Süer kıyafetleriyle objektif karşısına geçtiniz. Kendinizi nasıl hissettiniz?
Kıyafetlerin tasarımcısı Özlem Süer, benim Erenköy Kız Lisesi’nden ortaokul arkadaşım. Aynı sınıftaydık. Yıllar sonra onunla bu şekilde buluşmak hoştu. İnsan Özlem’in giysilerini giydiği zaman kendini prenses gibi hissediyor zaten.
* Özlem Süer ünlü bir tasarımcı, siz ise ünlü bir oyuncusunuz. Tahmin edilen bir şey miydi sizin ünlü insanlar olabileceğiniz?
Genelde çocukların taklide yetenekli olanları, sanatçı olabilecek kapasitede görülüyor. Aslında ben oyunculuk hayaliyle büyüyen bir çocuk değilim. Apartmanımızda oturan üniversite öğrencisi komşularımız beni hayatımda ilk kez Taksim’e, operaya, baleye götürdüler ve o zaman ‘Acaba ben de bunu yapabilir miyim?’ diye düşündüm.
* Oktay Kaynarca da sizin okuldan arkadaşınızmış ve o yıllarda size aşık olduğunu itiraf etmiş. Ama siz pek ilgilenmemişsiniz onunla…
Ben o zamanlar 17 yaşındaydım, Oktay da benden birkaç yaş büyüktü. O yıllarda ilgimi müzisyenler daha çok çekerdi, yani flörtlerim hep müzisyenlerdi.
MÜZİSYENLERİ KISKANIYORUM
* Peki, sizin müziğe ilginiz var mı?
Ben müzisyenleri kıskanırım. Sesim de fena değildir ama bir enstrüman çalıp, ona hakim olmayı isterdim. Babam, ben 17 yaşındayken, ikinci el bir piyano satın almıştı. Ama 17 yaşında piyanoya başlamak çok doğru değil. Ancak çok azimli olmak gerekiyor.
* Hayatınız hep sizin kontrolünüzde mi oldu, istediğiniz şeyleri mi yaptınız?
Çok kontrolsüz bir hayat diyemeyiz belki ama konservatuvarı kazanamayabilirdim. Bu durumda ya gazetecilik ya da Yunan dili ve edebiyatı okurdum. Ama iyi ki de kazanmışım. Mutluyum, kendimi şanslı buluyorum. Hayatımda hiç ‘keşke’lerim olmadı.
* Uzun zamandır iyi giden bir evliliğiniz ve sekiz yaşında bir kızınız var. Bu anlamda da şanslı kadınlardansınız sanırım…
Tabii ki şanslıyım. Evliliğimde 12 yıl bitmek üzere, güzel bir evlilik. Bir çocuğum var ve eşim Bülent’le çocuk büyütmek çok keyifli. Kızım Ada müzikle ilgileniyor, bir yandan tiyatro yapıyor. Onu sahnede ilk gördüğümde çok etkilenmiştim. Hatta hafiften ağlamıştım. Annemler de etkilenmişti beni sahnede ilk gördüklerinde, benim kadar sakin bir çocuktan bunu beklemiyorlardı galiba.
* Evet; çok sakin, sesini hiç yükseltmeyen biri gibi görünüyorsunuz.
Sakin görünüyor olabilirim ama içim öyle değil tabii. Yeri geldiğinde öfkeli biri olabiliyorum. Özellikle saygısızlık yapıldığında. Beklerim, beklerim ve patlarım. Çok keskindir dilim. Seviyeyi bozmadan, çok güzel bir şekilde insanları iğnelerim. Benden beklenilmeyecek şeyler yapabilirim.
ÖFKELİ BİRİ OLABİLİYORUM
* Eşiniz Bülent Emin Yarar ile nasıl tanıştınız?
Konservatuvardan tanıyordum Bülent’i. Her zaman takdir ettiğim bir oyuncuydu. Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda oynarken İstanbul’a gelip gidiyordu. Gidip gelirken de yollarımız çakışıyordu. O çakışmalardan birinde ilişkimiz başladı.
* Artık her şey çok çabuk tüketiliyor. Siz ilişkinizi nasıl koruyorsunuz?
Hiçbir zaman sorunlu bir ilişkimiz olmadı. Biz kavga eden insanlar değiliz. Tipik ilişkilere çok uymuyoruz sanırım. Birbirinin alanına saygı göstermek çok önemli. Garip kıskançlıklar, garip engellemeler bizim için geçerli değil.
* Evli olmayı seviyor musunuz?
Biz uyumlu olduğumuz için her şey iyi. Evliliğe bir kurum gibi değil de, daha çok bir birliktelik diye bakıyoruz. Herkesin uyum içinde geleceğe ait kararlar alması, çocukla ilgili ortak hareket etmesi, birbirine saygılı olunması… Evliliğimiz bu değerleri içeriyor. Her şeyi paylaşabilmek bizim için önemli. Kimse birbirinden bir şey saklamıyor bizde.
* Etrafınızdaki evlilikleri, ilişkileri gözlemler misiniz? Nedir ilişkilere dair yorumunuz?
Yeni neslin daha farklı bir hayat tarzı var. Biz hayata karşı daha duyarlıydık. Dünyada neler olup bittiğiyle daha çok ilgiliydik. Artık insanlar daha umursamaz bir hal alıyor gibi. Bu, ilişkilerde de böyle. İnsanlar birbirlerine kot pantolon muamelesi yapıyor. Kot pantolonunuzu belki istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz ama insanlar kot pantolon değildir. İnsanı olduğu gibi kabul etmek önemlidir, düzeltmek ya da değiştirmek yerine… Çünkü bir insan ne kadar ‘Değişiyorum’ dese de yine özüne döner.
* Sizi sinema filmlerinde göremiyoruz, bunun nedeni ne?
98 yılından bu yana sinemada yer almadım ve açıkçası iyi bir projede yer almayı çok isterim. Daha iyi sinema filmlerinin yapıldığı ve herkesin oyuncu olarak kabul edilmediği bir ülkede olmak isterdim açıkçası.
Kendisiyle barışık bir insanım
Kendinizi güzel buluyor musunuz? Estetik operasyonlara karşı mısınız?
Yüzüne bakılmayacak bir insan değilim, onun farkındayım. Spor yapamıyorum ama yapanlara saygı duyuyorum. Estetik eğer kişiyi mutlu ediyorsa bir şey diyemem. Ama bir yandan da bu işin sonu yok. Bence her şeyden önce beynin güzel olacak. Beyin güzel olursa, gözler güzel bakar çünkü.
* Mutlu bir kadın mısınız?
Kendisiyle barışık bir insanımdır. Kendime göre takıntılarım var ama hayata dairdir bunlar. Beş yıl sonra ülke nereye gidecek, çocuğumun geleceği ne olacak gibi… Onun dışında mutlu bir insanım.
Ödül vermek benim hakkımdır herhalde
Sizi ne eğlendirir, nasıl bir eğlence anlayışınız var?
Üçümüz bir araya gelip de kahvaltı ettiğimiz zamanlar mutlu oluyoruz. Benim eğlencem ise bütün oyunları izlemektir. Şu aralar çok yoğunum, yoksa en kıyıda köşede kalmış şeyleri bile izliyorum. Herhalde ödül vermek benim hakkımdır, hiç kimse bu kadar oyun seyretmiyordur. Artık zamansızlıktan gidemiyorum, tabii bir de ilgilenmem gereken bir çocuğum var. Ada’yı gitmediği yerlere götürmeye çalışıyorum daha çok.
* Hayatınızın odağı kızınız Ada yani?
Ada doğduktan sonra böyle oldu. Ama bizim de kendimize ayırdığımız zamanlar oluyor. Aslında biz sakinlik seviyoruz, gerçi Bülent dört çocuklu bir ailede yetişmiş ama hepsi çok iyi anlaşıyorlar. İyi anlaşan dört çocuk yetiştirmek zor iş.
‘Ne oldu, boyları mı uzadı’ diyorlar!
Dizideki öpüşme sahneniz olay oldu, neden sizce?
Sanırım kafalarında Fikret’le ilgili bir Meryem Ana figürü var. İnsanların doğal olarak yaptıkları şeylerin bu kadar abartılması, tepki göstermesi enteresan. ‘Ne oldu, boyları mı uzadı?’ gibi tepkiler aldım. Yani tavır olarak, tarz olarak değişikler. Cinsellikle ilgili sorunlarımız olduğu da bir gerçek. Çok da sağlıklı bir toplum değiliz.
* Sorunlarımız sadece cinsellikle mi ilgili; ilişkilerimiz de sorunlu değil mi?
Farklı bir yetiştirilme kültürümüz var. Mesela ben flörtlerimi babamla tanıştırırdım. Şimdi hangi kız bunu yapabiliyor, ancak ciddi bir şeyler olursa ailenle tanıştırabilirsin. Birbirimize duygularımızı tam olarak anlatamıyoruz, o yüzden ilişkilerimiz de sorunlu oluyor.
Nereye gitsem gülüşümden tanınırım
* Sizi milyonlarca insan ‘Yaprak Dökümü’ndeki Fikret karakteriyle tanıyor. Tanımadığımız Bennu Yıldırımlar hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Evde düzen isteyen biriyim. Elimde toz beziyle dolaşmam ama düzen görmek isterim. Çocukken de annem babam çalıştığı için onlar yokken evi düzenlemek için uğraşırdım. Onlar geldiklerinde düzgün bulsunlar isterdim. Kimse fazla yorulmasın duygusu bende ağır basar.
* Şu hayattan şimdiye kadar ne öğrendiniz, aldığınız en iyi tavsiye neydi?
Sabırlı olmayı öğrendim. Bir de yaşanan anıların ne kadar değerli olduğunu ve daha çok gülmek gerektiğini… Ben çok gülerim ve kendime özgü bir gülüşüm vardır. Nereye gitsem gülüşümden tanınırım. Şaka yapmayı ve zekice esprileri de severim. Zeka hayranı bir insanım.


LinkBack URL
About LinkBacks
‘Yaprak Dökümü’nün Fikret’i Bennu Yıldırımlar, insanların birbirlerine kot pantolon muamelesi yaptığını söylüyor: İnsanı olduğu gibi kabul etmek gerekir, değiştirmek değil…..
* Sizi milyonlarca insan ‘Yaprak Dökümü’ndeki Fikret karakteriyle tanıyor. Tanımadığımız Bennu Yıldırımlar hakkında neler söyleyebilirsiniz?



Alıntı ile Cevapla